gencdiyaliz forum

Tam Versiyon: Diyaliz ve Sanat üzerine röpartajlar
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Arkadaşlar burada benim http://www.tutunamayanlar.net/detail.php?id=354 sayfasi için röpartaj var orada diyalizlede ilgii soru vardi bu konudada sanatla uğraşan insanlara diyaliz hastalarına örnek olmak isterim,bu söyleşiyi paylaşmak isterim : )
calismalarim burada http://fantasticvolk.deviantart.com görülebilinir...

ilistratör Volkan Korkmaz la söyleşi
Grafik sanatı ,mesleki adım ilistratör ,dijital ressamda deniyor,tarz olarakta gerçeküstü,fantastik figüratif ağırlıklı resim yaptığımı söyleyebilirim,ama daha açıklayıcı olmak gerekirse...
Röportaj: tutunamayanlar

Yaptığınız sanatı nasıl tanımlıyorsunuz ,mesleğiniz nedir ?

Grafik sanatı ,mesleki adım ilistratör ,dijital ressamda deniyor,tarz olarakta gerçeküstü,fantastik figüratif ağırlıklı resim yaptığımı söyleyebilirim,ama daha açıklayıcı olmak gerekirse,kitap kapak ressamı da diyebiliriz.



Eğitiminizi ne üzerine yaptınız?Eğitiminizin sanatınız üzerine etkileri neler oldu? Eğitiminizle ilgili gelecekte neler planlıyorsunuz.?

Grafik eğitimi aldım,fakat ülkemizde grafik eğitimi daha çok reklam ve piyasaya ağırlıklı olduğu için çizim yönümü tamamiyle kendi çabalarımla geliştirdiğimi söyleyebilirim,ülkemizde hala grafik sanatı ve ilistrasyon kavramı daha oturmuş değil,hala insanlar bu konular hakkında fikir sahibi değiller,tabi okumayan araştırmayan her şeyi televizyondan öğrenen bir toplum için normal bir durum ,yinede internetin gelişimiyle bu konuda ilerde güzel şeyler olacağına inanıyorum.Kendim için eğitim konusun da şunu diyebilirim her gün yeni bir şey öğreniyorum diyebilirim, resim yaparken sanki hiç resim yapmamış bir çocuk gibi heyecanla başlayıp yeni bir şeyler keşfetmek bana keyif veriyor.

Sanatınızı nasıl, hangi ortamda ve hangi aletlerle icra ediyorsunuz?


Uzun yıllar geleneksel metotlarla (karakalem v.s ) kağıt üzerine çizdikten sonra son 2-3 yıldır çizdiklerimi dijital ortama aktarıp,renklendiriyorum,son olarak ta grafik tabletle tam dijital boyama yapmaktayım,bilgisayar gerçekten bir ressam için sınırsız bir malzeme sunan muhteşem bir araç,hala pek çok insan bilgisayarla yapılan çalışmaları sanat olarak görmese de benim ortaya konulan eserin neyle yapıldığından ziyade ortaya konulan fikrin ve resim evrenin güzelliği bende uyandırdığı hissidir.O yüzden malzeme kalem olur boya olur mouse olur,kibrit çöpü olur,Düşünceyi anlatan her yol araç ,fikir amaçtır…

Sanatınızda sizi etkileyen sanatçılar kimler

Bosch ,Leonardo vinci , Escher, Beksinksi Türkiye’den Galip Tekin ve pek çok iyi çizer.

Eserlerinizde neyi anlatıyorsunuz.

Yaptığım resimlerde kendi hikayelerimi bilinçaltımı dünyayı evreni ,savaşları acıları mutlulukları,yani doğduğumdan bugüne tüm görüp duyduklarımı anlatıyorum,aslında ilk başta bakıldığında saçma sapan şeyler gibi algılasan da her zaman gerçek dünyadan bir şeyler var,birazda kendi varoluşumu resimlerimle dünyaya sunan ,bir hikaye anlatıcısıyım diyebilirim,bu anlamda ,resim her zaman sihirli bir yolculuk , her resim yeni bir macera ve heyecan desem yeridir.

Evren dünya yaşam ve toplum hakkında neler düşünüyorsunuz. Ve bu bakış açınız eserlerinize nasıl yansıyor.


