08-08-2006, 06:39 PM
Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Hakkında 65 Soru - Cevap
(24.05.2006)
Mevcut uygulamada memurların aylıklarının tamamı prime tabi tutulmaktadır. Memurların prime esas kazançları üzerinden %16 oranında prim kesintisi yapılmakta olup, bu tutara memurların kendi kurumları tarafından yüzde 20 katkı sağlanmaktadır.
Soru 1: Yeni Sistemde Memurlara Ödenen Net Maaş Tutarında Herhangi Bir Düşme Olacak Mıdır?
Mevcut uygulamada memurların aylıklarının tamamı prime tabi tutulmaktadır. Memurların prime esas kazançları üzerinden %16 oranında prim kesintisi yapılmakta olup, bu tutara memurların kendi kurumları tarafından yüzde 20 katkı sağlanmaktadır.
Yeni Yasa’nın 80. maddesi gereğince memurların tüm kazançları (bazı küçük istisnalar dışında) üzerinden prim kesintisi yapılması öngörülmektedir. Böylece memur maaşlarından mevcut duruma göre daha fazla prim kesilmesi söz konusu olacağından, memurların net maaşında düşüş yaşanacağı açıktır. Ancak Yasa’nın Geçici 4. maddesinde bu net maaş düşüşüne neden olacak farkının memurların kendi kurumları tarafından karşılanması yönünde hüküm getirilmiştir. Bu durumda memur maaşlarında herhangi bir düşme söz konusu olmayacaktır.
Soru 2: Yeni Yasa Nedeniyle Memurlar, İşçiler Ve Kendi Hesabına Bağımsız Çalışanların Emeklilik (Yaşlılık) Aylıklarında Azalma Yaşanacak Mıdır?
Mevcut uygulamada memurların emekliliğinde, emeklilik öncesi maaşlarının yüzde 75’i oranında emekli aylığı bağlanmaktadır. Bu da yüzde 3.3 aylık bağlama oranına karşılık gelmektedir. Yeni Yasa ile emekli aylığı bağlama oranı yüzde 2.5’a çekilmektedir. Yasa’nın yürürlüğe girmesinden sonra aylık bağlama oranı 2016 yılına kadar, her yıl için yüzde 2.5, 2016 yılı itibariyle ise yüzde 2 olacaktır. Bu durumda 25 yıllık çalışma süresi esas alındığında emekli aylığı memur maaşının yüzde 62.5’i olarak hesaplanacaktır. Ancak bu durum, mutlaka emekli aylıklarında düşüş olacağı anlamına gelmemektedir. Yeni Yasa’nın getirdiği düzenleme gereğince emekli aylığını belirleyen kriterlerden birisi olan prime tabi kazanç tutarı, artık memur maaşının hemen hemen tamamını kapsayacağından, daha açık anlatımla prime esas tutulan matrah artacağından emekli aylıklarında, aylık bağlama oranının yol açacağı düşüş telafi edilmiş olacaktır.
Aylık bağlama oranı, kişinin sigortalı olarak geçirdiği her yıl başına, çalışma süresi boyunca prime esas kazançtan hesaplanan ortalama aylık kazanç ya da gelirinin yüzde kaçını emekli aylığı olarak alacağını göstermektedir. Aylık bağlama oranının dünya ortalaması her yıl için yüzde 1.5’dir. SSK ve Bağ-Kur’da bu oran yüzde 2.6, Emekli Sandığında ise yüzde 3 olarak uygulanmaktadır. Yeni Yasa’nın yürürlüğe girmesinden sonra aylık bağlama oranı 2016 yılına kadar her yıl için yüzde 2.5, 2016 itibariyle ise yüzde 2 olarak uygulanacaktır. Aylık bağlama oranı düşmekle birlikte, eskiye nazaran daha uzun süre sistemde kalınacak olması ve de eski uygulamaya göre prime esas kazanç tutarının daha yüksek bir matrah olması dolayısıyla daha çok prim kesintisi gerçekleşecek olması emekli (yaşlılık) aylıklarının düşmesi önlenmiş olmaktadır.
İlk kez 01.01.2007 tarihinden sonra sigortalı olup 9.000 bin gün prim ödeyen sigortalıya yüzde 54,5 oranında aylık bağlanacaktır. İlk sigortalılık tarihi ilerledikçe, aylık bağlama oranının düşeceği, ancak aktif sigortalılık süresi uzadıkça oranın yükseleceği unutulmamalıdır.
Soru 3: Yeni Sistemde Çalışanların Hekim Raporu İle İstirahatlı Kaldıkları Devrede Ödenecek İstirahat Parası Uygulamasında Herhangi Bir Değişiklik Yapılmış Mıdır?
Yeni sistemde sigortalının hastalığı nedeniyle istirahat aldığı durumlarda brüt ücretinin 2/3’ü Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından istirahat parası olarak bu kişilere ödenecektir. Brüt ücret üzerinden yapılan kesintiler düşünüldüğünde istirahat parası, sigortalının normal çalışması halinde eline geçen net ücretten daha yüksek bir tutar olarak gerçekleşecektir.
Soru 4: Yeni Yasal Düzenleme İle Getirilen Sistemde Sosyal Güvenlik Destek Primi Uygulaması Sürecek Midir?
Sosyal güvenlik teorisinde kural olarak, çalışmaya devam eden kimseye yaşlılık (emeklilik) aylığı ödemesi yapılmaz. Ülkemizde bunun istisnası sosyal güvenlik destek primi uygulamasıdır. Sosyal güvenlik destek primi oranı halihazırda, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nda yüzde 30, 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası’nda yüzde 10 olarak uygulanmaktadır. Yeni Yasa’da sosyal güvenlik destek primi müessesesi korunmuş; ancak, tüm sigortalilar arasinda norm ve standart birligi saglanmasi bakimindan prim orani normal prim düzeyine, yani yüzde 32’ye yükseltilmiştir.Bu prim emeklilik (yaşlilik) ayligi üzerinden kesilecektir. Çalişmaya devam eden bu kimseler yaşlilik (emeklilik) ayligini almamak koşuluyla bu primden kurtulabileceklerdir. Bu durumda bu kimseler için aynen normal çalişan gibi primlendirme işlemi yapilacaktir.
18 Yaşina Kadar Saglik Yardimi Ücretsiz
Soru 5: Yeni Yasal Düzenlemede Çocuklar Nasil Saglik Yardimi Alacaklar?
Yeni yasa, Avrupa Birligi normlarina uygun olarak vatandaşlik temelini esas aldigindan, cinsiyet fark etmeksizin tüm çocuklar 18 yaşina kadar, anne babalarinin genel saglik sigortasi kapsaminda olup olmadigina bakilmaksizin, saglik yardimlarindan yararlanacaklardir. Anne ve/veya babasi olmayan çocuklarin, bu durumun saptanmasiyla birlikte primleri devlet tarafindan ödenerek genel saglik sigortasi kapsaminda saglik yardimlarindan yararlandirilacaktir.
Çocuklarin 18 yaşini doldurmasi durumunda, evli olmamak, kendisinin çalişmamasi, gelir ya da aylik baglanmamiş olmasi ön koşullari ile, lise veya dengi ögrenim görmesi, 3308 sayili Yasa kapsaminda çiraklik egitimi veya beceri egitimi(mesleki egitim) görmesi halinde 20 yaşina kadar, yüksek ögrenim görmesi halinde ise 25 yaşina kadar anne ve/veya babasinin üzerinden saglik hakkindan yararlanabilecektir.
Yasa ile kiz ve erkek çocuklar saglik hakki bakimindan 25 yaşindan sonra anne veya babalarinin vesayetinden çikarilacaklarindan kendi adlarina Genel Saglik Sigortasi kapsamina alinacaklar.
Yasal düzenlemede lise ve dengi okullarda okuyan çocuklar dişinda aday çirak, çiraklik ve işletmelerde meslek egitimi görenler egitimleri süresince anne ya da babasinin üzerinden Genel Saglik Sigortasi hakkindan yararlanabilecek olmasi bir yenilik olarak karşimiza çikmaktadir. Ancak bu konuda gözle görünür bir Yasal düzenleme kargaşasi dikkati çekmektedir. Şöyle ki; yasal düzenlemenin 5/b maddesinde "Hizmet akdi ile çalişmamakla birlikte 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayili Mesleki Egitim Kanunu’nda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler hakkında iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortası; meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır ve bentte sayılanlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar." Hükmü ile hastalık, iş kazası ve meslek hastalığı bakımından tıpkı eski sistemdekine paralel olarak sigortalılık güvencesi getirilmişken, bu kimselerin anne ve/veya babanın bakmakla yükümlü olduğu kimseler arasında zikredilerek "Genel Sağlık Sigortası" kapsamında ikinci kez yer almaları anlaşılabilir bulunmamaktadır.
Soru 6: Malul Olan Çocuklarla İlgili Olarak Yeni Yasal Düzenleme Nasıldır?
Malul olduğu saptanan çocuklar, cinsiyetine ve yaşına bakılmaksızın anne ya da babasının üzerinden genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır.
Soru 7: Anne Veya Babası Üzerinden Gelir Ya Da Aylık Alan Kimselerin Sağlık Yardımı Yeni Yasal Düzenleme İle Nasıl Uygulanacak?
Anne veya babası üzerinden gelir ya da aylık alanlar ise, bu gelir ve aylığı almaya devam ettikleri sürece, Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlık hakkından yararlanacaktır.
Soru 8: Yeni Yasal Düzenlemeye Göre, Aylık Ve Gelirlerin Birleşmesi Halinde Yaşlılık, Malullük Ve Ölüm Sigortalarından Hangisinin Bağlanacağı Ne Şekilde Düzenlenmiştir?
Yeni Yasa gereğince, yaşlılık ve malullük aylığına hak kazanan sigortalıya, bu aylıklardan yüksek olanı, aylıkların eşit olması durumunda ise sadece yaşlılık aylığı ödenecektir. Mevcut sisteme göre bağlanmış hiç bir aylık kesilmeyeceğinden, yaşlılık ve malullük aylığı ile birlikte, ölen eşinden dolayı da aylığa hak kazanan sigortalı her iki aylığını almayı sürdürebilecektir.
Çocukların anne ve babadan ayrı ayrı aylığa hak kazandıkları durumda yüksek olan aylığın tamamı, az olan aylığın ise yarısı verilecektir. Birden fazla çocuktan dolayı aylığa hak kazanan anne ve/veya babaya, yüksek olan aylık ödenecektir.
Kız çocukları, hem anne ve babasından ölüm aylığına, hem de eşinden dolayı aylığa hak kazandıysa kendisine, tercih ettiği aylıktan biri ödenecektir.
Kadının eşinden boşanması durumunda boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam ettiği saptanırsa eş ve çocukların bağlanmış olan aylıkları kesilerek yersiz ödenmiş olan tutarlar da yasal faizi ile birlikte geri alınacaktır.
Soru 9: Harp Malulleri İle Terörle Mücadele Kanunu Veya Asayiş Ve Güvenliğin Sağlanması İle İlgili Kanunlara Göre Vazife Malullüğü Aylığı Bağlananlar Hakkında Getirilen Yeni Yasal Düzenlemeler Nelerdir?
Harp malulleri ile Terörle Mücadele Kanunu veya asayiş ve güvenliğin sağlanması ile ilgili kanunlara göre vazife malullüğü aylığı bağlananlardan yeni Yasa’ya tabi çalışanlar hakkında, mevcut aylıkları kesilmeksin, sadece kısa vadeli sigorta kollarına (genel sağlık, iş kazası, meslek hastalığı sigortalarına) tabi tutulacaklardır.
Soru 10: Yenİ Yasa GereĞİNce KİMler Zorunlu SİGortalılık Kapsamındadır?
Yeni Yasa gereğince aşağıdaki kişiler zorunlu sigortalılık kapsamındadır:
1- Bir veya birden fazla işverene bağlı olarak hizmet akdi ile çalışanlar,
2- Köy mahalle muhtarları,
3- Kendi hesabına bağımsız çalışanlar (Ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr sicili ile birlikte kanunla kurulan meslek odalarına usûlüne uygun olarak kayıtlı olanlar, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve/veya yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları)
4- Kamu idarelerinde çalışanlar
5- Tarımsal faaliyette bulunanlar,
6- İşçi sendikalarının yönetim kurullarına seçilenler,
7- Bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan; film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlardan, düşünürlerden ve yazarlardan hizmet akdi ile çalışanlar,
8- Mütekabiliyet esasına dayalı olarak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olanlar hariç olmak üzere, yabancı uyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar,
9- 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun’a göre çalıştırılanlar,
10- 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda belirtilen umumi kadınlar (genelevde çalışan kadınlar)
11- Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen kurslarda usta öğretici olarak çalıştırılanlar, kamu idarelerinde ders ücreti karşılığı görev verilenler ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C üncü maddesi kapsamında çalıştırılanlar,
Soru 11: Yeni Yasa Gereğince Kimler Zorunlu Sigortalılık Kapsamında Değildir?
Yasa’nın uygulanmasında şu kişiler zorunlu sigortalılık kapsamında değildir;
1- İşverenin, işyerinde ücretsiz çalışan eşi,
2- Aynı konutta birlikte yaşayan ve üçüncü derece dahil bu dereceye kadar akrabalar arasında yaşadıkları konut içinde yapılan işlerde çalışanlar,
3- Ev hizmetlerinde süreksiz çalışanlarla ev hizmetlerinde iş akdi ile sürekli çalışmasına rağmen aylık kazançları prime esas günlük kazanç alt sınırının 30 katından az olanlar,
4- Er ve erbaşlar, yedek subay okulu öğrencileri, yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluştan gönderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye'de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurtdışında ikamet eden ve o ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına tabi olanlar,
5- Meslek ve sanat okulları ile yüksekokullarda yapım ve üretim işlerinde çalışan öğrenciler, sağlık hizmeti sunucuları tarafından işe alıştırılmakta olan hasta veya maluller,
6- 18 yaşını doldurmamış olanlar,
7- Kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının 30 katından az olduğunu belgeleyenler,
8- Niteliği itibariyle bir kişinin, bir gün içinde yapabileceği işlerde yevmiyeli olarak çalışanlar,
9- Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkar siciliyle birlikte, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,
10- Aylık kazançlarından bu faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın prime esas günlük kazanç alt sınırının 30 katından az olduğunu belgeleyenler.
Soru 12: Yüksek Öğrenimleri Sırasında Zorunlu Staja Tabi Tutulan Öğrencilerin Sosyal Güvenliği Hakkında Yeni Yasal Düzenleme Bir Yenilik Getirmiş Midir?
Mevcut yasal düzenlemede yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu (üniversitede stajın zorunlu olduğu belgelenmek şartıyla) staja tabi tutulan öğrenciler sigortalı sayılmamaktaydı.
Yeni Yasal düzenlemenin 5/b maddesinin"…..yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır ve bentte sayılanlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar" hükmü gereğince 01.01.2006 tarihinden itibaren Yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler staj süresi ile sınırlı olarak ve de sadece iş kazası ve meslek hastalığı sigortası bakımından sigortalı sayılacaktır.
Soru 13: Yeni Yasaya Göre Kimler Malul Sayılmaktadır?
Yeni yasa gereğince, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu çalışma gücünün en az %60’ını kaybettiği saptanan sigortalı, malullük sigortası bakımından malul sayılmaktadır. Malullük aylığı alınabilmesi için sigortalının en az 10 yıldır sigortalılığının bulunup, 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul ise en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bulunması gerekmektedir. Malullük aylığı, prim ödeme gün sayısı 9.000 günden az olan sigortalılar için 9.000 gün üzerinden, 9.000 gün ve daha fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden hesaplanacaktır. Sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaçsa, tespit edilen aylık bağlama oranının 10 puan artırılması gerekmektedir.
Sigortalının ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce çalışma gücünün yüzde 60’ının zaten kayıp olduğu sonradan saptanırsa, sigortalı bu hastalık veya arızası sebebiyle malullük aylığından yararlanamayacaktır.
Soru 14: Yeni Yasaya Göre Yaşlılık Aylığı Koşulları Nasıl Olacaktır?
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe gireceğinden 1 Ocak 2007’den önce bir gün dahi sigortalı olanlar için emeklilik koşullarında (emeklilik yaşı veya prim ödeme gün sayısında) herhangi bir değişiklik olmayacaktır.
01.01.2007 tarihinden sonra ilk kez sigortalı olanlar için, emeklilik yaşında 2036 yılına kadar değişiklik öngörülmemektedir. 2036’dan itibaren emekli olacaklar için ise, emeklilik yaşi, kademeli olarak artirilacak. 2048 yilinda emeklilik yaşi kadin ve erkek için 65 yaşinda eşitlenmektedir.
EMEKLILIKTE
KADEMELI GEÇIŞ TABLOSU
YILLAR ERKEK KADIN
2005-2035 61 59
2036-2037 62 60
2038-2039 63 61
2040-2041 64 62
2042-2043 65 63
2044-2045 65 64
2046-2047 65 65
2048 65 65
Mevcut uygulamada S.S.K sigortalisi olanlar 7.000 gün olan prim ödeme gün sayisi, 20 yil için her yil 100’er gün artırılarak 9 bin güne çıkarılacaktır. İlk defa 01.01.2007 tarihinden sonra sigortalı olacakların emekliliklerinde 9.000 gün prim ödeme gün sayısı koşulu bulunacaktır. Mevcut uygulamada S.S.K sigortalısı olanlar ise 7.000 gün prim ödemek suretiyle emekli olabileceklerdir.
Yeni yasa ile ilk kez "kısmi emeklilik" müessesesi getirilmiştir. Buna göre, kişiler 5.400 gün prim ödemiş olmaları koşulu ile emekli olabileceklerdir.
Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya özrü bulunan ve bu nedenle malullük aylığından yararlanamayan sigortalılar, en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve adına en az 3.960 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primi bildirilmiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığına hak kazanacaktır. Çalışma gücündeki kayıp oranının yüzde 50 ile yüzde 59 arasında olduğunun saptanması durumunda, en az 16 yıldan beri sigortalı olmak ve adına en az 4.320 gün; kayıp oranı yüzde 40 ile yüzde 49 arasında olduğu belirlenen sigortalılar ise, en az 18 yıldan beri sigortalı olmak ve adına 4.680 gün, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak koşuluyla, yaş koşulu aranmaksızın aylığa hak kazanılacaktır.
Yeraltı işlerinde sürekli veya değişimli (münavebeli) olarak en az 20 yıldan beri çalışan sigortalı maden işçilerinin emeklilik yaşı ise 55 olarak esas alınmaktadır.
Soru 15: Genel Sağlık Sigortası Ne Anlama Geliyor?
Yeni yasaya göre, nüfusun tamamı sağlık yardımı güvencesine zorunluluk esasına göre alınmaktadır. Bu sisteme genel sağlık sigortası denilmektedir. Sigortalıların, gelirlerinin yüzde 12.5’i oranında genel sağlık sigortası primi ödemeleri gerekmektedir. Genel sağlık sigortası primi ödeyemeyecek derecede yoksul olanların genel sağlık sigortası primleri devlet tarafından ödenecektir.
Soru 16: Genel Sağlık Sigortası Nedeniyle Hiçbir Sosyal Güvenlik Kurumuna Bağlı Olmayan Kişilerden De Prim Alınacak Mı, Alınacak İse Kişi Başına Mı Alınacak?
01.01.2007 tarihinden önce hiçbir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayan ve de yoksul olmayan vatandaşların da yüzde 12 oranında (yalnızca genel sağlık sigortasına tabi olanlar ile isteğe bağlı sigortalıların genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın yüzde 12’si olacağı için) genel sağlık sigortası primi ödemeleri zorunlu olacaktır.
Çalışan bir kişinin ödediği primler, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin de sağlık hizmeti ödemelerinden yararlanmasını sağlayacaktır. Başka bir anlatımla genel sağlık sigortası için ödenecek prim, kişi başına değil, aile başına ödenecektir.
Devlet, genel sağlık sigortası primlerine yüzde 3 oranında katkıda bulunacaktır.
Soru 17: Kimler Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Girmektedir?
Aşağıdaki kimseler genel sağlık sigortası kapsamına girmektedir:
1- İsteğe bağlı sigortalılar,
2- Sigortalı sayılmayanlardan olup, yeşil kart verilen kişiler,
3- Vatansızlar ve sığınmacılar,
4- 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alanlar,
5- Şeref aylığı alanlar, vatani hizmet tertibinden aylık alanlar,
6- 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alanlar,
7- Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz yararlananlar,
8- Harp malulü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar,
9- Geçici köy korucuları,
10- Oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan kişiler,
11- Sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir ve aylık bağlanmış olan kişiler,
12- İşsizlik ödeneğinden yararlananlar,
13- Kamu idarelerinin dış temsilciliklerinde istihdam edilenler.
14- Yukarıda sayılanlar dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan kişiler,
Hastaya hastane seçme özgürlüğü geldi
Soru 18: Genel Sağlık Sigortasında Hastaların Sağlık Kurumu Seçme Hakkı Var Mıdır?
Genel sağlık sigortasında Sosyal Güvenlik Kurumu talepte bulunan tüm hastaneler ve sağlık kuruluşlarıyla sözleşme yapacağından, sigortalılar sevk zincirine uyarak (öncelikle birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvurarak) anlaşmalı sağlık kuruluşlarından istediklerine gidebilecektir. Genel sağlık sigortası kapsamında kamu ve özel hastane ayrımı söz konusu olmamaktadır.
Soru 19: Genel Sağlık Sigortasında Katılım Payı Uygulaması Nasıl Olacaktır?
Genel sağlık sigortası bakımından sigortalı olanların, sağlık hizmeti sunucusuna başvurdukları tarihten önceki son 1 yıl içinde 30 gün genel sağlık sigortası primi ödemiş olmaları gerekmektedir. İsteğe bağlı sigortalıların ise, prim borcu bulunmaması koşulu aranacaktır.
Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi, protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri ile ayakta tedavide sağlanan ilaçlar için katılım payı alınacaktır. Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için 2 YTL, ayaktan tedaviden sağlanan ilaçlar, protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri için ise yüzde 10 ila 20 oranında katılım payı alınacak.
İş kazası ve meslek hastalıkları ile askeri tatbikat ve manevralarda sağlanan sağlık hizmetlerinden, afet ve savaş hali nedeniyle sağlanan sağlık hizmetlerinden, raporla belgelenen kronik hastalıklardan, hayati öneme sahip organ nakli ve kontrol muayeneleri, harp okulu ve polis akademisi öğrencilerinden katkı payı alınmayacaktır. Sigortalının sevk zincirine uymaksızın tedavi görmesi durumunda yüzde 10 ila 20 oranında katılım payı yerine yüzde 50 oranında artırılacaktır.
Soru 20: Yeni Yasa Gereğince Sigorta Prim Oranları Ne Kadar Olacaktır?
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalıları prim oranı, sigortalının prime esas kazancının yüzde 20’si olacaktır. Bunun yüzde 9’u sigortalı hissesi, yüzde 11'i de işveren hissesinden oluşacak. Fiili hizmet zammı uygulanan işlerde çalışan sigortalılar için uygulanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranı, belirlenen yüzde 20 oranının her yıl fiili hizmet gün sayısının 360'a bölünmesi sonucunda bulunacak oranda artırılması suretiyle belirlenecek.
Kısa vadeli sigorta kolları prim oranı, yapılan işin iş kazası ve meslek hastalığı bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre yüzde 1 ila 6 oranlarında olmak üzere, kurumca belirlenecek.
Genel sağlık sigortası primi, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olanlar için prime esas kazancın yüzde 12.5'u olacak. Bunun yüzde 5'i sigortalı, yüzde 7.5'i ise işveren hissesi olarak uygulanacak. Genel sağlık sigortası primini ödeyemeyecek olanların primi devlet tarafından karşılanacak.
Yalnızca genel sağlık sigortasına tabi olanlar ile isteğe bağlı sigortalıların genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın yüzde 12'si olacak.
Devlet, sigortalının prime esas kazancını esas alarak; malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları için yüzde 5 oranında, genel sağlık sigortası için ise yüzde 3 oranında katkı yapacak. Devlet katkısı, kurumun ay itibariyle tahsis ettiği primin dörtte biri olarak hesaplanacak. Devlet katkısının ödenmesine ilişkin usul ve esaslar, Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek.
Bu düzenlemeye göre, alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı, asgari ücretin 30'da biri, üst sınırı ise günlük kazancın alt sınırının 6.5 katı olacak.
Soru 21: Genel Sağlık Sigortası Kapsamında Sağlık Yardımı Alabilmenin Koşulları Nelerdir?
Genel sağlık sigortalısı sayılanların, sağlık hizmeti sunucusuna başvurdukları tarihten önceki son 1 yıl içinde 30 gün genel sağlık sigortası primi ödemesi gerekecek. İsteğe bağlı sigortalılarda ise prim borcu bulunmaması koşulu aranacak.
Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi, ortez, protez, iyileştirme araç ve gereçleri ile ayakta tedavide sağlanan ilaçlar için katılım payı alınacak. Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için 2 YTL, ayaktan tedaviden sağlanan ilaçlar, protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri için ise yüzde 10 ila 20 oranında katılım payı alınacak.
İş kazası ve meslek hastalıkları ile askeri tatbikat ve manevralarda sağlanan sağlık hizmetlerinden, afet ve savaş hali nedeniyle sağlanan sağlık hizmetlerinden, raporla belgelenen kronik hastalıklardan, hayati öneme sahip organ nakli ve kontrol muayenelerinden, harp okulu ve polis akademisi öğrencilerinden katkı payı alınmayacak.
Eğer sigortalı sevk zincirine uymadan tedavi görürse, belirtilen oranlar yüzde 50 oranında artırılacak.
Sigortalılar, sözleşme yapılmayan hastanelerden ve öğretim üyesinden hizmet almak isterse, bunun için fark ödemek zorunda olacak. Genel sağlık sigortalıları ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, sağlık hizmeti sunucuları arasından istediğini seçme hakkına sahip olacak.
Tüm vatandaşlar "Genel Sağlık Sigortası" kapsamında sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak faydalanacak. Ancak şimdi olduğu gibi ayaktan tedavide kullanılan ilaç ve ortez, protezlerde yüzde 10 ila yüzde 20 arasında katkı payı alınacak. Genel Sağlık Sigortası" ile birlikte vatandaşların sözleşmesiz sağlık kuruluşlarına gitmesine de imkan bulunmaktadır. Ancak buralardan alınan hizmet bedelinin sadece yüzde 70’i Kurum tarafından karşılanacak.
Soru 22: Genel Sağlık Sigortası Halen Sigortalı Olanlar İçin İlave Külfet Getiriyor Mu?
Halen sağlık sigortası kapsamında olan hiç kimse "Genel Sağlık Sigortası" nedeniyle ilave prim ödemeyecektir. SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı kapsamında sağlık güvencesi olanlar, aynı şekilde genel sağlık sigortası güvencesine de sahip olacaklar. Şu anda hiçbir sağlık güvencesi olmayan kesim de genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır.
Soru 23: Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Giren Ve Girmeyen Ödemeler Hangileridir?
Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere koruyucu sağlık hizmetleri, hastalık ve analık nedeniyle ayakta veya yatarak, acil sağlık hizmetleri verilecek. Ayrıca bu kapsamda 18 yaşına kadar ağız ve diş tedavileri ile 18 yaşını doldurmamış veya 45 yaşından gün almış kişilerin ortodontik diş protezlerinin belirlenen tutarının yüzde 50'si karşılanacak.
Hekimin göreceği lüzum üzerine genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yurtdışı dahil yerleşim yeri dışına yapılan sevklerinde, kendisinin ve bir kişiyle sınırlı olmak üzere refakatçisinin yol gideri ve gündelikleri karşılanacak. Yurt içinde tedavisi mümkün olmayan sigortalı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, yurt dışından sağlık hizmeti alabilecek.
Çocuğu olmayan kişinin 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olması halinde, 2 kez tüp bebek tedavi masrafları kurum tarafından karşılanacak.
Estetik amaçlı sağlık hizmeti ve estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri ile alternatif tıp uygulamaları ise genel sağlık sigortasından karşılanmayacak.
Soru 24: Yeni Yasa Gereğince Mevcut Bağ-Kur Sigortalılarının Prim Ödeme Sisteminde Değişiklik Olacak Mıdır?
Mevcut sistemde Bağ-Kur sigortalıları 12 basamağa kadar her yıl otomatik artışta bulunmaktadır. 12 ile 24. basamaklar arasındaki artış ise, isteğe bağlı bulunmaktadır. 12 yıl zorunlu basamak yükseltme olması özellikle küçük esnafı ağır prim yüküyle karşı karşıya bıraktığı gerçeğinden hareketle yeni Yasa ile, kendi nam ve hesabına çalışanlarla şirket ortakları hangi kazanç üzerinden prim ödeyeceğini, ödeme gücüne göre kendileri belirleyecektir.
Soru 25: Genel Sağlık Sigortası Sistemine Prim Ödeyemeyenlerin Sağlık Hizmeti Almaları Mümkün Müdür?
SSK ve Emekli Sandığı kapsamındaki yurttaşlarımızın sağlık primini ödeme sorumluluğunun işverenlere ait olması nedeniyle, prim borcunun ödenmemesi sağlık yardımının verilmesine engel oluşturmuyor. Ancak, mevcut Bağ-Kur’lu yurttaşlarimiz hem sigortali, hem de işveren pozisyonunda. Bu nedenle prim borcunun ödenmesi önem taşiyor.
Genel Saglik Sigortasi (GSS) uygulamasi bu sorunu tamamen çözemese de, mevcut sisteme göre Bag-Kur’lu yurttaşlarimiz açisindan önemli iyileştirmeler getiriyor. Bagimsiz çalişan kişiler prim borcunu ödememiş olsalar dahi;
• 18 yaşini doldurmamiş olan kişilerde,
• Tibben başkasinin bakimina muhtaç olan kişilerde,
• Acil hallerde,
• Iş kazasi ile meslek hastaligi hallerinde,
• Bildirimi zorunlu bulaşici hastaliklarda,
• Kişiye yönelik koruyucu saglik hizmetlerinde,
• Afet ve savaş halinde,
• Grev ve lokavt halinde,
hiçbir koşul aranmaksizin saglik hizmetleri "Genel Saglik Sigortasi"nca karşilanmaya devam edilecek. Bir başka ifadeyle, mevcut sisteme kiyasla GSS, bagimsiz çalişan yurttaşlarimizin saglik hizmetine erişimini önemli ölçüde.
Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Hakkında 26-51 Soru - Cevap
(24.05.2006)
Sosyal Sigortalar ve Genel Saglik Sigortasi Yasasi’nda çiftçilerin prim borçlarına karşılık, sattıkları tarım ürünlerinin bedellerinden yüzde 1 ile yüzde 3 oranında kesinti yapılacağı yolunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Soru 26: Çiftçilerin Prim Borçlarina Karşilik, Sattiklari Tarim Ürünlerinin Bedellerinden Yüzde 1 Ile Yüzde 3 Oraninda Kesinti Yapilacak Midir?
Sosyal Sigortalar ve Genel Saglik Sigortasi Yasasi’nda çiftçilerin prim borçlarına karşılık, sattıkları tarım ürünlerinin bedellerinden yüzde 1 ile yüzde 3 oranında kesinti yapılacağı yolunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Soru 27: Mevcut Yasalara Göre 52 Yaşında Emekli Olacak Bir Sigortalının, Yeni Yasal Düzenleme İle Emeklilik Yaşında Bir Değişiklik Olmayacak Mı?
Yeni yasa ile 2035’e kadar emekli yaşinda bir artiş getirilmedigi için mevcut yasalara göre bir kişi hangi yaşta emekli olacaksa o yaşta emekli olabileceklerdir.
Soru 28: Yeni Yasa Sonrasinda Emekli Ayliklari Artacak Mi, Ayrica Bazi Emeklilerin Maaşi Yüksek, Bazilarinin Ise Düşük Olmaktadir, Bu Konuda Yasa Ne Gibi Yenilik Getirdi?
Emekli ayliklarinin düşük veya yüksek olmasi sigortalinin çalişirken aldigi ücret düzeyinin düşük veya yüksek olmasindandir. Günümüzde net ücreti 450 YTL olan bir sigortali yaşlilik ayligi olarak 500 YTL alabilmektedir. Yeni sistem daha uzun süre çalişmayi, çalişma ücretinin daha büyük bölümünün biriken paraya (prime) dahil edilmesini öngörüldügünden zaman içinde emekli ayliklarinin kismen yükselmesi söz konusu olabilecektir.
Emekli ayliklari arasindaki farkin nedeni sigortalilarin prim ödeme gün sayilari ile prime esas kazançlari arasindaki farktan kaynaklaniyor. Diger yandan sosyal güvenlik kurumlari arasinda da norm farkliliklari nedeni ile paralellik yok. Yeni yasa ile ayni durumdaki sigortalilarin ayni emekli ayligindan yararlanabilmesi saglanacak.
Soru 29: Erken Yaşlanma Durumunda Bu Kişiler Yaşlilik Ayligindan Nasil Faydalanacaktir?
Yeni Yasal düzenleme ile 50 yaşini dolduran ve erken yaşlanma nedeniyle yaşlilik ayligi baglanmasi gereken yaşa ulaştigi saptanan sigortalilar, yaş dişindaki diger koşullari taşimalari halinde, yaşlilik ayligindan yararlanabileceklerdir.