Yaşadığım toplum konusunda yaptığım işe bağlı olarak bir yabancılaşma süreci oldu,fakat bir şekilde bu topraklarda büyümek,dünyanın hiçbir yerinde olmayan farklı bir duygu,her ne kadar anlaşılamamak kötü olsa da bu ülke cennet…Evren konusuna gelirsek ben birey olarak kendi iç dünyamı,kendi evrenimi resimleyerek yine bu koca evrene sunuyorum,aslında hepimiz bu bütün küçük parçalarıyız.her üretilen işle dünyaya bir şeyler veriyoruz,bu anlamda evrene ufakta olsa katkıda bulunmak ,yeni bir şeyler yaratmak bu şekilde evrenin bir parçası olmak olağanüstü…

İlgilendiğiniz diğer sanat alanları var mı ?



Müzik ve sinema başta olmak üzere tüm sanat dalları diyebilirim,zaten bütün sanatları kardeştir ve bütün kardeşleri tanımak ,anlamak gerekir ki dünyanız daha da genişlesin,örneğin resmi, müziğin etkileşimi olmadan düşünemiyorum,her nota benim aklim da resim olarak dönüşüp daha sonra kağıda çizim olarak dökülür.Sinemada aynı şekilde her film bir macera bir hikaye olarak bilinçaltıma yerleşmekte.Film konusunda da şunu söylemek isterim ki kendi çizdiğim her resmin hikayesi,başlı başına bir film olabilir diye düşünüyorum, bir hikayeyi tek karede sunmakta keyiflide olsa bir gün belki çizgi film yapmak isterim.

Diyalize bağımlı bir insan olmak sanatınızı nasıl etkiledi. Benzer durumda olan sanatçılara buradan tavsiyeleriniz var mı ? Neler?


Güzel soru,aslında hayatımda diyalizden önce ve diyalizden önce diye ikiye ayıra bilirim,gerçekten böyle ağır bir hastalıkta hele özgürlüğünüze düşkün bir insan olup başka insanlara haftada 3 günde olsa bağımlı olma duygusu gerçekten ilk dönem bir genç olarak zoruma gitmişti,halada zorluklarını çeksem de,bu süreçte yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi erken yaşta görmüş birisi olmak, sanatsal anlamda da derin etkiler bıraktı,aklımda düşünsel anlamda yeni kapılar açıldı diyebilirim,ayrıca resimlerim çoğunu bu 4 saatlik diyaliz sürecinde çizip evde renklendirmiştim,gerçekten insanın en zorlu zamanlarında bile güzel bir şeylere imza atabileceğini gösteriyor,yeter ki istesin ve zorlukları ve acıları güzel bir şeylere dönüştürmeye bilsin,bana göre sanat bir dönüşüm işidir ve yaşadığınız mutlukları ve acıları ve dünyadaki olayları bir şekilde sanatınıza dönüştürdüğünüzde o yaşananların hakkını vermiş olursunuz,yoksa eğer yaşanınlar size bir şeyler vermiyorsa boşuna yaşanmış zorluklardır.Bu illa resim olmasada şiir ,şarkı hatta sanat ürünü bile olmayıp sadece fikir olup bir şekilde dönüşmelidir. Aynı durumdaki insanlara diyeceğim ise kaybettikleriyle değil ellerinde ne var onunla ilgilensinler ve yılmayıp üretsinler çalışsınlar,mutlaka güzel bir şeyler ortaya çıkacaktır.ayrıca 3 yıldan beride organ bağışı konusunda mücadele ettiğim http://www.gencdiyaliz.com sitesi görülebilinir.

Hiç sergi açtınız mı, yahut açmayı düşündünüz mü?


Aslında yakın tarihte düşünüyorum ,internetin gelişimiyle artık bütün dünyaya ulaşabiliyor,iyi bir iş yaptığınızda dünyanın her yerinden insanlar tarafından görülebiliyor,ama zamanı geldiğinde bir sergide açıp internet kullanmayan insanlara da ulaşmayı düşünüyorum.


Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz? Eserlerinizi satıyor musunuz? Satıyorsanız alıcılar sizi nereden buluyor? Hangi kitle eserlerinizi almak istiyor?

Online olarak web sitelerinde satış yapsam da pek insanlar dijital resim satın almıyorlar,onun yerine bilgisayarların masaüstünde görmeyi tercih ettiklerini söyleyebilirim,insan tabi ki yaptığı işten para kazanmakta istiyor,bu noktada grafik eğitimi almış olmam işime yarıyor diyebilirim,daha çok freelancer (serbest) web tasarımı ve grafik işleri yaparak hayatımı idame ettirmeye çalışıyorum.