Soru 30: Sigortalilarin Işsiz Kalarak Işsizlik Sigortasi Ödenegi Aldiklari Sürede Malullük, Yaşlilik Ve Ölüm Sigortasi Primlerini Kendileri Yatirarak Sigortaliliklarini Kesintiye Ugratmamalarina Imkan Var Midir?
Yeni yasa ile herkes zorunlu Genel Saglik Sigortasi kapsamina aliniyor. Çalişirken işsiz kalanlar, hem işsizlik yardimi alacak, hem de bu süre içinde sigortaliligi devam edecek. Işsizlik sigortasindan ödenek alanlarin, sigorta primleri (malullük, yaşlilik ve ölüm sigortasi primleri) asgari ücret üzerinden, Türkiye Iş Kurumu tarafindan ve işsizlik fonundan karşilanacaktir. Böylece işsiz kalanlar açisindan sigortalilik kesintiye ugramamiş olacaktir.
Soru 31: Genel Saglik Sigortasi Sisteminde Tüp Bebek Uygulamasi Nasil Olacaktir?
Yeni yasal düzenleme ile, normal yollarla çocugu olmayan 23 yaşindan büyük, 39 yaşindan küçük sigortali kadinin 2 defaya mahsus olmak üzere tüp bebek tedavi masrafinin Genel Saglik Sigortasi tarafindan karşilanmasi imkani getirilmiştir.
Soru 32: 24 Yaşinda Üniversite Mezunu Işsiz Bir Kimse Anne Veya Babasi Üzerinden Genel Saglik Sigortasindan Faydalanacak Midir?
Yeni yasal düzenlemede çocuklarin, 18 yaşini, lise ve dengi ögrenim veya 3308 sayili Mesleki Egitim Kanunu’nda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde mesleki eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocuklar anne babaları üzerinden sağlık yardımından faydalanacağı yer almaktadır.Bu durumda 24 yaşında olan ve de üniversite mezunu olan birisi, Yasa’nın aradığı "yüksek öğrenim görmekte olmak" koşulu bulunmadığından 24 yaşında üniversite mezunu işsiz bir kimse anne veya babası üzerinden genel sağlık sigortasından faydalanamayacaktır.
Soru 33: İş Kazası, Meslek Hastalığı, Hastalık Ve Analık Halinde, Meslekte Kazanma Gücü Kayıplarında Verilecek Ödenek Veya Sürekli İş Göremezlik Gelirinde Bir Azalma Olacak Mıdır?
Yasal düzenlemede 17. maddede ödenek ve gelirlere esas tutulacak günlük kazançlar düzenlenmiştir. İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç; iş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki on iki aydaki son üç ay içinde 80. maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanacaktır. Mevcut uygulamada iş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki son üç aydaki prime esas kazanç tutarının 2/3’ ü esas alınarak hesaplama yapıldığından, yeni Yasal düzenleme ile bu konuda bir azaltma getirilmemektedir.
Soru 34: İsteğe Bağlı Sigortalılık Konusunda Yeni Yasa Ne Gibi Yenilikler Getirdi?
Ülkemizde yasal dayanağa bağlı olarak ikamet eden ve orunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmayan (hizmet akdine göre bir veya birden fazla işverene bağlı olarak, kendi nam ve hesabına veya kamu kurum ya da kuruluşlarında memur olarak çalışanlar) veya sigortalı olmayı gerektirecek biçimde çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden, son bir yıl içinde 360 günden az çalışan veya tam gün çalışmayıp günün belli saatlerinde çalışan herkesin daha önce sigortalı olma şartı aranmaksızın, sadece ve sadece 18 yaşını doldurmuş olmaları koşulu ile isteğe bağlı sigortalı olabileceklerdir.
İşsiz kimseler, konumları ne olursa olsun (ev hanımları dahil) isteğe bağlı sigortalı olabileceklerdir. İsteğe bağlı sigortalılar, günlük asgari ücret ile günlük asgari ücretin 6,5 katı arasında kalmak üzere (gün için 5,66-36,82 YTL arasında) prime esas kazançları ve prim ödeme gün sayısını kendileri belirleyebileceklerdir.
Yeni Yasal düzenlemede isteğe bağlı sigortalı, kendi belirleyeceği prime esas kazanç ve prim gün sayısı üzerinden yüzde 20 emeklilik, yüzde 12 genel sağlık sigortası primi olmak üzere toplam yüzde 32 oranında sigorta primi ödemeleri gerekmektedir.
Mevcut sistemde isteğe bağlı sigortalılıkta her ay için 30 gün üzerinden prim ödenmesi gerekiyordu. Yine mevcut sistemde memur olmayan, kendi hesabına çalışmayan ya da hizmet akdine göre bir işverene bağlı olarak çalışmayan kimseler, Sosyal Sigortalar Kurumu bakımından 1.080 gün sigorta primi ödemişlerse; Bağ-Kur bakımından ise 18 yaşını dolduran işsiz bir vatandaş ya da ev hanımı olmaları koşulları ile; Emekli Sandığı mevzuatında bakımındansa 21.09.2004 tarihinden itibaren, görevden ayrılmış olmak ve en az 10 yıl memur olarak görev yapmış olmak koşuluyla isteğe bağlı sigortalı olabiliyorlardı.
Soru 35: İsteğe Bağlı Sigortalılar Prim Ödemeye Devam Ederken Sağlık Yardımından Da Faydalanabilecekler Midir?
Mevcut sistemde, işsiz vatandaşlar ve ev hanımları, isteğe bağlı sigortalı olduklarında, sağlık yardımı alamıyorlardı. Örneğin, hastanede sigortalı olarak tedavi olamıyorlardı.
Yeni sosyal güvenlik sisteminde, yeni yasal düzenlemede isteğe bağlı sigortalı, kendi belirleyeceği prime esas kazanç ve prim gün sayısı üzerinden yüzde 20 emeklilik, yüzde 12 genel sağlık sigortası primi olmak üzere toplam yüzde 32 oranında sigorta primi ödemeleri gerektiğinden genel sağlık sigortası primi ödemek zorunlu olduğundan, isteğe bağlı sigortalı olanlar da sağlık yardımından yararlanabileceklerdir.
Soru 36: Herhangi Bir Sosyal Güvenlik Kurumundan Yaşlılık (Emeklilik) Aylığı Almakta İken Kendi Nam Ve Hesabına Çalışan (Esnaf) Veya Anonim Şirketlerde Kurucu Ortak Ya Da Yönetim Kurulu Ortağı, Komandit Şirkette Komandite Ortak Veya Diğer Şirketlerde Sadece Ortak Olan Kimseleri Ne Gibi Bir Sürpriz Beklemektedir?
Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık (emeklilik) aylığı almakta iken kendi nam ve hesabına çalışan (esnaf) veya anonim şirketlerde kurucu ortak ya da yönetim kurulu ortağı, komandit şirkette komandite ortak veya diğer şirketlerde sadece ortak olan kimseler, asgari ücretin yüzde 33.5’i tutarında (bugün için yaklaşık 178 YTL.) sosyal güvenlik destek primi ödemeleri gerekmektedir.
Yeni Yasal düzenleme öncesi bu kimseler için sosyal güvenlik destek primi uygulaması yine bulunmakla birlikte prim oranı emekli aylıklarının yüzde 10’ u (günümüzde sabit olarak 62,70 YTL.) tutarında gerçekleşmektedir.
Soru 37: Herhangi Bir Sosyal Güvenlik Kurumundan Yaşlılık (Emeklilik) Aylığı Almakta İken Kendi Nam Ve Hesabına Çalışan (Esnaf) Veya Anonim Şirketlerde Kurucu Ortak Ya Da Yönetim Kurulu Ortağı, Komandit Şirkette Komandite Ortak Veya Diğer Şirketlerde Sadece Ortak Olan Kimselerin Bu Primden Kurtulmak İçin İşyerini Başkaları Adına Açmalarının Kamuoyunda İddia Edildiği Gibi Pratik Bir Yararı Var Mıdır?
Bu yasal düzenleme nedeniyle ilk etapta, emekli olup çalışanların cezalandırıldığı düşünüldüğünden, emeklilerin işyerini kendi adlarına değil de eş, çocuk, dost veya yakınları adına işyeri açma yoluna gidecekleri akla gelebilir. Ancak yüzde 33.5 tutarında prim ödememek için bu yolu seçenler bu defa "aslında sigortalı sayılmayıp adına işyeri açılması nedeniyle sigortalı sayılan" bu kimseler nedeniyle yine primi ödemeleri gerekeceğinden bu dolanlı (muvazaalı) uygulama, pratikte bir yarar sağlamayacaktır.
Soru 38: Emekli Olup Halen Avukatlık Yapmaya Devam Edenleri Ne Gibi Bir Sürpriz Beklemektedir?
Emekli olup halen avukatlık yapmaya devam edenler, mevcut mevzuatta emekli aylıklarının yüzde 15’i oranında sosyal güvenlik destek primi ödemektedirler. Yeni Yasa gereğince, emekli olup, avukatlık yapanların da yürürlükte olan asgari ücretin yüzde 33.5'i oranında sosyal güvenlik destek primi ödemeleri gerekmektedir.
Soru 39: Emeklilik Hakkı Bakımından Yasanın Yürürlük Tarihi Olan 01.01.2007 Tarihinin Önemi Nedir?
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, yılbaşında yürürlüğe girmesinden önce "1 gün dahi" sigortası bulunanlar için emeklilik yaşı veya prim ödeme gün sayısı değişmiyor. Halen, SSK; Bağ-Kur ve Emekli Sandığı Kanunları’na göre emeklilik yaşi kadin için 58, erkek için 60 olarak uygulaniyor. 2006 yili sonuna kadar 1 gün dahi sigortali olanlar için emeklilik yaşi veya prim ödeme gün sayisinda degişiklik olmayacak.
Emekli olabilmek için 2006 yili içinde işe başlayanlarda 7.000 gün olan süre, 1 Ocak 2007’den itibaren sigortalı olanlarda, kademeli olarak 9.000 güne kadar çıkacak. Ayrıca emeklilik yaşı da yine kademeli olarak 65’e çıkacak.
Soru 40: Kendi Namına Ve Hesabına Çalışan Bayanlar (Kendi İşyeri Bulunan, Esnaf Veya Şirket Ortağı Olan Bayanlar) Doğumdan Önce Ve Sonra Çalışamadıkları Dönemler İçin Herhangi Bir Ödenek Alacaklar Mıdır?
Bu konu mevcut mevzuatta olmayan, ancak yeni yasal düzenleme ile getirilen bir yeniliktir. Buna göre kendi çalışmasından dolayı sigortalı sayılan bayanlara doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık süreler için, geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir. İkiz yada üçüz doğum halinde doğumdan öncesi için sekiz hafta yerine 10 haftalık süre için geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir. Geçici iş göremezlik tutarı daha önceden ödenen sigorta primine göre değişecektir.
Soru 41: Yeni Yasal Düzenleme Gereğince Tüm Sigortalıların Aynı Emekli Maaşını Alacağı Doğru Mudur?
Yeni Yasal düzenleme ile statüye bağlı emeklilik sistemi ortadan kalkıp, emeklilik primi ödenen süre ve prime esas kazanç bildiriminin bir fonksiyonu olarak tasarlanmıştır. Ayrıca yeni yasa ile aylık bağlama oranı farkı ortadan kaldırılmıştır. Yeni Yasa’ya göre, prime esas kazancı, sigortalılık süresi aynı olan tüm sigortalılar aynı emekli aylığını alacaklardır.
Soru 42: Kendi Namına Ve Hesabına Bağımsız Çalışan (Esnaf, Sanatkar Veya Şirket Ortakları) İş Kazası Veya Meslek Hastalığı Sonucu Meslekte Kazanma Gücü Kaybına Uğrarsa Herhangi Bir Gelir Bağlanması Söz Konusu Olacak Mıdır?
Kendi namına ve hesabına çalışanların iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü en az yüzde 10 oranında azalmış bulunduğu raporla ortaya konulduğunun saptanması durumunda, meslekte kazanma gücünün kaybı oranına göre hesap edilecek sürekli iş göremezlik geliri bağlanması söz konusu olacaktır. Sürekli iş göremezlik durumunda aylık kazancının yüzde 70’i, sigortalının sürekli bakıma muhtaç olması durumunda, yüzde 100’ ü gelir olarak verilecektir. Ancak kendi nam ve hesabına çalışan kimselerin sürekli iş göremezlik geliri alabilmesi için Kuruma herhangi bir borçlarının bulunmaması gerekmektedir.
Soru 43: Yeni Yasal Düzenleme, Geçmişte Sigortalı Olarak Geçmemiş Sürelerin Borçlanılması Yoluyla Telafisi İmkanı Getiriyor Mu?
01.01.2007 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni Yasa, geçmişte sigortalı olarak geçmemiş sürelerin borçlanılması imkanını getirmemiştir.
Soru 44: Yurt Dışında Çalışan Ve Kesin Dönüş Yapan Gurbetçilerin Döviz Üzerinden Türkiye'de Emeklilik Borçlanması Yapması Uygulamasında Herhangi Bir Değişiklik Yapıldı Mı?
Yeni Yasa, yurt dışında çalıştıktan sonra kesin dönüş yapanların Türkiye’de döviz üzerinden hizmet borçlanması yapması uygulamasına son vermektedir. Yeni uygulamada borçlanma alt ve üst sınırlar arasında ve YTL. üzerinden yapılacaktır.
Soru 45: Yeni Yasa, Aynı Anda Birden Çok Aylık Alanları (Örneğin Ssk’dan Yaşlilik Ayligi, Emekli Sandigi’ndan Yetim Aylığı Alınması Durumu) Nasıl Etkileyecek?
Yeni Yasa, usulüne göre ve mevcut mevzuat gereğince hak edilmiş, bağlanmış hiç bir aylığı kesmemektedir.
Soru 46: Yeni Yasa, Mevcut Yaşlılık Ve Emekli Maaşlarını Nasıl Etkileyecek?
Yeni Yasa, mevcut yaşlılık veya emekli aylıklarında herhangi bir düşüş öngörmemektedir. Mevcut yaşlılık veya emekli aylıklarında altı ayda bir TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) oranında artış yapılacaktır.
Soru 47: Ssk, Bağ-Kur Ve Emekli Sandığı’ndan Yetim Aylığı Almakta Olan Kız Çocuklarının Evlenmeleri Durumunda Evlenme Yardımlarının Azalacağı Doğru Mudur?
Mevcut sistemde yetim olmaları nedeniyle SSK’dan aylık almakta olan kız çocuklarına, evlendikleri zaman, 24 aylık tutarında evlenme yardımı yapılmaktadır. 01.01.2007 tarihinden itibaren, yeni sosyal güvenlik sistemi yürürlüğe girince, yetim aylığı almakta olan kız çocuklarına ödenecek olan evlenme yardımı, 12 aylık tutar üzerinden yapılacak.
Emekli Sandığı’ndan yetim aylığı alan kızların durumu değişmiyor. Onlara şu anda olduğu gibi, gelecek yıllarda da 12 aylık evlenme yardımı yapılacak. Bağ-Kur’da şu anda yetim ayligi alan kizlar evlenme yardimi alamamaktadir. Yeni Yasa’ya göre ise, 01.01.2007 tarihinden itibaren 12 aylık tutar üzerinden evlenme yardımı alabilecekler.
Soru 48: Yetim Aylığı Alan Erkek Çocuklara Evlenme Yardımı Geldiği Doğru Mudur?
Daha önce bu yönde bir uygulama yokken, 01.01.2007 tarihinden itibaren, yeni Yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte, yetim aylığı almakta olan tüm erkek çocuklara aldıkları aylığın bir yıllık tutarı kadar evlenme yardımı olarak verilecektir.
Soru 49: Yeni Yasaya Göre Emekli Sandığına Tabi Olan Kimselerin Dul Aylığı Alan Annesinin Evlenmesi Durumunda Evlenme Yardımı Almaya Devam Edecek Mi?
T.C. Emekli Sandığı’na tabi olan bir kimse, dul aylığı almakta olan annesinin evlenmesi durumunda aylığının 12 katı tutarında evlenme yardımı alırken, bu evlenme yardımı 01.01.2007 tarihinden itibaren kalkacaktır.
Soru 50: Genel Sağlık Sigortası İle Şu Anda Mevcut Olan Sağlık Hizmetlerinin Kapsamının Daraltıldığı Doğru Mudur?
Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlanacak sağlık hizmetlerinin kapsamını düzenleyen 63’üncü maddeye göre; halen SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı, Maliye Bakanlığı ve Yeşil Kart kapsamında bulunanların halihazırda yararlandığı sağlık hizmetinin kapsamında herhangi bir daralma söz konusu değildir. Hatta önleyici (koruyucu) sağlık hizmetlerinin ve tüp bebek uygulamasının da kapsama dahil edilmesi ve belirli koşullarla yurtdışında tedavi hakkının tüm yurttaşlarımıza tanınmış olması bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Soru 51: Genel Sağlık Sigortası İle Temel Teminat Paketi Kavramı Arasında Ne Gibi Bir İlişki Bulunmaktadır?
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nda Temel Teminat Paketi kavramı yer almamaktadır. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası taslak çalışmasında yer verilen bu kavram, Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu’nda taslaktan çıkarılmıştır.
Yeni Sosyal Güvenlik Sisteminde İşverenlerin Hak Ve Yükümlülüklerine İlişkin 18 Soru Ve Cevap
(22.05.2006)
Mevcut sosyal güvenlik sistemi, makroekonomik dengeleri bozan, rekabet gücünü zayıflatan bir yapıya dönüşmüştü. Reform ile yeni sistem bir yandan aktüeryal dengeleri yeniden oturtmayı, diğer yandan da daha etkin ve adil bir sistemi hayata geçirmeyi hedefliyor.
İşverenin Hak Ve Yükümlülüklerine İlişkin Soru Ve Cevaplar
Soru 1: Yeni Yasaya Göre İşveren, Esnaf, Sanatkar, Şirket Ortağı Ve Memurların Da İş Kazası Durumunda Tıpkı İşçiler Gibi İş Kazasından Doğan Hakları Elde Edecekleri Doğru mudur?
Mevcut sosyal güvenlik sistemimizde iş kazası kavramı sadece 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nda düzenlenmiştir. 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası’nda bu yönde herhangi bir tanım yer almamaktadır. Diğer yandan 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası’nın 82.maddesinde, Bağ-Kur sigortalılarına 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’ndaki düzenlemenin kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak, Sosyal Sigortalar Yasası’nın 11/A maddesinde düzenlenmiş olan iş kazası hallerinin, Bağ-Kur sigortalılarına uygulanabilir nitelikte olmaması nedeniyle bu konuda uygulama örneği yok denecek kadar azdır.
5434 sayılı Emekli Sandığı Yasası’nda iş kazasına paralel nitelikte olmak üzere malullükle ilgili düzenlemeye (Yasa’nın 44.maddesine göre her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere malul denir) yer verilmiştir. Bu nedenle de memurlar bakımından ancak ve ancak malul sayılmayı gerektirecek bir zararın ortaya çıkması durumunda 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nda yer alan iş kazasına benzer durum ortaya çıkmaktaydı.
Anlaşılacağı üzere, mevcut sosyal güvenlik sistemi bakımından iş kazası tanımlaması ile kazaya uğrayan bakımından norm ve standart birliği olmayan, çalışanlar arasında eşit ve de adil olmayan bir uygulama hakimdi.
Yeni Yasa gereğince, hiç bir ayrım yapılmaksızın hizmet akdi ile çalışanlar, kendi nam ve hesabına çalışanlar, şirket ortakları ve de memurlar bakımından, aynı tanım ve şartlarda iş kazası uygulaması getirilmiştir. Buna göre; artık kendi nam ve hesabına çalışanlar, şirket ortakları ve memurlar da tıpkı işçiler gibi bir gün dahi sigortalılıkları bulunsa, iş kazası durumunda buna bağlı haklardan tıpkı işçiler gibi yararlanabileceklerdir.
Soru 2: Yeni Yasaya Göre İşveren, Esnaf, Sanatkar Ve De Şirket Ortaklarının İş Yemeğinde Veya İş Toplantılarında Uğradıkları Kazaların Da İş Kazası Sayılacağı Doğru mudur?
Yeni yasanın 13. maddesinde iş kazası sayılan hal ve durumlar belirtilirken, maddenin "b" fıkrasında "…sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında" meydana gelen kazaların da iş kazası sayılacağı ortaya konulmuştur. Bu durumda iş yemeği veya iş toplantısı olduğu kanıtlanabilecek yemek veya iş toplantılarında meydana gelen kazalar da iş kazası sayılacaktır.
Soru 3: Yeni Yasa Gereğince Sigortalı Bildirimi Nasıl Sağlanacaktır?
1- İşverenler, hizmet akdine göre çalışan sigortalıları, sigortalılık başlangıcından önce, sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kurum’a bildirmekle yükümlüdür.
Ancak işverenler;
a) İnşaat işyerlerinde işe başlatılan sigortalılar en geç çalışmaya başlatıldığı gün,
b)Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kurum’a ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde; ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar,
c) Kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, işten ayrılmış olsalar dahi, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren üç ay içinde, sigortalılıkları sağlanabilir.
2- Kendi nem ve hesabına çalışan (şirket ortakları dahil) sigortalıları, sigortalılık başlangıcından itibaren kendi mevzuatlarına göre kayıt veya tescili yapan ilgili kurum, kuruluş, birlikler ve vergi daireleri, sigortalı işe giriş bildirgesi düzenleyerek, en geç on beş gün içinde Kurum’a vermekle yükümlüdür.
Kurum bu bildirimden itibaren bir ay içinde tescili yapılan kişilere, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başladığını bildirecektir.
3- Memurlar bakımından ise, kamu işverenleri, çalıştırmaya başlattıkları memurları sigortalılık başlangıcından itibaren, on beş gün içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kurum’a bildirmekle yükümlüdürler.
Soru 4: Yeni Yasaya Göre Sigortalıların Kendini Bildirmesi Zorunlu mudur?
Sigortalılar, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde, sigortalı olarak çalışmaya başladıklarını Kurum’a bildirmekle yükümlüdürler. Ancak, sigortalının kendini bildirmemesi, sigortalı aleyhine delil teşkil etmeyecektir. Sigortalının bu bildirimi yapmamasının herhangi bir yaptırımı yoktur.
Soru 5: Yeni Yasa Gereğince Kamu İdareleri İle Bankalarının İşlem Yaptığı Kişilerin Sigortalılığını Sorgulayarak, Sigortalılık Tescili Bulunmayanları Kuruma Bildirmekle Yükümlü Oldukları Doğru mudur?
Yeni Yasa gereğince kamu idareleri ile bankalar, Kurum tarafından sağlanacak elektronik alt yapıdan yararlanmak suretiyle, Kurum tarafından belirlenecek işlemlerde, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımından tescilli olup olmadığını kontrol etmek ve sigortasız olduğunu tespit ettiği kişileri, Kurum’a bildirmekle yükümlüdürler.
Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen ilgililer hakkında, idari para cezası uygulanacaktır.
Soru 6: Yeni Yasa İle İş Kazaları Ve Meslek Hastalıklarında Kurumca İşverene Rücu Konusunda Ne Gibi Yenilikler Gelmiştir?
İş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle işverene rücu konusu, Sosyal Sigortalar Yasası’nın 26. maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre; iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya suç sayılır davranışı ya da sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya ve hak sahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa, bu gelirler ve sosyal yardım zamlarının peşin sermaye değerler toplamı, Kurum tarafından kusuru oranında işverene ödettirilmektedir. Ancak, Kurum’un bu şekilde geri isteyebileceği tutar, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmaktadır.
Belirtilen bu mevcut düzenleme yeni Yasa’nın 21. maddesi olarak aynen düzenlenmiş olmakla birlikte, gelir bağlanmasının gerekmesi durumunda, bu gelirin "bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı" ile sınırlanarak bağlanmasıyla, bu gelirde ilerde meydana gelecek artışların da işverenden talep edilmesinin önüne geçilerek uygulamada dile getirilen "rücunun rücusu" eleştirisine son verilmesine dönük bir adım atılmıştır.
Üst işveren de alt işveren kadar sorumlu
Soru 7: Yeni Yasaya Göre, Alt İşveren, Asıl İşverenin İşyerinde İşe Aldığı Sigortalıların Tescilini Ne Şekilde Sağlayacaktır?
Yeni Yasa’nın 11. maddesinde düzenlendiği üzere, alt işverenin, asıl işverenin işyerinde çalıştırdığı sigortalıları, işverenle aralarında yaptıkları sözleşmenin ibrazı kaydıyla, Kurum’dan alacağı özel bir numara ile asıl işverenin kayıtlı olduğu dosyadan bildirmesi gerekmektedir.
Soru 8: Yeni Yasaya Göre, İşverenin İşyeri Tescil Yükümlülüğü Uygulaması Nasıl Olacaktır?
Yeni Yasa’nın 11. maddesinde düzenlendiği üzere, işverenler, örneği Kurum tarafından hazırlanacak işyeri bildirgesini, en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte, Kurum’a vermekle yükümlüdür. Şirket kuruluşu aşamasında, çalıştıracağı sigortalı sayısını ve bunların işe başlama tarihini, ticaret sicili memurluklarına bildiren işverenlerin, bu bildirimleri Kurum’a yapılmış sayılır. Ticaret sicili memurlukları, kendilerine yapılan bu bildirimi en geç on gün içinde Kuruma bildirmek zorundadır.
Diğer yandan 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi şirketlerin nevilerinin değişmesi, birleşmesi veya diğer bir şirkete katılması durumunda, bu hususların ticaret siciline tesciline ilişkin ilan tarihini; adi şirketlerde şirkete yeni ortak alınması durumunda ise en geç yeni ortağın alındığı tarihi takip eden on gün içinde, işyeri bildirgesi ile Kuruma bildirilmesi zorunludur.
Soru 9: Yeni Yasada Alt İşveren Ne Şekilde Düzenlenmiştir Ve Asıl İşveren Alt İşveren İlişkilerinde Herhangi Bir Değişiklik Söz Konusu Mudur?
Yeni Yasa’da alt işveren, "bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir" biçiminde tanımlanmıştır. Yeni Yasa ile getirilen tanım, 4857 sayılı İş Yasası’nın alt işveren tanımına yakın bir durum ortaya çıkarmıştır. Ancak bu tanım 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın 87. maddesinde yer alan "aracı" kavramı ile örtüşmekle birlikte, yeni Yasada "aracı" kavramı yerine alt işveren kavramı benimsenmiştir.
Yeni Yasa’da, sigortalıların, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu bildirildiğinden, asıl işveren alt işveren ilişkilerinde herhangi bir değişikliğin söz konusu olduğu söylenmez.
Soru 10: Yeni Yasa’ya Göre Meslek Hastalığı Ne Anlama Gelmektedir?
Yeni Yasa’da meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleri olarak tanımlanmıştır.
Soru 11: Yeni Yasa’ya Göre İşverenler İş Kazasını Bildirmeden Önce Olayın İş Kazası Sayılıp Sayılmayacağı Konusunda Derin Ve Ayrıntılı Bir Analiz Yapmak Zorunda Mıdır?
Yeni Yasa’nın 13.maddesi gereğince, kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilecektir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan tahsil edileceği düzenlemesi yer aldığından, işverenler iş kazasını bildirmeden önce olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı konusunda derin ve ayrıntılı bir analiz yapmak zorunda kalacaklardır.
Soru 12: Yeni Yasa’da İş Kazası Nasıl Tanımlanmıştır?
Yeni Yasa’da iş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olay olarak tanımlanmıştır. Görüleceği üzere yeni Yasa’da iş kazası, sigortalılık tanımına dahil olan memurlar ve de kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlara (şirket ortakları dahil) uygun hale getirilmiştir.
Soru 13: Yeni Yasa Gereğince İşverenlerin İş Kazasını Kuruma Bildirmeleri Zorunlu Mudur?
Yeni Yasa’ya göre iş kazalarının;
a) Hizmet akdine göre çalışan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kurum’a da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde,
b) Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan (şirket ortakları dahil) sigortalılar bakımından kendisi tarafından, bir ayı geçmemek koşuluyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde,
c) Memurlar bakımından ise, bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatlarına göre yetkili mercilere derhal ve Kurum’a da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde,
doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kurum’a bildirilmesi zorunludur.
Soru 14: İş Kazası, Meslek Hastalığı, Hastalık Ve Analık Hallerinde Sigortalılara Sağlanan Haklar Nelerdir?
İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde sigortalılara şu haklar sağlanır;
• Sigortalıya; geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
• Sigortalıya; sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
• İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine; gelir bağlanması.
• Gelir bağlanmış olan eş ve çocuklara; evlenme ödeneği verilmesi.
• İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için; cenaze ödeneği verilmesi.
Sigortalıya hastalık veya analık hallerine bağlı olarak ortaya çıkan iş göremezlik süresince, günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilir.
Sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe, çocuğun yaşaması şartıyla doğumdan sonraki altı ay süresince her ay, doğum tarihinde geçerli olan asgarî ücretin üçte biri tutarında emzirme ödeneği verilir.
Emzirme ödeneğine hak kazanan sigortalılardan sigortalılığı sona erenlerin, bu tarihten başlamak üzere üç yüz gün içinde çocukları doğarsa, sigortalı kadın veya karısı analık sigortası haklarından yararlanacak sigortalı erkek, doğum tarihinden önceki on beş ay içinde en az üç ay prim ödenmiş olması şartıyla emzirme ödeneğinden yararlandırılır.
Soru 15: Yeni Yasaya Göre Prim Borçlarından Doğan Sorumluluk Nasıl Düzenlenmiştir?
Sigortalıların çalıştırıldığı işyeri aktif ve pasif değerleri ile birlikte başka bir işyeri ile birleşir, devredilir veya intikal ederse, eski işverenin Kurum’a olan sigorta primi ile gecikme cezası, gecikme zammı ve faiz dahil tüm borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kurum’a karşı geçersizdir.
Kurumun prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede, her bir ay için % 3 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılır. Ayrıca, her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Yeni Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır. Ancak, ödemenin yapıldığı ay için gecikme zammı günlük hesaplanır. Bakanlar Kurulu, ilk üç ay için uygulanan gecikme cezası oranını iki katına kadar artırmaya veya bu oranı % 1 oranına kadar indirmeye, yeniden kanunî oranına getirmeye ve uygulama tarihini belirlemeye yetkilidir. Dava ve icra takibi açılmış olsa bile, prim ve diğer Kurum alacaklarının ödenmemiş kısmı için gecikme cezası ve gecikme zammı tahsil edilir.
Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kurum’a yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. Ancak Borçlar Kanunu’nun 65 inci maddesi hükmü saklıdır.
Prim iadesi nedeniyle sigortalıların, isteğe bağlı sigortalıların, genel sağlık sigortalılarının aylık, gelir, ödenek ve sağlık hizmetlerinden yararlanma şartlarını yitirmeleri durumunda, bu Kanuna göre ödenen aylık, gelir ve ödenekler ile sağlanan sağlık hizmetleri durdurulur. Yanlış veya yersiz yapılan masraflar, 96 ncı madde hükümlerine göre ilgililerden geri alınır.
Soru 16: Yeni Yasa’da Prim Borçlarında Zamanaşımı Uygulaması Ne Şekilde Düzenlenmiştir?
Yeni Yasa’da prim ve diğer alacakları, ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kurumun prim ve diğer alacakları, hizmet tespiti veya asgari işçilik uygulaması nedeniyle doğmuş ise, zamanaşımı süresi, mahkeme kararının kesinleşme tarihinden; Kurum veya diğer kamu idarelerinin denetim ve kontrolle görevlendirilen memurları tarafından yapılan tespitler sonucunda doğmuş ise, rapor tarihinden veya bu idareler tarafından düzenlenen belgelerden doğmuş ise, belgenin Kurum’a intikal ettiği tarihi takip eden yıl başından itibaren beş yıl olarak uygulanır. Ancak, bu durumda zamanaşımı süresi on yıldan az olamaz. Bu alacaklar için gecikme cezası ve gecikme zammı, alacağın ait olduğu ayın veya dönemin sonundan itibaren uygulanır.
Bu Kanun’a dayanılarak Kurum tarafından açılacak tazminat ve rücu davaları, on yıllık zamanaşımına tâbidir. Zamanaşımı tarihi; rücu konusu gelir ve aylıklar bakımından Kurum onay tarihinden, masraf ve ödemeler için ise, masraf veya ödeme tarihinden itibaren başlar.
Zamanaşımından sonra yapılan ödemeler kabul edilir. Ancak, kendi namına ve hesabına çalışan sigortalıların (şirket ortakları dahil) zamanaşımı nedeniyle prim ödenmeyen süreleri, sigortalılık süresinden sayılmaz ve bu süreye ilişkin sigortalılık hak ve yükümlülükleri düşer.
Soru 17: Yeni Yasada İşverenlere Uygulanacak İdari Para Cezaları Ne Şekilde Düzenlenmiştir?