Hiç aşık oldunuz mu ve aşkı nasıl tanımlıyorsunuz. Aşkın sizin sanatınızda ektisi oldu mu?


Aşksız hayat oluyor mu ki ? : )olmaz tabi evet bende birkaç kez oldum sanırım,platonikte oldu,karşılıklıda bir şekilde her aşk da yaptığım pek çok resme yansımıştır,acılar mutluluklar gibi aşkta hayatın vazgeçilmezi nede olsa,örneğin fairy tale (masal ) resminin eskizini platonik aşk yaşadığım bir dönemde yapmıştım.
[Resim: life_ship_in_lifeSea_by_fantasticvolk_resize.jpg]
[Resim: Fantasticvolks_magicalworld.jpg]
[Resim: Man_with_land_by_fantasticvolk_resize.jpg]
[Resim: 12_resize(1).jpg]
Arkadaslar kendi röpartajlarimi biraz utanarak ama yazi özellikle diyalizle ilgili olduğu ve benim gibi diyalize giren insanlara örnek olması insanların hayata küsmeden herturlü zorluktan güzel birşeyler çıkarabileceğini göstermek için,bu seferde hürriyet gazetesinin bir eki için benimle yapılan röpartaji eklemek istiyorum buyrun : )

Adınız, soyad. Yaş. Nerede doğdunuz, kardeşiniz var mı.

Volkan korkmaz 1979 iskenderunda doğdum.bir ablam var.


Hastalığa ne zaman yakalandınız. Nasıl teşhis konuldu. Hangi hastanelere gittiniz. Doktorlar durumunuzla ilgili neler söylediler. Bu dönemde yaşadığınız acı tatlı olaylar.

Aslinda 1999 dan beri zaman zaman midemde yanmalar ağrılar olmasina rağmen psikolojik olabilr diye geçeceğini düşünerek sorunun üzerine gitmemiştim fakat artık dayanılmaz hale gelince artık yeter diyip 2002 yilinda gittiğim bir üniversite hastanesinde kan tahlili sonuçlarımın yüksek olması üzerine. teşhis icin hastaneye yattım 10 günlük izlemeden sonra kronik böbrek yetmezliği tanısı kondu.daha sonra 2 yillik ilaç tedavisi ve 2004 yilinda kan değerlerim yükselmeye başlayınca doktorlar diyalize girmeden babamdan organ nakli yapmak istediler fakat babamdaki tansiyon probleminden vazgeçildi ve daha sonradan akdeniz üniversitesinde diyalize başladım.ilk dönem gerçekten zordu çünkü 2 yil boyunca diyalizle ilgili pek çok şeyi öğrenmiş ve korkularım dahada artmıştı,öyle bir durumda bütün hayatınızın birden bir makinaya bağımlı olduğu düşüncesi genç bir insan için gerçekten zor olabiliyor.Gerçekten ilk haberi aldığımda gerçekten çok zorlandim,bütün hayatım kararmıştı,böyle durumda sadece kendisinin hasta olduğunu düşünürken birden başka insanlarında aynı durumda olduğunu görmek insana farklı bir bilinç ve farkındalık kazandırıyor.Beni bu sürecte derinden etkileyen ve yaşama döndüren akdeniz üniversitesin hemodiyaliz salonunda henuz 5 yaşinda olmasina rağmen diyalize giren ama herşeye rağmen sondayla bile olsa dansedebilen minik sevimli kızı görmek ve daha sonra antalyadaki engelli arkadaşlarla tanışmam oldu.Bütün bunlar hayata bütün bakış açımı değiştirdi diyebilirim.Daha çok şükretmeyi ne durumda olursak olalim birşekilde mutlu olabilmeyi öğrendim.Evet o minicik kız bana hayatim boyunca öğrenemdiğim değerli birşeyi bir günde ögretti. ‘’ Ondaki gücü gördükten sonra kendi çocukluğumu geçen güzel günlerine şükreder o çocuk yüreğindeki güce hayran kalırım. Umarım o da Annesinde alacağı organla en kısa zamanda kurtulur.. ‘’


Dyalizin zorlukları neler. Haftada kaç kez diyalize giriyosunuz Sizden neler aldı ve kazandırdı.