İşverenler hakkında;
a) Sigortalı işe giriş bildirgesini Kurumca belirlenen şekle ve usûle uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler veya bu Kanun’da belirtilen süre içinde vermeyenlere, her bir sigortalı için aylık asgarî ücret tutarında, idarî para cezası uygulanır.
b) İşyeri bildirgesini Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde, anılan ortamda göndermeyenler veya bu Kanunda belirtilen süre içinde Kuruma vermeyenlere;
1) Kamu idareleri ile bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar için asgarî ücretin üç katı tutarında,
2) Diğer defterleri tutmak zorunda olanlar için asgarî ücretin iki katı tutarında,
3) Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için bir aylık asgarî ücret tutarında,
idarî para cezası uygulanır.
c) Prim belgelerini, Kurumca belirlenen şekilde ve usûlde vermeyenler ya da Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler veya belirlenen süre içinde vermeyenlere her bir fiil için;
1) Belgenin asıl olması halinde aylık asgarî ücretin üç katını geçmemek kaydıyla belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgarî ücretin beşte biri tutarında,
2) Belgenin ek olması halinde, aylık asgari ücretin üç katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgarî ücretin sekizde biri tutarında,
3) Ek belgenin Kurumca re'sen düzenlenmesi durumunda, aylık asgarî ücretin yarısı tutarında,
4) Belgenin mahkeme kararı, Kurum veya diğer kamu idarelerinin denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler sonucunda veya bu idareler tarafından düzenlenen belgelerden hizmetleri veya kazançları Kurum’a bildirilmediği veya eksik bildirildiği anlaşılan sigortalılarla ilgili olması halinde, belgenin asıl veya ek nitelikte olup olmad
(24.05.2006)
Mevcut uygulamada memurların aylıklarının tamamı prime tabi tutulmaktadır. Memurların prime esas kazançları üzerinden %16 oranında prim kesintisi yapılmakta olup, bu tutara memurların kendi kurumları tarafından yüzde 20 katkı sağlanmaktadır.
Soru 1: Yeni Sistemde Memurlara Ödenen Net Maaş Tutarında Herhangi Bir Düşme Olacak Mıdır?
Mevcut uygulamada memurların aylıklarının tamamı prime tabi tutulmaktadır. Memurların prime esas kazançları üzerinden %16 oranında prim kesintisi yapılmakta olup, bu tutara memurların kendi kurumları tarafından yüzde 20 katkı sağlanmaktadır.
Yeni Yasa’nın 80. maddesi gereğince memurların tüm kazançları (bazı küçük istisnalar dışında) üzerinden prim kesintisi yapılması öngörülmektedir. Böylece memur maaşlarından mevcut duruma göre daha fazla prim kesilmesi söz konusu olacağından, memurların net maaşında düşüş yaşanacağı açıktır. Ancak Yasa’nın Geçici 4. maddesinde bu net maaş düşüşüne neden olacak farkının memurların kendi kurumları tarafından karşılanması yönünde hüküm getirilmiştir. Bu durumda memur maaşlarında herhangi bir düşme söz konusu olmayacaktır.
Soru 2: Yeni Yasa Nedeniyle Memurlar, İşçiler Ve Kendi Hesabına Bağımsız Çalışanların Emeklilik (Yaşlılık) Aylıklarında Azalma Yaşanacak Mıdır?
Mevcut uygulamada memurların emekliliğinde, emeklilik öncesi maaşlarının yüzde 75’i oranında emekli aylığı bağlanmaktadır. Bu da yüzde 3.3 aylık bağlama oranına karşılık gelmektedir. Yeni Yasa ile emekli aylığı bağlama oranı yüzde 2.5’a çekilmektedir. Yasa’nın yürürlüğe girmesinden sonra aylık bağlama oranı 2016 yılına kadar, her yıl için yüzde 2.5, 2016 yılı itibariyle ise yüzde 2 olacaktır. Bu durumda 25 yıllık çalışma süresi esas alındığında emekli aylığı memur maaşının yüzde 62.5’i olarak hesaplanacaktır. Ancak bu durum, mutlaka emekli aylıklarında düşüş olacağı anlamına gelmemektedir. Yeni Yasa’nın getirdiği düzenleme gereğince emekli aylığını belirleyen kriterlerden birisi olan prime tabi kazanç tutarı, artık memur maaşının hemen hemen tamamını kapsayacağından, daha açık anlatımla prime esas tutulan matrah artacağından emekli aylıklarında, aylık bağlama oranının yol açacağı düşüş telafi edilmiş olacaktır.
Aylık bağlama oranı, kişinin sigortalı olarak geçirdiği her yıl başına, çalışma süresi boyunca prime esas kazançtan hesaplanan ortalama aylık kazanç ya da gelirinin yüzde kaçını emekli aylığı olarak alacağını göstermektedir. Aylık bağlama oranının dünya ortalaması her yıl için yüzde 1.5’dir. SSK ve Bağ-Kur’da bu oran yüzde 2.6, Emekli Sandığında ise yüzde 3 olarak uygulanmaktadır. Yeni Yasa’nın yürürlüğe girmesinden sonra aylık bağlama oranı 2016 yılına kadar her yıl için yüzde 2.5, 2016 itibariyle ise yüzde 2 olarak uygulanacaktır. Aylık bağlama oranı düşmekle birlikte, eskiye nazaran daha uzun süre sistemde kalınacak olması ve de eski uygulamaya göre prime esas kazanç tutarının daha yüksek bir matrah olması dolayısıyla daha çok prim kesintisi gerçekleşecek olması emekli (yaşlılık) aylıklarının düşmesi önlenmiş olmaktadır.
İlk kez 01.01.2007 tarihinden sonra sigortalı olup 9.000 bin gün prim ödeyen sigortalıya yüzde 54,5 oranında aylık bağlanacaktır. İlk sigortalılık tarihi ilerledikçe, aylık bağlama oranının düşeceği, ancak aktif sigortalılık süresi uzadıkça oranın yükseleceği unutulmamalıdır.
Soru 3: Yeni Sistemde Çalışanların Hekim Raporu İle İstirahatlı Kaldıkları Devrede Ödenecek İstirahat Parası Uygulamasında Herhangi Bir Değişiklik Yapılmış Mıdır?
Yeni sistemde sigortalının hastalığı nedeniyle istirahat aldığı durumlarda brüt ücretinin 2/3’ü Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından istirahat parası olarak bu kişilere ödenecektir. Brüt ücret üzerinden yapılan kesintiler düşünüldüğünde istirahat parası, sigortalının normal çalışması halinde eline geçen net ücretten daha yüksek bir tutar olarak gerçekleşecektir.
Soru 4: Yeni Yasal Düzenleme İle Getirilen Sistemde Sosyal Güvenlik Destek Primi Uygulaması Sürecek Midir?
Sosyal güvenlik teorisinde kural olarak, çalışmaya devam eden kimseye yaşlılık (emeklilik) aylığı ödemesi yapılmaz. Ülkemizde bunun istisnası sosyal güvenlik destek primi uygulamasıdır. Sosyal güvenlik destek primi oranı halihazırda, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nda yüzde 30, 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası’nda yüzde 10 olarak uygulanmaktadır. Yeni Yasa’da sosyal güvenlik destek primi müessesesi korunmuş; ancak, tüm sigortalilar arasinda norm ve standart birligi saglanmasi bakimindan prim orani normal prim düzeyine, yani yüzde 32’ye yükseltilmiştir.Bu prim emeklilik (yaşlilik) ayligi üzerinden kesilecektir. Çalişmaya devam eden bu kimseler yaşlilik (emeklilik) ayligini almamak koşuluyla bu primden kurtulabileceklerdir. Bu durumda bu kimseler için aynen normal çalişan gibi primlendirme işlemi yapilacaktir.
18 Yaşina Kadar Saglik Yardimi Ücretsiz
Soru 5: Yeni Yasal Düzenlemede Çocuklar Nasil Saglik Yardimi Alacaklar?
Yeni yasa, Avrupa Birligi normlarina uygun olarak vatandaşlik temelini esas aldigindan, cinsiyet fark etmeksizin tüm çocuklar 18 yaşina kadar, anne babalarinin genel saglik sigortasi kapsaminda olup olmadigina bakilmaksizin, saglik yardimlarindan yararlanacaklardir. Anne ve/veya babasi olmayan çocuklarin, bu durumun saptanmasiyla birlikte primleri devlet tarafindan ödenerek genel saglik sigortasi kapsaminda saglik yardimlarindan yararlandirilacaktir.
Çocuklarin 18 yaşini doldurmasi durumunda, evli olmamak, kendisinin çalişmamasi, gelir ya da aylik baglanmamiş olmasi ön koşullari ile, lise veya dengi ögrenim görmesi, 3308 sayili Yasa kapsaminda çiraklik egitimi veya beceri egitimi(mesleki egitim) görmesi halinde 20 yaşina kadar, yüksek ögrenim görmesi halinde ise 25 yaşina kadar anne ve/veya babasinin üzerinden saglik hakkindan yararlanabilecektir.
Yasa ile kiz ve erkek çocuklar saglik hakki bakimindan 25 yaşindan sonra anne veya babalarinin vesayetinden çikarilacaklarindan kendi adlarina Genel Saglik Sigortasi kapsamina alinacaklar.
Yasal düzenlemede lise ve dengi okullarda okuyan çocuklar dişinda aday çirak, çiraklik ve işletmelerde meslek egitimi görenler egitimleri süresince anne ya da babasinin üzerinden Genel Saglik Sigortasi hakkindan yararlanabilecek olmasi bir yenilik olarak karşimiza çikmaktadir. Ancak bu konuda gözle görünür bir Yasal düzenleme kargaşasi dikkati çekmektedir. Şöyle ki; yasal düzenlemenin 5/b maddesinde "Hizmet akdi ile çalişmamakla birlikte 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayili Mesleki Egitim Kanunu’nda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler hakkında iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortası; meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır ve bentte sayılanlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar." Hükmü ile hastalık, iş kazası ve meslek hastalığı bakımından tıpkı eski sistemdekine paralel olarak sigortalılık güvencesi getirilmişken, bu kimselerin anne ve/veya babanın bakmakla yükümlü olduğu kimseler arasında zikredilerek "Genel Sağlık Sigortası" kapsamında ikinci kez yer almaları anlaşılabilir bulunmamaktadır.
Soru 6: Malul Olan Çocuklarla İlgili Olarak Yeni Yasal Düzenleme Nasıldır?
Malul olduğu saptanan çocuklar, cinsiyetine ve yaşına bakılmaksızın anne ya da babasının üzerinden genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır.
Soru 7: Anne Veya Babası Üzerinden Gelir Ya Da Aylık Alan Kimselerin Sağlık Yardımı Yeni Yasal Düzenleme İle Nasıl Uygulanacak?
Anne veya babası üzerinden gelir ya da aylık alanlar ise, bu gelir ve aylığı almaya devam ettikleri sürece, Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlık hakkından yararlanacaktır.
Soru 8: Yeni Yasal Düzenlemeye Göre, Aylık Ve Gelirlerin Birleşmesi Halinde Yaşlılık, Malullük Ve Ölüm Sigortalarından Hangisinin Bağlanacağı Ne Şekilde Düzenlenmiştir?
Yeni Yasa gereğince, yaşlılık ve malullük aylığına hak kazanan sigortalıya, bu aylıklardan yüksek olanı, aylıkların eşit olması durumunda ise sadece yaşlılık aylığı ödenecektir. Mevcut sisteme göre bağlanmış hiç bir aylık kesilmeyeceğinden, yaşlılık ve malullük aylığı ile birlikte, ölen eşinden dolayı da aylığa hak kazanan sigortalı her iki aylığını almayı sürdürebilecektir.
Çocukların anne ve babadan ayrı ayrı aylığa hak kazandıkları durumda yüksek olan aylığın tamamı, az olan aylığın ise yarısı verilecektir. Birden fazla çocuktan dolayı aylığa hak kazanan anne ve/veya babaya, yüksek olan aylık ödenecektir.
Kız çocukları, hem anne ve babasından ölüm aylığına, hem de eşinden dolayı aylığa hak kazandıysa kendisine, tercih ettiği aylıktan biri ödenecektir.
Kadının eşinden boşanması durumunda boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam ettiği saptanırsa eş ve çocukların bağlanmış olan aylıkları kesilerek yersiz ödenmiş olan tutarlar da yasal faizi ile birlikte geri alınacaktır.
Soru 9: Harp Malulleri İle Terörle Mücadele Kanunu Veya Asayiş Ve Güvenliğin Sağlanması İle İlgili Kanunlara Göre Vazife Malullüğü Aylığı Bağlananlar Hakkında Getirilen Yeni Yasal Düzenlemeler Nelerdir?
Harp malulleri ile Terörle Mücadele Kanunu veya asayiş ve güvenliğin sağlanması ile ilgili kanunlara göre vazife malullüğü aylığı bağlananlardan yeni Yasa’ya tabi çalışanlar hakkında, mevcut aylıkları kesilmeksin, sadece kısa vadeli sigorta kollarına (genel sağlık, iş kazası, meslek hastalığı sigortalarına) tabi tutulacaklardır.
Soru 10: Yenİ Yasa GereĞİNce KİMler Zorunlu SİGortalılık Kapsamındadır?
Yeni Yasa gereğince aşağıdaki kişiler zorunlu sigortalılık kapsamındadır:
1- Bir veya birden fazla işverene bağlı olarak hizmet akdi ile çalışanlar,
2- Köy mahalle muhtarları,
3- Kendi hesabına bağımsız çalışanlar (Ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr sicili ile birlikte kanunla kurulan meslek odalarına usûlüne uygun olarak kayıtlı olanlar, anonim şirketlerin kurucu ortakları ve/veya yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları)
4- Kamu idarelerinde çalışanlar
5- Tarımsal faaliyette bulunanlar,
6- İşçi sendikalarının yönetim kurullarına seçilenler,
7- Bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan; film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlardan, düşünürlerden ve yazarlardan hizmet akdi ile çalışanlar,
8- Mütekabiliyet esasına dayalı olarak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olanlar hariç olmak üzere, yabancı uyruklu kişilerden hizmet akdi ile çalışanlar,
9- 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun’a göre çalıştırılanlar,
10- 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda belirtilen umumi kadınlar (genelevde çalışan kadınlar)
11- Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen kurslarda usta öğretici olarak çalıştırılanlar, kamu idarelerinde ders ücreti karşılığı görev verilenler ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C üncü maddesi kapsamında çalıştırılanlar,
Soru 11: Yeni Yasa Gereğince Kimler Zorunlu Sigortalılık Kapsamında Değildir?
Yasa’nın uygulanmasında şu kişiler zorunlu sigortalılık kapsamında değildir;
1- İşverenin, işyerinde ücretsiz çalışan eşi,
2- Aynı konutta birlikte yaşayan ve üçüncü derece dahil bu dereceye kadar akrabalar arasında yaşadıkları konut içinde yapılan işlerde çalışanlar,
3- Ev hizmetlerinde süreksiz çalışanlarla ev hizmetlerinde iş akdi ile sürekli çalışmasına rağmen aylık kazançları prime esas günlük kazanç alt sınırının 30 katından az olanlar,
4- Er ve erbaşlar, yedek subay okulu öğrencileri, yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluştan gönderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye'de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurtdışında ikamet eden ve o ülkenin sosyal güvenlik mevzuatına tabi olanlar,
5- Meslek ve sanat okulları ile yüksekokullarda yapım ve üretim işlerinde çalışan öğrenciler, sağlık hizmeti sunucuları tarafından işe alıştırılmakta olan hasta veya maluller,
6- 18 yaşını doldurmamış olanlar,
7- Kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının 30 katından az olduğunu belgeleyenler,
8- Niteliği itibariyle bir kişinin, bir gün içinde yapabileceği işlerde yevmiyeli olarak çalışanlar,
9- Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkar siciliyle birlikte, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,
10- Aylık kazançlarından bu faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın prime esas günlük kazanç alt sınırının 30 katından az olduğunu belgeleyenler.
Soru 12: Yüksek Öğrenimleri Sırasında Zorunlu Staja Tabi Tutulan Öğrencilerin Sosyal Güvenliği Hakkında Yeni Yasal Düzenleme Bir Yenilik Getirmiş Midir?
Mevcut yasal düzenlemede yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu (üniversitede stajın zorunlu olduğu belgelenmek şartıyla) staja tabi tutulan öğrenciler sigortalı sayılmamaktaydı.
Yeni Yasal düzenlemenin 5/b maddesinin"…..yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır ve bentte sayılanlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar" hükmü gereğince 01.01.2006 tarihinden itibaren Yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler staj süresi ile sınırlı olarak ve de sadece iş kazası ve meslek hastalığı sigortası bakımından sigortalı sayılacaktır.
Soru 13: Yeni Yasaya Göre Kimler Malul Sayılmaktadır?
Yeni yasa gereğince, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu çalışma gücünün en az %60’ını kaybettiği saptanan sigortalı, malullük sigortası bakımından malul sayılmaktadır. Malullük aylığı alınabilmesi için sigortalının en az 10 yıldır sigortalılığının bulunup, 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul ise en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bulunması gerekmektedir. Malullük aylığı, prim ödeme gün sayısı 9.000 günden az olan sigortalılar için 9.000 gün üzerinden, 9.000 gün ve daha fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden hesaplanacaktır. Sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaçsa, tespit edilen aylık bağlama oranının 10 puan artırılması gerekmektedir.
Sigortalının ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce çalışma gücünün yüzde 60’ının zaten kayıp olduğu sonradan saptanırsa, sigortalı bu hastalık veya arızası sebebiyle malullük aylığından yararlanamayacaktır.
Soru 14: Yeni Yasaya Göre Yaşlılık Aylığı Koşulları Nasıl Olacaktır?
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe gireceğinden 1 Ocak 2007’den önce bir gün dahi sigortalı olanlar için emeklilik koşullarında (emeklilik yaşı veya prim ödeme gün sayısında) herhangi bir değişiklik olmayacaktır.
01.01.2007 tarihinden sonra ilk kez sigortalı olanlar için, emeklilik yaşında 2036 yılına kadar değişiklik öngörülmemektedir. 2036’dan itibaren emekli olacaklar için ise, emeklilik yaşi, kademeli olarak artirilacak. 2048 yilinda emeklilik yaşi kadin ve erkek için 65 yaşinda eşitlenmektedir.
EMEKLILIKTE
KADEMELI GEÇIŞ TABLOSU
YILLAR ERKEK KADIN
2005-2035 61 59
2036-2037 62 60
2038-2039 63 61
2040-2041 64 62
2042-2043 65 63
2044-2045 65 64
2046-2047 65 65
2048 65 65
Mevcut uygulamada S.S.K sigortalisi olanlar 7.000 gün olan prim ödeme gün sayisi, 20 yil için her yil 100’er gün artırılarak 9 bin güne çıkarılacaktır. İlk defa 01.01.2007 tarihinden sonra sigortalı olacakların emekliliklerinde 9.000 gün prim ödeme gün sayısı koşulu bulunacaktır. Mevcut uygulamada S.S.K sigortalısı olanlar ise 7.000 gün prim ödemek suretiyle emekli olabileceklerdir.
Yeni yasa ile ilk kez "kısmi emeklilik" müessesesi getirilmiştir. Buna göre, kişiler 5.400 gün prim ödemiş olmaları koşulu ile emekli olabileceklerdir.
Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya özrü bulunan ve bu nedenle malullük aylığından yararlanamayan sigortalılar, en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve adına en az 3.960 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primi bildirilmiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığına hak kazanacaktır. Çalışma gücündeki kayıp oranının yüzde 50 ile yüzde 59 arasında olduğunun saptanması durumunda, en az 16 yıldan beri sigortalı olmak ve adına en az 4.320 gün; kayıp oranı yüzde 40 ile yüzde 49 arasında olduğu belirlenen sigortalılar ise, en az 18 yıldan beri sigortalı olmak ve adına 4.680 gün, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak koşuluyla, yaş koşulu aranmaksızın aylığa hak kazanılacaktır.
Yeraltı işlerinde sürekli veya değişimli (münavebeli) olarak en az 20 yıldan beri çalışan sigortalı maden işçilerinin emeklilik yaşı ise 55 olarak esas alınmaktadır.
Soru 15: Genel Sağlık Sigortası Ne Anlama Geliyor?
Yeni yasaya göre, nüfusun tamamı sağlık yardımı güvencesine zorunluluk esasına göre alınmaktadır. Bu sisteme genel sağlık sigortası denilmektedir. Sigortalıların, gelirlerinin yüzde 12.5’i oranında genel sağlık sigortası primi ödemeleri gerekmektedir. Genel sağlık sigortası primi ödeyemeyecek derecede yoksul olanların genel sağlık sigortası primleri devlet tarafından ödenecektir.
Soru 16: Genel Sağlık Sigortası Nedeniyle Hiçbir Sosyal Güvenlik Kurumuna Bağlı Olmayan Kişilerden De Prim Alınacak Mı, Alınacak İse Kişi Başına Mı Alınacak?
01.01.2007 tarihinden önce hiçbir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayan ve de yoksul olmayan vatandaşların da yüzde 12 oranında (yalnızca genel sağlık sigortasına tabi olanlar ile isteğe bağlı sigortalıların genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın yüzde 12’si olacağı için) genel sağlık sigortası primi ödemeleri zorunlu olacaktır.
Çalışan bir kişinin ödediği primler, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin de sağlık hizmeti ödemelerinden yararlanmasını sağlayacaktır. Başka bir anlatımla genel sağlık sigortası için ödenecek prim, kişi başına değil, aile başına ödenecektir.
Devlet, genel sağlık sigortası primlerine yüzde 3 oranında katkıda bulunacaktır.
Soru 17: Kimler Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Girmektedir?
Aşağıdaki kimseler genel sağlık sigortası kapsamına girmektedir:
1- İsteğe bağlı sigortalılar,
2- Sigortalı sayılmayanlardan olup, yeşil kart verilen kişiler,
3- Vatansızlar ve sığınmacılar,
4- 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alanlar,
5- Şeref aylığı alanlar, vatani hizmet tertibinden aylık alanlar,
6- 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alanlar,
7- Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz yararlananlar,
8- Harp malulü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar,
9- Geçici köy korucuları,
10- Oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan kişiler,
11- Sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir ve aylık bağlanmış olan kişiler,
12- İşsizlik ödeneğinden yararlananlar,
13- Kamu idarelerinin dış temsilciliklerinde istihdam edilenler.
14- Yukarıda sayılanlar dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan kişiler,
Hastaya hastane seçme özgürlüğü geldi
Soru 18: Genel Sağlık Sigortasında Hastaların Sağlık Kurumu Seçme Hakkı Var Mıdır?
Genel sağlık sigortasında Sosyal Güvenlik Kurumu talepte bulunan tüm hastaneler ve sağlık kuruluşlarıyla sözleşme yapacağından, sigortalılar sevk zincirine uyarak (öncelikle birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvurarak) anlaşmalı sağlık kuruluşlarından istediklerine gidebilecektir. Genel sağlık sigortası kapsamında kamu ve özel hastane ayrımı söz konusu olmamaktadır.
Soru 19: Genel Sağlık Sigortasında Katılım Payı Uygulaması Nasıl Olacaktır?
Genel sağlık sigortası bakımından sigortalı olanların, sağlık hizmeti sunucusuna başvurdukları tarihten önceki son 1 yıl içinde 30 gün genel sağlık sigortası primi ödemiş olmaları gerekmektedir. İsteğe bağlı sigortalıların ise, prim borcu bulunmaması koşulu aranacaktır.
Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi, protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri ile ayakta tedavide sağlanan ilaçlar için katılım payı alınacaktır. Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için 2 YTL, ayaktan tedaviden sağlanan ilaçlar, protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri için ise yüzde 10 ila 20 oranında katılım payı alınacak.
İş kazası ve meslek hastalıkları ile askeri tatbikat ve manevralarda sağlanan sağlık hizmetlerinden, afet ve savaş hali nedeniyle sağlanan sağlık hizmetlerinden, raporla belgelenen kronik hastalıklardan, hayati öneme sahip organ nakli ve kontrol muayeneleri, harp okulu ve polis akademisi öğrencilerinden katkı payı alınmayacaktır. Sigortalının sevk zincirine uymaksızın tedavi görmesi durumunda yüzde 10 ila 20 oranında katılım payı yerine yüzde 50 oranında artırılacaktır.
Soru 20: Yeni Yasa Gereğince Sigorta Prim Oranları Ne Kadar Olacaktır?
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalıları prim oranı, sigortalının prime esas kazancının yüzde 20’si olacaktır. Bunun yüzde 9’u sigortalı hissesi, yüzde 11'i de işveren hissesinden oluşacak. Fiili hizmet zammı uygulanan işlerde çalışan sigortalılar için uygulanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranı, belirlenen yüzde 20 oranının her yıl fiili hizmet gün sayısının 360'a bölünmesi sonucunda bulunacak oranda artırılması suretiyle belirlenecek.
Kısa vadeli sigorta kolları prim oranı, yapılan işin iş kazası ve meslek hastalığı bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre yüzde 1 ila 6 oranlarında olmak üzere, kurumca belirlenecek.
Genel sağlık sigortası primi, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olanlar için prime esas kazancın yüzde 12.5'u olacak. Bunun yüzde 5'i sigortalı, yüzde 7.5'i ise işveren hissesi olarak uygulanacak. Genel sağlık sigortası primini ödeyemeyecek olanların primi devlet tarafından karşılanacak.
Yalnızca genel sağlık sigortasına tabi olanlar ile isteğe bağlı sigortalıların genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın yüzde 12'si olacak.
Devlet, sigortalının prime esas kazancını esas alarak; malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları için yüzde 5 oranında, genel sağlık sigortası için ise yüzde 3 oranında katkı yapacak. Devlet katkısı, kurumun ay itibariyle tahsis ettiği primin dörtte biri olarak hesaplanacak. Devlet katkısının ödenmesine ilişkin usul ve esaslar, Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek.
Bu düzenlemeye göre, alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı, asgari ücretin 30'da biri, üst sınırı ise günlük kazancın alt sınırının 6.5 katı olacak.
Soru 21: Genel Sağlık Sigortası Kapsamında Sağlık Yardımı Alabilmenin Koşulları Nelerdir?
Genel sağlık sigortalısı sayılanların, sağlık hizmeti sunucusuna başvurdukları tarihten önceki son 1 yıl içinde 30 gün genel sağlık sigortası primi ödemesi gerekecek. İsteğe bağlı sigortalılarda ise prim borcu bulunmaması koşulu aranacak.
Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi, ortez, protez, iyileştirme araç ve gereçleri ile ayakta tedavide sağlanan ilaçlar için katılım payı alınacak. Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için 2 YTL, ayaktan tedaviden sağlanan ilaçlar, protez, ortez, iyileştirme araç ve gereçleri için ise yüzde 10 ila 20 oranında katılım payı alınacak.
İş kazası ve meslek hastalıkları ile askeri tatbikat ve manevralarda sağlanan sağlık hizmetlerinden, afet ve savaş hali nedeniyle sağlanan sağlık hizmetlerinden, raporla belgelenen kronik hastalıklardan, hayati öneme sahip organ nakli ve kontrol muayenelerinden, harp okulu ve polis akademisi öğrencilerinden katkı payı alınmayacak.
Eğer sigortalı sevk zincirine uymadan tedavi görürse, belirtilen oranlar yüzde 50 oranında artırılacak.
Sigortalılar, sözleşme yapılmayan hastanelerden ve öğretim üyesinden hizmet almak isterse, bunun için fark ödemek zorunda olacak. Genel sağlık sigortalıları ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, sağlık hizmeti sunucuları arasından istediğini seçme hakkına sahip olacak.
Tüm vatandaşlar "Genel Sağlık Sigortası" kapsamında sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak faydalanacak. Ancak şimdi olduğu gibi ayaktan tedavide kullanılan ilaç ve ortez, protezlerde yüzde 10 ila yüzde 20 arasında katkı payı alınacak. Genel Sağlık Sigortası" ile birlikte vatandaşların sözleşmesiz sağlık kuruluşlarına gitmesine de imkan bulunmaktadır. Ancak buralardan alınan hizmet bedelinin sadece yüzde 70’i Kurum tarafından karşılanacak.
Soru 22: Genel Sağlık Sigortası Halen Sigortalı Olanlar İçin İlave Külfet Getiriyor Mu?
Halen sağlık sigortası kapsamında olan hiç kimse "Genel Sağlık Sigortası" nedeniyle ilave prim ödemeyecektir. SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı kapsamında sağlık güvencesi olanlar, aynı şekilde genel sağlık sigortası güvencesine de sahip olacaklar. Şu anda hiçbir sağlık güvencesi olmayan kesim de genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır.
Soru 23: Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Giren Ve Girmeyen Ödemeler Hangileridir?
Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere koruyucu sağlık hizmetleri, hastalık ve analık nedeniyle ayakta veya yatarak, acil sağlık hizmetleri verilecek. Ayrıca bu kapsamda 18 yaşına kadar ağız ve diş tedavileri ile 18 yaşını doldurmamış veya 45 yaşından gün almış kişilerin ortodontik diş protezlerinin belirlenen tutarının yüzde 50'si karşılanacak.
Hekimin göreceği lüzum üzerine genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yurtdışı dahil yerleşim yeri dışına yapılan sevklerinde, kendisinin ve bir kişiyle sınırlı olmak üzere refakatçisinin yol gideri ve gündelikleri karşılanacak. Yurt içinde tedavisi mümkün olmayan sigortalı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, yurt dışından sağlık hizmeti alabilecek.
Çocuğu olmayan kişinin 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olması halinde, 2 kez tüp bebek tedavi masrafları kurum tarafından karşılanacak.
Estetik amaçlı sağlık hizmeti ve estetik amaçlı ortodontik diş tedavileri ile alternatif tıp uygulamaları ise genel sağlık sigortasından karşılanmayacak.
Soru 24: Yeni Yasa Gereğince Mevcut Bağ-Kur Sigortalılarının Prim Ödeme Sisteminde Değişiklik Olacak Mıdır?
Mevcut sistemde Bağ-Kur sigortalıları 12 basamağa kadar her yıl otomatik artışta bulunmaktadır. 12 ile 24. basamaklar arasındaki artış ise, isteğe bağlı bulunmaktadır. 12 yıl zorunlu basamak yükseltme olması özellikle küçük esnafı ağır prim yüküyle karşı karşıya bıraktığı gerçeğinden hareketle yeni Yasa ile, kendi nam ve hesabına çalışanlarla şirket ortakları hangi kazanç üzerinden prim ödeyeceğini, ödeme gücüne göre kendileri belirleyecektir.
Soru 25: Genel Sağlık Sigortası Sistemine Prim Ödeyemeyenlerin Sağlık Hizmeti Almaları Mümkün Müdür?
SSK ve Emekli Sandığı kapsamındaki yurttaşlarımızın sağlık primini ödeme sorumluluğunun işverenlere ait olması nedeniyle, prim borcunun ödenmemesi sağlık yardımının verilmesine engel oluşturmuyor. Ancak, mevcut Bağ-Kur’lu yurttaşlarimiz hem sigortali, hem de işveren pozisyonunda. Bu nedenle prim borcunun ödenmesi önem taşiyor.
Genel Saglik Sigortasi (GSS) uygulamasi bu sorunu tamamen çözemese de, mevcut sisteme göre Bag-Kur’lu yurttaşlarimiz açisindan önemli iyileştirmeler getiriyor. Bagimsiz çalişan kişiler prim borcunu ödememiş olsalar dahi;
• 18 yaşini doldurmamiş olan kişilerde,
• Tibben başkasinin bakimina muhtaç olan kişilerde,
• Acil hallerde,
• Iş kazasi ile meslek hastaligi hallerinde,
• Bildirimi zorunlu bulaşici hastaliklarda,
• Kişiye yönelik koruyucu saglik hizmetlerinde,
• Afet ve savaş halinde,
• Grev ve lokavt halinde,
hiçbir koşul aranmaksizin saglik hizmetleri "Genel Saglik Sigortasi"nca karşilanmaya devam edilecek. Bir başka ifadeyle, mevcut sisteme kiyasla GSS, bagimsiz çalişan yurttaşlarimizin saglik hizmetine erişimini önemli ölçüde.
Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Hakkında 26-51 Soru - Cevap
(24.05.2006)
Sosyal Sigortalar ve Genel Saglik Sigortasi Yasasi’nda çiftçilerin prim borçlarına karşılık, sattıkları tarım ürünlerinin bedellerinden yüzde 1 ile yüzde 3 oranında kesinti yapılacağı yolunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Soru 26: Çiftçilerin Prim Borçlarina Karşilik, Sattiklari Tarim Ürünlerinin Bedellerinden Yüzde 1 Ile Yüzde 3 Oraninda Kesinti Yapilacak Midir?
Sosyal Sigortalar ve Genel Saglik Sigortasi Yasasi’nda çiftçilerin prim borçlarına karşılık, sattıkları tarım ürünlerinin bedellerinden yüzde 1 ile yüzde 3 oranında kesinti yapılacağı yolunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Soru 27: Mevcut Yasalara Göre 52 Yaşında Emekli Olacak Bir Sigortalının, Yeni Yasal Düzenleme İle Emeklilik Yaşında Bir Değişiklik Olmayacak Mı?
Yeni yasa ile 2035’e kadar emekli yaşinda bir artiş getirilmedigi için mevcut yasalara göre bir kişi hangi yaşta emekli olacaksa o yaşta emekli olabileceklerdir.
Soru 28: Yeni Yasa Sonrasinda Emekli Ayliklari Artacak Mi, Ayrica Bazi Emeklilerin Maaşi Yüksek, Bazilarinin Ise Düşük Olmaktadir, Bu Konuda Yasa Ne Gibi Yenilik Getirdi?
Emekli ayliklarinin düşük veya yüksek olmasi sigortalinin çalişirken aldigi ücret düzeyinin düşük veya yüksek olmasindandir. Günümüzde net ücreti 450 YTL olan bir sigortali yaşlilik ayligi olarak 500 YTL alabilmektedir. Yeni sistem daha uzun süre çalişmayi, çalişma ücretinin daha büyük bölümünün biriken paraya (prime) dahil edilmesini öngörüldügünden zaman içinde emekli ayliklarinin kismen yükselmesi söz konusu olabilecektir.