Diyalizin en zor yanı 4 saatte olsa kendinizi başka insanlara teslim etmeniz ve diyalizde olabilecek tansiyon,başağrısı v.s gibi etkiler.ama burdada önemli olan bulunduğunuz merkezdeki ekip .Gerçekten diyalize girdiğiniz yer iyi ve işini seven insanların olduğu bir merkezse sizide pozitif anlamda etkiliyor yoksa hastalığın yapamadığı moral bozukluklarını yaşıyabiliyorsunuz,nede olsa belli bir süre sonra bir aile gibi oluyorsunuz.Ailenizdeki huzursuzluk ortamı ister istemez size yansıyabiliyor.Onun dışında 1 hafta içerisinde 3 gün gitme zorunluğu özğürlüğün kısıtlanması zor.Ama insan herşeye alışıyor işte . zamanın ve hayatın değerini daha iyi anlıyorsunuz.Diyaliz benden neler aldı derseniz aslinda aldığı şeyler verdiklerinden az çünkü gerçekten hayatınızda diyaliz öncesi ve sonrası olarak farkli bir boyut oluyor.bu ortamda insanları olayları.yaşamları hatta ölümleri dahi gördükçe hayatın anlamını değerini daha yakından inceleme fırsatı buluyor.şükretmeyi hayatın sadece görünen bir yanı olmadığını.zorlukların içinde bile güzel şeylerin bulunabileceğini görüyorsunuz..
Sonuçta hayat hep devam edecek bizle yada bizsiz.. Unutmamak gerek ki Diyaliz olmasa bizlerin yaşama şansı yoktu, bundan 25-30 sene önce hasta olmuş olsaydım malesef yaşamıyor olacaktım.Bundan şu çıkıyor ki Diyaliz bizlerin hayatını sürdürebilmesi için verilmiş bir yaşam hediyesidir, bu hediyenin değerini bilip, bundan sonraki yaşamınızı en iyi şekilde değerlendirmek gerekir. En azından size verilen bu hediyenin yani hayatınızın anlamını bulmak için kendinize bakmanız ve bundan sonraki hayatımda geçmişimde yapamadığım neleri yapabilirsiniz diyebilirsiniz. Ya da bütün dünyadaki onca acı çeken insana rağmen, kendinizi dünyadaki en zor hayat yaşayan insan olarak görüp sizi sevenleri ve kendinizi üzebilirsiniz.

Sevgiliniz var mı Mesela diyalizde tanışmış olabilirsiniz belki bilmiyorum ?


Aslinda diyaliz sürecinin bu şekilde kolayca atlatmamı sağlayan eski sevgilimdi.öyle zor bir durumda bütün desteğini vererek beni tekrar hayata döndürdü diyebilirim.fakat cok uzak mesefelerden dolayı ayrılmak zorunda kaldim fakat hala birşekilde dünyanın bir ucunda da olsa desteği oluyor.Gerçekten bu tip hastalık durumlarında aile ve sevdiğiniz insanların desteği gerçekten çok önemli buradan aileme ve beni seven yürekleriyle destek olan insanlara gönülden teşekkür ediyorum.Eğer sevdiğiniz insanlar bu tip durumlara düşerse onlara sevginizle sarılın gerçekten sevginin yanında en zor hastalık bile eriyip mutluluğa dönüşecektir: )

Resim yapma merakınız nereden geliyor. Ne zamaları resim yapıyorsunuz. Resimlerinizdeki temalar neler. Neden böyle bir şey yapma ya ihtiyaç duydunuz. Eğitiminiz ne nereden mezunsunuz. Eğer okuduysanız bu zor olmalı.

Resim benim için bir tutku ve yaşam biçimi....Hep içimde olmasına rağmen,20 yaşıma kadar hayatımı tamamen kaplamamıştı,o yaştan sonra artik ne yapmam gerektiğini farkedip daha sonradan akedemik eğitim alıp Mersin Üniversitesi grafik bölümünden 2005 yılında mezun oldum,son 1 yılı diyalizle beraber zorda olsada normal hayatıma hep devam etmeye çalıştım,birşekilde okulumu uğraşarak bitirdim.eğitimim daha çok reklam ağırlıklıda olsa daha sonradan kendimi iice tanıyarak resim yapmam gerektiğini dünyaya geliş amacımın bu olduğunu farkettim.zaten yaratma tohumu bir kez içinize atılmışsa artık o tohumu sürekli beslemeniz gerekir,taki dev bir ağaç olana kadar : ) Resimlerimde her nekadar fantastik bir dünyada anlatıyor görünsem aslinda kendi yaşadığım zorlukları.dünyanın gerçekleri acılarını mutlulukarını birşekilde kağıda aktardığımı düşünüyorum.zaten bana göre insanın yaşadığı zorlukları sanata çevirdiği takdirde yaşadığı zorluklara saygı duymuş onların hakkını vermiş olur.Yoksa yaşadığınız zorlukar kötü anılar olarak akilda kalmaktan öteye gidemeyecektir.Hayatta yaşanan herşey olması gerektiği gibi ve mutlaka güzel birşeye dönüşmeli yoksa içinizde size zarar verebiliyor.