Emekli ayliklari arasindaki farkin nedeni sigortalilarin prim ödeme gün sayilari ile prime esas kazançlari arasindaki farktan kaynaklaniyor. Diger yandan sosyal güvenlik kurumlari arasinda da norm farkliliklari nedeni ile paralellik yok. Yeni yasa ile ayni durumdaki sigortalilarin ayni emekli ayligindan yararlanabilmesi saglanacak.
Soru 29: Erken Yaşlanma Durumunda Bu Kişiler Yaşlilik Ayligindan Nasil Faydalanacaktir?
Yeni Yasal düzenleme ile 50 yaşini dolduran ve erken yaşlanma nedeniyle yaşlilik ayligi baglanmasi gereken yaşa ulaştigi saptanan sigortalilar, yaş dişindaki diger koşullari taşimalari halinde, yaşlilik ayligindan yararlanabileceklerdir.
Soru 30: Sigortalilarin Işsiz Kalarak Işsizlik Sigortasi Ödenegi Aldiklari Sürede Malullük, Yaşlilik Ve Ölüm Sigortasi Primlerini Kendileri Yatirarak Sigortaliliklarini Kesintiye Ugratmamalarina Imkan Var Midir?
Yeni yasa ile herkes zorunlu Genel Saglik Sigortasi kapsamina aliniyor. Çalişirken işsiz kalanlar, hem işsizlik yardimi alacak, hem de bu süre içinde sigortaliligi devam edecek. Işsizlik sigortasindan ödenek alanlarin, sigorta primleri (malullük, yaşlilik ve ölüm sigortasi primleri) asgari ücret üzerinden, Türkiye Iş Kurumu tarafindan ve işsizlik fonundan karşilanacaktir. Böylece işsiz kalanlar açisindan sigortalilik kesintiye ugramamiş olacaktir.
Soru 31: Genel Saglik Sigortasi Sisteminde Tüp Bebek Uygulamasi Nasil Olacaktir?
Yeni yasal düzenleme ile, normal yollarla çocugu olmayan 23 yaşindan büyük, 39 yaşindan küçük sigortali kadinin 2 defaya mahsus olmak üzere tüp bebek tedavi masrafinin Genel Saglik Sigortasi tarafindan karşilanmasi imkani getirilmiştir.
Soru 32: 24 Yaşinda Üniversite Mezunu Işsiz Bir Kimse Anne Veya Babasi Üzerinden Genel Saglik Sigortasindan Faydalanacak Midir?
Yeni yasal düzenlemede çocuklarin, 18 yaşini, lise ve dengi ögrenim veya 3308 sayili Mesleki Egitim Kanunu’nda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde mesleki eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocuklar anne babaları üzerinden sağlık yardımından faydalanacağı yer almaktadır.Bu durumda 24 yaşında olan ve de üniversite mezunu olan birisi, Yasa’nın aradığı "yüksek öğrenim görmekte olmak" koşulu bulunmadığından 24 yaşında üniversite mezunu işsiz bir kimse anne veya babası üzerinden genel sağlık sigortasından faydalanamayacaktır.
Soru 33: İş Kazası, Meslek Hastalığı, Hastalık Ve Analık Halinde, Meslekte Kazanma Gücü Kayıplarında Verilecek Ödenek Veya Sürekli İş Göremezlik Gelirinde Bir Azalma Olacak Mıdır?
Yasal düzenlemede 17. maddede ödenek ve gelirlere esas tutulacak günlük kazançlar düzenlenmiştir. İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç; iş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki on iki aydaki son üç ay içinde 80. maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanacaktır. Mevcut uygulamada iş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki son üç aydaki prime esas kazanç tutarının 2/3’ ü esas alınarak hesaplama yapıldığından, yeni Yasal düzenleme ile bu konuda bir azaltma getirilmemektedir.
Soru 34: İsteğe Bağlı Sigortalılık Konusunda Yeni Yasa Ne Gibi Yenilikler Getirdi?
Ülkemizde yasal dayanağa bağlı olarak ikamet eden ve orunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmayan (hizmet akdine göre bir veya birden fazla işverene bağlı olarak, kendi nam ve hesabına veya kamu kurum ya da kuruluşlarında memur olarak çalışanlar) veya sigortalı olmayı gerektirecek biçimde çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden, son bir yıl içinde 360 günden az çalışan veya tam gün çalışmayıp günün belli saatlerinde çalışan herkesin daha önce sigortalı olma şartı aranmaksızın, sadece ve sadece 18 yaşını doldurmuş olmaları koşulu ile isteğe bağlı sigortalı olabileceklerdir.
İşsiz kimseler, konumları ne olursa olsun (ev hanımları dahil) isteğe bağlı sigortalı olabileceklerdir. İsteğe bağlı sigortalılar, günlük asgari ücret ile günlük asgari ücretin 6,5 katı arasında kalmak üzere (gün için 5,66-36,82 YTL arasında) prime esas kazançları ve prim ödeme gün sayısını kendileri belirleyebileceklerdir.
Yeni Yasal düzenlemede isteğe bağlı sigortalı, kendi belirleyeceği prime esas kazanç ve prim gün sayısı üzerinden yüzde 20 emeklilik, yüzde 12 genel sağlık sigortası primi olmak üzere toplam yüzde 32 oranında sigorta primi ödemeleri gerekmektedir.
Mevcut sistemde isteğe bağlı sigortalılıkta her ay için 30 gün üzerinden prim ödenmesi gerekiyordu. Yine mevcut sistemde memur olmayan, kendi hesabına çalışmayan ya da hizmet akdine göre bir işverene bağlı olarak çalışmayan kimseler, Sosyal Sigortalar Kurumu bakımından 1.080 gün sigorta primi ödemişlerse; Bağ-Kur bakımından ise 18 yaşını dolduran işsiz bir vatandaş ya da ev hanımı olmaları koşulları ile; Emekli Sandığı mevzuatında bakımındansa 21.09.2004 tarihinden itibaren, görevden ayrılmış olmak ve en az 10 yıl memur olarak görev yapmış olmak koşuluyla isteğe bağlı sigortalı olabiliyorlardı.
Soru 35: İsteğe Bağlı Sigortalılar Prim Ödemeye Devam Ederken Sağlık Yardımından Da Faydalanabilecekler Midir?
Mevcut sistemde, işsiz vatandaşlar ve ev hanımları, isteğe bağlı sigortalı olduklarında, sağlık yardımı alamıyorlardı. Örneğin, hastanede sigortalı olarak tedavi olamıyorlardı.
Yeni sosyal güvenlik sisteminde, yeni yasal düzenlemede isteğe bağlı sigortalı, kendi belirleyeceği prime esas kazanç ve prim gün sayısı üzerinden yüzde 20 emeklilik, yüzde 12 genel sağlık sigortası primi olmak üzere toplam yüzde 32 oranında sigorta primi ödemeleri gerektiğinden genel sağlık sigortası primi ödemek zorunlu olduğundan, isteğe bağlı sigortalı olanlar da sağlık yardımından yararlanabileceklerdir.
Soru 36: Herhangi Bir Sosyal Güvenlik Kurumundan Yaşlılık (Emeklilik) Aylığı Almakta İken Kendi Nam Ve Hesabına Çalışan (Esnaf) Veya Anonim Şirketlerde Kurucu Ortak Ya Da Yönetim Kurulu Ortağı, Komandit Şirkette Komandite Ortak Veya Diğer Şirketlerde Sadece Ortak Olan Kimseleri Ne Gibi Bir Sürpriz Beklemektedir?
Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık (emeklilik) aylığı almakta iken kendi nam ve hesabına çalışan (esnaf) veya anonim şirketlerde kurucu ortak ya da yönetim kurulu ortağı, komandit şirkette komandite ortak veya diğer şirketlerde sadece ortak olan kimseler, asgari ücretin yüzde 33.5’i tutarında (bugün için yaklaşık 178 YTL.) sosyal güvenlik destek primi ödemeleri gerekmektedir.
Yeni Yasal düzenleme öncesi bu kimseler için sosyal güvenlik destek primi uygulaması yine bulunmakla birlikte prim oranı emekli aylıklarının yüzde 10’ u (günümüzde sabit olarak 62,70 YTL.) tutarında gerçekleşmektedir.
Soru 37: Herhangi Bir Sosyal Güvenlik Kurumundan Yaşlılık (Emeklilik) Aylığı Almakta İken Kendi Nam Ve Hesabına Çalışan (Esnaf) Veya Anonim Şirketlerde Kurucu Ortak Ya Da Yönetim Kurulu Ortağı, Komandit Şirkette Komandite Ortak Veya Diğer Şirketlerde Sadece Ortak Olan Kimselerin Bu Primden Kurtulmak İçin İşyerini Başkaları Adına Açmalarının Kamuoyunda İddia Edildiği Gibi Pratik Bir Yararı Var Mıdır?
Bu yasal düzenleme nedeniyle ilk etapta, emekli olup çalışanların cezalandırıldığı düşünüldüğünden, emeklilerin işyerini kendi adlarına değil de eş, çocuk, dost veya yakınları adına işyeri açma yoluna gidecekleri akla gelebilir. Ancak yüzde 33.5 tutarında prim ödememek için bu yolu seçenler bu defa "aslında sigortalı sayılmayıp adına işyeri açılması nedeniyle sigortalı sayılan" bu kimseler nedeniyle yine primi ödemeleri gerekeceğinden bu dolanlı (muvazaalı) uygulama, pratikte bir yarar sağlamayacaktır.
Soru 38: Emekli Olup Halen Avukatlık Yapmaya Devam Edenleri Ne Gibi Bir Sürpriz Beklemektedir?
Emekli olup halen avukatlık yapmaya devam edenler, mevcut mevzuatta emekli aylıklarının yüzde 15’i oranında sosyal güvenlik destek primi ödemektedirler. Yeni Yasa gereğince, emekli olup, avukatlık yapanların da yürürlükte olan asgari ücretin yüzde 33.5'i oranında sosyal güvenlik destek primi ödemeleri gerekmektedir.
Soru 39: Emeklilik Hakkı Bakımından Yasanın Yürürlük Tarihi Olan 01.01.2007 Tarihinin Önemi Nedir?
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, yılbaşında yürürlüğe girmesinden önce "1 gün dahi" sigortası bulunanlar için emeklilik yaşı veya prim ödeme gün sayısı değişmiyor. Halen, SSK; Bağ-Kur ve Emekli Sandığı Kanunları’na göre emeklilik yaşi kadin için 58, erkek için 60 olarak uygulaniyor. 2006 yili sonuna kadar 1 gün dahi sigortali olanlar için emeklilik yaşi veya prim ödeme gün sayisinda degişiklik olmayacak.
Emekli olabilmek için 2006 yili içinde işe başlayanlarda 7.000 gün olan süre, 1 Ocak 2007’den itibaren sigortalı olanlarda, kademeli olarak 9.000 güne kadar çıkacak. Ayrıca emeklilik yaşı da yine kademeli olarak 65’e çıkacak.
Soru 40: Kendi Namına Ve Hesabına Çalışan Bayanlar (Kendi İşyeri Bulunan, Esnaf Veya Şirket Ortağı Olan Bayanlar) Doğumdan Önce Ve Sonra Çalışamadıkları Dönemler İçin Herhangi Bir Ödenek Alacaklar Mıdır?
Bu konu mevcut mevzuatta olmayan, ancak yeni yasal düzenleme ile getirilen bir yeniliktir. Buna göre kendi çalışmasından dolayı sigortalı sayılan bayanlara doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık süreler için, geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir. İkiz yada üçüz doğum halinde doğumdan öncesi için sekiz hafta yerine 10 haftalık süre için geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir. Geçici iş göremezlik tutarı daha önceden ödenen sigorta primine göre değişecektir.
Soru 41: Yeni Yasal Düzenleme Gereğince Tüm Sigortalıların Aynı Emekli Maaşını Alacağı Doğru Mudur?
Yeni Yasal düzenleme ile statüye bağlı emeklilik sistemi ortadan kalkıp, emeklilik primi ödenen süre ve prime esas kazanç bildiriminin bir fonksiyonu olarak tasarlanmıştır. Ayrıca yeni yasa ile aylık bağlama oranı farkı ortadan kaldırılmıştır. Yeni Yasa’ya göre, prime esas kazancı, sigortalılık süresi aynı olan tüm sigortalılar aynı emekli aylığını alacaklardır.
Soru 42: Kendi Namına Ve Hesabına Bağımsız Çalışan (Esnaf, Sanatkar Veya Şirket Ortakları) İş Kazası Veya Meslek Hastalığı Sonucu Meslekte Kazanma Gücü Kaybına Uğrarsa Herhangi Bir Gelir Bağlanması Söz Konusu Olacak Mıdır?
Kendi namına ve hesabına çalışanların iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü en az yüzde 10 oranında azalmış bulunduğu raporla ortaya konulduğunun saptanması durumunda, meslekte kazanma gücünün kaybı oranına göre hesap edilecek sürekli iş göremezlik geliri bağlanması söz konusu olacaktır. Sürekli iş göremezlik durumunda aylık kazancının yüzde 70’i, sigortalının sürekli bakıma muhtaç olması durumunda, yüzde 100’ ü gelir olarak verilecektir. Ancak kendi nam ve hesabına çalışan kimselerin sürekli iş göremezlik geliri alabilmesi için Kuruma herhangi bir borçlarının bulunmaması gerekmektedir.
Soru 43: Yeni Yasal Düzenleme, Geçmişte Sigortalı Olarak Geçmemiş Sürelerin Borçlanılması Yoluyla Telafisi İmkanı Getiriyor Mu?
01.01.2007 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni Yasa, geçmişte sigortalı olarak geçmemiş sürelerin borçlanılması imkanını getirmemiştir.
Soru 44: Yurt Dışında Çalışan Ve Kesin Dönüş Yapan Gurbetçilerin Döviz Üzerinden Türkiye'de Emeklilik Borçlanması Yapması Uygulamasında Herhangi Bir Değişiklik Yapıldı Mı?
Yeni Yasa, yurt dışında çalıştıktan sonra kesin dönüş yapanların Türkiye’de döviz üzerinden hizmet borçlanması yapması uygulamasına son vermektedir. Yeni uygulamada borçlanma alt ve üst sınırlar arasında ve YTL. üzerinden yapılacaktır.
Soru 45: Yeni Yasa, Aynı Anda Birden Çok Aylık Alanları (Örneğin Ssk’dan Yaşlilik Ayligi, Emekli Sandigi’ndan Yetim Aylığı Alınması Durumu) Nasıl Etkileyecek?
Yeni Yasa, usulüne göre ve mevcut mevzuat gereğince hak edilmiş, bağlanmış hiç bir aylığı kesmemektedir.
Soru 46: Yeni Yasa, Mevcut Yaşlılık Ve Emekli Maaşlarını Nasıl Etkileyecek?
Yeni Yasa, mevcut yaşlılık veya emekli aylıklarında herhangi bir düşüş öngörmemektedir. Mevcut yaşlılık veya emekli aylıklarında altı ayda bir TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) oranında artış yapılacaktır.
Soru 47: Ssk, Bağ-Kur Ve Emekli Sandığı’ndan Yetim Aylığı Almakta Olan Kız Çocuklarının Evlenmeleri Durumunda Evlenme Yardımlarının Azalacağı Doğru Mudur?
Mevcut sistemde yetim olmaları nedeniyle SSK’dan aylık almakta olan kız çocuklarına, evlendikleri zaman, 24 aylık tutarında evlenme yardımı yapılmaktadır. 01.01.2007 tarihinden itibaren, yeni sosyal güvenlik sistemi yürürlüğe girince, yetim aylığı almakta olan kız çocuklarına ödenecek olan evlenme yardımı, 12 aylık tutar üzerinden yapılacak.
Emekli Sandığı’ndan yetim aylığı alan kızların durumu değişmiyor. Onlara şu anda olduğu gibi, gelecek yıllarda da 12 aylık evlenme yardımı yapılacak. Bağ-Kur’da şu anda yetim ayligi alan kizlar evlenme yardimi alamamaktadir. Yeni Yasa’ya göre ise, 01.01.2007 tarihinden itibaren 12 aylık tutar üzerinden evlenme yardımı alabilecekler.
Soru 48: Yetim Aylığı Alan Erkek Çocuklara Evlenme Yardımı Geldiği Doğru Mudur?
Daha önce bu yönde bir uygulama yokken, 01.01.2007 tarihinden itibaren, yeni Yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte, yetim aylığı almakta olan tüm erkek çocuklara aldıkları aylığın bir yıllık tutarı kadar evlenme yardımı olarak verilecektir.
Soru 49: Yeni Yasaya Göre Emekli Sandığına Tabi Olan Kimselerin Dul Aylığı Alan Annesinin Evlenmesi Durumunda Evlenme Yardımı Almaya Devam Edecek Mi?