. Hastalığınızla nasıl savaşıyorsunuz. Sizi ayakta tutan nedir?
Gelecekle ilgili planlarınız neler


Hastalıkla savaşmıyorum onu kucaklıyorum aslinda .evet tabiki bütün hayatınızı etkileyen zor bir şüreçde olsa ,içinizde yaşam sevinci ve umut varsa ve yapacak çok şeyiniz varsa zaten güçlü oluyorsunuz.Genç bir insan için özgürlüğü kaybetmek en zor olan şey,yolun başındasınız ve yapacak çok şeyiniz var ama hayat engel oluyormuş gibi geliyor fakat sonradan farkediyorsunuz ki herşey olması gerektiği gibi ve bu süreçler kendi yaşam yolunuzda sizi okadar güzel yerlere getiriyorki size verilen dert için Tanrı’ya teşşekur bile edebiliyorsunuz..Tabiki insanoğlu keşke hastalıklar olmadanda hayatın değerini anlıyabilse,ama olan olduktan sonra dahada kötüsü olabilrdi,o yüzden hep şükrediyorum.Şükretmek gerçekten önemli eğer elinizdeki ne kadar kötü bir durumda olsa şükretmedikçe dahada kötü durumlara düşebiliyorsunuz.Aynı durumu yaşayan hatta çok daha kötü durumda olan insanlarada diyeceğim mutlaka birşeyler üretsinler.sanatla ugraşsınlar.fikir üretsinler üretmek dünyaya birşeyler verebildikçe insan dahada mutlu oluyor .ne yaparsaniz yapın ortaya birşeyler çıkarın mutlaka bu resim olur şiir olur.bir ağaç bile yetiştirseniz birşeyeler yapın derim bu sizi hayata bağlayan en önemli şey olacaktır. Beni diyaliz sürecinde bana ençok güç veren şeylerden biriside bu yüzden resim olmuştur.
Gelecekle ilgili en büyük planım kaybettiğim sağlığıma tekrar kavuşmak tabiki,çünkü dünyanın en büyük hazinesi sağlık ve onu kaybettiğinizde değerini iice anlıyorsunuz.




Diyalize bağımlı bir insan olmak sanatınızı nasıl etkiledi. Benzer durumda olan sanatçılara buradan tavsiyeleriniz var mı ? Neler?


Güzel soru,aslında hayatımda diyalizden önce ve diyalizden önce diye ikiye ayıra bilirim,gerçekten böyle ağır bir hastalıkta hele özgürlüğünüze düşkün bir insan olup başka insanlara haftada 3 günde olsa bağımlı olma duygusu gerçekten ilk dönem bir genç olarak zoruma gitmişti,halada zorluklarını çeksem de,bu süreçte yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi erken yaşta görmüş birisi olmak, sanatsal ve düşünsel olarak ,aklımda yeni kapılar açıldı diyebilirim,ayrıca resimlerim çoğunu bu 4 saatlik diyaliz sürecinde çizip evde renklendirmiştim,gerçekten insanın en zorlu zamanlarında bile güzel bir şeylere imza atabileceğini gösteriyor,yeter ki istesin ve zorlukları ve acıları güzel bir şeylere dönüştürmeye bilsin,bana göre sanat bir dönüşüm işidir ve yaşadığınız mutlukları ve acıları ve dünyadaki olayları bir şekilde sanatınıza dönüştürdüğünüzde o yaşananların hakkını vermiş olursunuz,yoksa eğer yaşanınlar size bir şeyler vermiyorsa boşuna yaşanmış zorluklardır.Bu illa resim olmasada şiir ,şarkı hatta sanat ürünü bile olmayıp sadece fikir olup bir şekilde dönüşmelidir. Aynı durumdaki insanlara diyeceğim ise kaybettikleriyle değil ellerinde ne var onunla ilgilensinler ve yılmayıp üretsinler çalışsınlar,mutlaka güzel bir şeyler ortaya çıkacaktır..Bazen düşünmüyor değilim,acaba diyalize hiç girmeseydim tüm bunlar ortaya çıkabilrmiydi ? diye : )




Gelecekle ilgili planlarınız neler. Bunlarla bir sergi açmak isyormusunuz?


İlk hedefim sağlıma kavuşmak tabiki .sanatla ilgili olarakta resim konusunda dünyaya da daha iyi yerlere gelmek,daha çok insana ulaşmak ve kendimi aşmak hayalimdeki düşünceleri resme dönüştürmek aslinda tüm bunlarla beraber sağlıklı huzurlu bir hayat : ) Sergi konusuna gelince kendi ülkemde bu tip çalışmalar pek değerli değil genelde ülkemizde resim anlayışı farklı olduğu ve ilistrasyon konusu bilinmediğinden genelde internet ortaminda sergi açmak ve bütün dünyaya ulaşmak daha çekici geliyor,ama ileride bir sergide olabilir : )




Bütün bunların dışında neler yapiyorsunuz ? Bize bir gününüzü anlatırmısınız ? Son olarak insanlara mesajınız

3 yıldan beride organ bağışı konusunda mücadele ettiğim http://www.gencdiyaliz.com sitesinde birçok diyaliz hastasına bir aile ve paylaşım ortamı sunuyoruz burada insanlar çeşitli sorunlarını tartışıp bilgi fikir paylaşımı gerçekleştiriyorlar.Ayrıca Organ Bağışı konusunda bu zaman içerisinde kendime düşen görevi yaptığımı düşünüyorum sitemiz 100 bin üzeri ziyaretci oranina sahip ve toplumu bilinçlendirmek adına güzel şeyler yaptığımızı düşünüyourum.Sağolsun benim gibi pekçok arkadaş bu konuda çok güzel şeyler yapıyor.Ayrıca http://www.engelliler-disabled.deviantart.com engelsiz sanat gurubunumuz var ordada onlar için birşeyler yapmak istedim ayrcia burdada 2006 yilinda grafik sanatçılarının katıldığı organ bağışı afiş tasarım yarışması yaptık ve tüm afişleri ülkemizdeki bazı hastanelerden kullanmak için talep gelmesi güzeldi daha sonrada Ege toplum gönüllülüleri kullanarak organ bağışı konusunda güzel etkinlikler yaptılar.bu şekilde herkesin toplumsal bir konuda bişeyler yapabileceğini küçük adımların bile duyulabildiğini görmüş oldum.Meğer dünyadaki en güzel duygulardan birisi başkaları için birşeyler yapmak,birileri için mücadele etmekmiş : )Unutmamak gerekki Karaciğer .kalp v.s bekleyen insanların bizler gibi diyaliz şansı yok.....

Günüm nasıl geçiyoru sorarsaniz.haftada 3 gün diyaliz gidip gelmek ve yorgunlukla geciyor bunun dışındaki günler gerçekten değerli tatil günleri ve özgür olarak görüyorum.Ogünler çalışmaların dışında hergün mutlaka deniz ve ağaçların olduğu yerlerde gezmeye çalışrım.Böylelikle insan daha sağlıklı olabiliyor.
Son olarak hastalık denilen şey bugun her sağlıklı insanın kapısını çalabilr,önemli olan tabiki hiç yakalanmadan meditasyon,pozitif düşünce.sağlıklı beslenme.spor v.s yaparak hastalanmamak,herşeyin başıda stress ama eğer olan olmuşsada yılmadan hayata eldekini koruyorak devam etmek,korkulardan kurtularak pozitif düşünmek..Umarım bu yazdıklarımdan birileri kendisine ders çıkarır ve sağlığının değerini bilip onu ömür boyu korur olduda kaybetsede geri kazanmak için yeni yollar bulur......
Cok Güzel Paylasim olmus emegine saglik etkileyici gercekten .
Sevgi ve Saglicakla kalmani dilerim
Smile
Teşekürler volkancım bu röportajlarını bizlerle paylaştıgın için ;)başarılarının devamını diliyorum , saglıklı huzurlu ve mutlu günlerWinkSmile
Referans URL