T.C. Emekli Sandığı’na tabi olan bir kimse, dul aylığı almakta olan annesinin evlenmesi durumunda aylığının 12 katı tutarında evlenme yardımı alırken, bu evlenme yardımı 01.01.2007 tarihinden itibaren kalkacaktır.
Soru 50: Genel Sağlık Sigortası İle Şu Anda Mevcut Olan Sağlık Hizmetlerinin Kapsamının Daraltıldığı Doğru Mudur?
Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlanacak sağlık hizmetlerinin kapsamını düzenleyen 63’üncü maddeye göre; halen SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı, Maliye Bakanlığı ve Yeşil Kart kapsamında bulunanların halihazırda yararlandığı sağlık hizmetinin kapsamında herhangi bir daralma söz konusu değildir. Hatta önleyici (koruyucu) sağlık hizmetlerinin ve tüp bebek uygulamasının da kapsama dahil edilmesi ve belirli koşullarla yurtdışında tedavi hakkının tüm yurttaşlarımıza tanınmış olması bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Soru 51: Genel Sağlık Sigortası İle Temel Teminat Paketi Kavramı Arasında Ne Gibi Bir İlişki Bulunmaktadır?
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nda Temel Teminat Paketi kavramı yer almamaktadır. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası taslak çalışmasında yer verilen bu kavram, Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu’nda taslaktan çıkarılmıştır.
Yeni Sosyal Güvenlik Sisteminde İşverenlerin Hak Ve Yükümlülüklerine İlişkin 18 Soru Ve Cevap
(22.05.2006)
Mevcut sosyal güvenlik sistemi, makroekonomik dengeleri bozan, rekabet gücünü zayıflatan bir yapıya dönüşmüştü. Reform ile yeni sistem bir yandan aktüeryal dengeleri yeniden oturtmayı, diğer yandan da daha etkin ve adil bir sistemi hayata geçirmeyi hedefliyor.
İşverenin Hak Ve Yükümlülüklerine İlişkin Soru Ve Cevaplar
Soru 1: Yeni Yasaya Göre İşveren, Esnaf, Sanatkar, Şirket Ortağı Ve Memurların Da İş Kazası Durumunda Tıpkı İşçiler Gibi İş Kazasından Doğan Hakları Elde Edecekleri Doğru mudur?
Mevcut sosyal güvenlik sistemimizde iş kazası kavramı sadece 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nda düzenlenmiştir. 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası’nda bu yönde herhangi bir tanım yer almamaktadır. Diğer yandan 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası’nın 82.maddesinde, Bağ-Kur sigortalılarına 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’ndaki düzenlemenin kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak, Sosyal Sigortalar Yasası’nın 11/A maddesinde düzenlenmiş olan iş kazası hallerinin, Bağ-Kur sigortalılarına uygulanabilir nitelikte olmaması nedeniyle bu konuda uygulama örneği yok denecek kadar azdır.
5434 sayılı Emekli Sandığı Yasası’nda iş kazasına paralel nitelikte olmak üzere malullükle ilgili düzenlemeye (Yasa’nın 44.maddesine göre her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere malul denir) yer verilmiştir. Bu nedenle de memurlar bakımından ancak ve ancak malul sayılmayı gerektirecek bir zararın ortaya çıkması durumunda 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nda yer alan iş kazasına benzer durum ortaya çıkmaktaydı.
Anlaşılacağı üzere, mevcut sosyal güvenlik sistemi bakımından iş kazası tanımlaması ile kazaya uğrayan bakımından norm ve standart birliği olmayan, çalışanlar arasında eşit ve de adil olmayan bir uygulama hakimdi.
Yeni Yasa gereğince, hiç bir ayrım yapılmaksızın hizmet akdi ile çalışanlar, kendi nam ve hesabına çalışanlar, şirket ortakları ve de memurlar bakımından, aynı tanım ve şartlarda iş kazası uygulaması getirilmiştir. Buna göre; artık kendi nam ve hesabına çalışanlar, şirket ortakları ve memurlar da tıpkı işçiler gibi bir gün dahi sigortalılıkları bulunsa, iş kazası durumunda buna bağlı haklardan tıpkı işçiler gibi yararlanabileceklerdir.
Soru 2: Yeni Yasaya Göre İşveren, Esnaf, Sanatkar Ve De Şirket Ortaklarının İş Yemeğinde Veya İş Toplantılarında Uğradıkları Kazaların Da İş Kazası Sayılacağı Doğru mudur?
Yeni yasanın 13. maddesinde iş kazası sayılan hal ve durumlar belirtilirken, maddenin "b" fıkrasında "…sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında" meydana gelen kazaların da iş kazası sayılacağı ortaya konulmuştur. Bu durumda iş yemeği veya iş toplantısı olduğu kanıtlanabilecek yemek veya iş toplantılarında meydana gelen kazalar da iş kazası sayılacaktır.
Soru 3: Yeni Yasa Gereğince Sigortalı Bildirimi Nasıl Sağlanacaktır?
1- İşverenler, hizmet akdine göre çalışan sigortalıları, sigortalılık başlangıcından önce, sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kurum’a bildirmekle yükümlüdür.
Ancak işverenler;
a) İnşaat işyerlerinde işe başlatılan sigortalılar en geç çalışmaya başlatıldığı gün,
b)Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kurum’a ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde; ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar,
c) Kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, işten ayrılmış olsalar dahi, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren üç ay içinde, sigortalılıkları sağlanabilir.
2- Kendi nem ve hesabına çalışan (şirket ortakları dahil) sigortalıları, sigortalılık başlangıcından itibaren kendi mevzuatlarına göre kayıt veya tescili yapan ilgili kurum, kuruluş, birlikler ve vergi daireleri, sigortalı işe giriş bildirgesi düzenleyerek, en geç on beş gün içinde Kurum’a vermekle yükümlüdür.
Kurum bu bildirimden itibaren bir ay içinde tescili yapılan kişilere, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başladığını bildirecektir.
3- Memurlar bakımından ise, kamu işverenleri, çalıştırmaya başlattıkları memurları sigortalılık başlangıcından itibaren, on beş gün içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kurum’a bildirmekle yükümlüdürler.
Soru 4: Yeni Yasaya Göre Sigortalıların Kendini Bildirmesi Zorunlu mudur?
Sigortalılar, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde, sigortalı olarak çalışmaya başladıklarını Kurum’a bildirmekle yükümlüdürler. Ancak, sigortalının kendini bildirmemesi, sigortalı aleyhine delil teşkil etmeyecektir. Sigortalının bu bildirimi yapmamasının herhangi bir yaptırımı yoktur.
Soru 5: Yeni Yasa Gereğince Kamu İdareleri İle Bankalarının İşlem Yaptığı Kişilerin Sigortalılığını Sorgulayarak, Sigortalılık Tescili Bulunmayanları Kuruma Bildirmekle Yükümlü Oldukları Doğru mudur?
Yeni Yasa gereğince kamu idareleri ile bankalar, Kurum tarafından sağlanacak elektronik alt yapıdan yararlanmak suretiyle, Kurum tarafından belirlenecek işlemlerde, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımından tescilli olup olmadığını kontrol etmek ve sigortasız olduğunu tespit ettiği kişileri, Kurum’a bildirmekle yükümlüdürler.
Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen ilgililer hakkında, idari para cezası uygulanacaktır.
Soru 6: Yeni Yasa İle İş Kazaları Ve Meslek Hastalıklarında Kurumca İşverene Rücu Konusunda Ne Gibi Yenilikler Gelmiştir?
İş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle işverene rücu konusu, Sosyal Sigortalar Yasası’nın 26. maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre; iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya suç sayılır davranışı ya da sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya ve hak sahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa, bu gelirler ve sosyal yardım zamlarının peşin sermaye değerler toplamı, Kurum tarafından kusuru oranında işverene ödettirilmektedir. Ancak, Kurum’un bu şekilde geri isteyebileceği tutar, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmaktadır.
Belirtilen bu mevcut düzenleme yeni Yasa’nın 21. maddesi olarak aynen düzenlenmiş olmakla birlikte, gelir bağlanmasının gerekmesi durumunda, bu gelirin "bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı" ile sınırlanarak bağlanmasıyla, bu gelirde ilerde meydana gelecek artışların da işverenden talep edilmesinin önüne geçilerek uygulamada dile getirilen "rücunun rücusu" eleştirisine son verilmesine dönük bir adım atılmıştır.
Üst işveren de alt işveren kadar sorumlu
Soru 7: Yeni Yasaya Göre, Alt İşveren, Asıl İşverenin İşyerinde İşe Aldığı Sigortalıların Tescilini Ne Şekilde Sağlayacaktır?
Yeni Yasa’nın 11. maddesinde düzenlendiği üzere, alt işverenin, asıl işverenin işyerinde çalıştırdığı sigortalıları, işverenle aralarında yaptıkları sözleşmenin ibrazı kaydıyla, Kurum’dan alacağı özel bir numara ile asıl işverenin kayıtlı olduğu dosyadan bildirmesi gerekmektedir.
Soru 8: Yeni Yasaya Göre, İşverenin İşyeri Tescil Yükümlülüğü Uygulaması Nasıl Olacaktır?
Yeni Yasa’nın 11. maddesinde düzenlendiği üzere, işverenler, örneği Kurum tarafından hazırlanacak işyeri bildirgesini, en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte, Kurum’a vermekle yükümlüdür. Şirket kuruluşu aşamasında, çalıştıracağı sigortalı sayısını ve bunların işe başlama tarihini, ticaret sicili memurluklarına bildiren işverenlerin, bu bildirimleri Kurum’a yapılmış sayılır. Ticaret sicili memurlukları, kendilerine yapılan bu bildirimi en geç on gün içinde Kuruma bildirmek zorundadır.
Diğer yandan 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi şirketlerin nevilerinin değişmesi, birleşmesi veya diğer bir şirkete katılması durumunda, bu hususların ticaret siciline tesciline ilişkin ilan tarihini; adi şirketlerde şirkete yeni ortak alınması durumunda ise en geç yeni ortağın alındığı tarihi takip eden on gün içinde, işyeri bildirgesi ile Kuruma bildirilmesi zorunludur.
Soru 9: Yeni Yasada Alt İşveren Ne Şekilde Düzenlenmiştir Ve Asıl İşveren Alt İşveren İlişkilerinde Herhangi Bir Değişiklik Söz Konusu Mudur?
Yeni Yasa’da alt işveren, "bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir" biçiminde tanımlanmıştır. Yeni Yasa ile getirilen tanım, 4857 sayılı İş Yasası’nın alt işveren tanımına yakın bir durum ortaya çıkarmıştır. Ancak bu tanım 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın 87. maddesinde yer alan "aracı" kavramı ile örtüşmekle birlikte, yeni Yasada "aracı" kavramı yerine alt işveren kavramı benimsenmiştir.
Yeni Yasa’da, sigortalıların, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu bildirildiğinden, asıl işveren alt işveren ilişkilerinde herhangi bir değişikliğin söz konusu olduğu söylenmez.
Soru 10: Yeni Yasa’ya Göre Meslek Hastalığı Ne Anlama Gelmektedir?
Yeni Yasa’da meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleri olarak tanımlanmıştır.
Soru 11: Yeni Yasa’ya Göre İşverenler İş Kazasını Bildirmeden Önce Olayın İş Kazası Sayılıp Sayılmayacağı Konusunda Derin Ve Ayrıntılı Bir Analiz Yapmak Zorunda Mıdır?
Yeni Yasa’nın 13.maddesi gereğince, kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilecektir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan tahsil edileceği düzenlemesi yer aldığından, işverenler iş kazasını bildirmeden önce olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı konusunda derin ve ayrıntılı bir analiz yapmak zorunda kalacaklardır.
Soru 12: Yeni Yasa’da İş Kazası Nasıl Tanımlanmıştır?
Yeni Yasa’da iş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olay olarak tanımlanmıştır. Görüleceği üzere yeni Yasa’da iş kazası, sigortalılık tanımına dahil olan memurlar ve de kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlara (şirket ortakları dahil) uygun hale getirilmiştir.
Soru 13: Yeni Yasa Gereğince İşverenlerin İş Kazasını Kuruma Bildirmeleri Zorunlu Mudur?
Yeni Yasa’ya göre iş kazalarının;
a) Hizmet akdine göre çalışan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kurum’a da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde,
b) Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan (şirket ortakları dahil) sigortalılar bakımından kendisi tarafından, bir ayı geçmemek koşuluyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde,
c) Memurlar bakımından ise, bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatlarına göre yetkili mercilere derhal ve Kurum’a da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde,
doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kurum’a bildirilmesi zorunludur.
Soru 14: İş Kazası, Meslek Hastalığı, Hastalık Ve Analık Hallerinde Sigortalılara Sağlanan Haklar Nelerdir?
İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde sigortalılara şu haklar sağlanır;
• Sigortalıya; geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
• Sigortalıya; sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
• İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine; gelir bağlanması.
• Gelir bağlanmış olan eş ve çocuklara; evlenme ödeneği verilmesi.
• İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için; cenaze ödeneği verilmesi.
Sigortalıya hastalık veya analık hallerine bağlı olarak ortaya çıkan iş göremezlik süresince, günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilir.
Sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe, çocuğun yaşaması şartıyla doğumdan sonraki altı ay süresince her ay, doğum tarihinde geçerli olan asgarî ücretin üçte biri tutarında emzirme ödeneği verilir.
Emzirme ödeneğine hak kazanan sigortalılardan sigortalılığı sona erenlerin, bu tarihten başlamak üzere üç yüz gün içinde çocukları doğarsa, sigortalı kadın veya karısı analık sigortası haklarından yararlanacak sigortalı erkek, doğum tarihinden önceki on beş ay içinde en az üç ay prim ödenmiş olması şartıyla emzirme ödeneğinden yararlandırılır.
Soru 15: Yeni Yasaya Göre Prim Borçlarından Doğan Sorumluluk Nasıl Düzenlenmiştir?
Sigortalıların çalıştırıldığı işyeri aktif ve pasif değerleri ile birlikte başka bir işyeri ile birleşir, devredilir veya intikal ederse, eski işverenin Kurum’a olan sigorta primi ile gecikme cezası, gecikme zammı ve faiz dahil tüm borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kurum’a karşı geçersizdir.
Kurumun prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede, her bir ay için % 3 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılır. Ayrıca, her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Yeni Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır. Ancak, ödemenin yapıldığı ay için gecikme zammı günlük hesaplanır. Bakanlar Kurulu, ilk üç ay için uygulanan gecikme cezası oranını iki katına kadar artırmaya veya bu oranı % 1 oranına kadar indirmeye, yeniden kanunî oranına getirmeye ve uygulama tarihini belirlemeye yetkilidir. Dava ve icra takibi açılmış olsa bile, prim ve diğer Kurum alacaklarının ödenmemiş kısmı için gecikme cezası ve gecikme zammı tahsil edilir.
Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kurum’a yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. Ancak Borçlar Kanunu’nun 65 inci maddesi hükmü saklıdır.
Prim iadesi nedeniyle sigortalıların, isteğe bağlı sigortalıların, genel sağlık sigortalılarının aylık, gelir, ödenek ve sağlık hizmetlerinden yararlanma şartlarını yitirmeleri durumunda, bu Kanuna göre ödenen aylık, gelir ve ödenekler ile sağlanan sağlık hizmetleri durdurulur. Yanlış veya yersiz yapılan masraflar, 96 ncı madde hükümlerine göre ilgililerden geri alınır.
Soru 16: Yeni Yasa’da Prim Borçlarında Zamanaşımı Uygulaması Ne Şekilde Düzenlenmiştir?
Yeni Yasa’da prim ve diğer alacakları, ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kurumun prim ve diğer alacakları, hizmet tespiti veya asgari işçilik uygulaması nedeniyle doğmuş ise, zamanaşımı süresi, mahkeme kararının kesinleşme tarihinden; Kurum veya diğer kamu idarelerinin denetim ve kontrolle görevlendirilen memurları tarafından yapılan tespitler sonucunda doğmuş ise, rapor tarihinden veya bu idareler tarafından düzenlenen belgelerden doğmuş ise, belgenin Kurum’a intikal ettiği tarihi takip eden yıl başından itibaren beş yıl olarak uygulanır. Ancak, bu durumda zamanaşımı süresi on yıldan az olamaz. Bu alacaklar için gecikme cezası ve gecikme zammı, alacağın ait olduğu ayın veya dönemin sonundan itibaren uygulanır.
Bu Kanun’a dayanılarak Kurum tarafından açılacak tazminat ve rücu davaları, on yıllık zamanaşımına tâbidir. Zamanaşımı tarihi; rücu konusu gelir ve aylıklar bakımından Kurum onay tarihinden, masraf ve ödemeler için ise, masraf veya ödeme tarihinden itibaren başlar.
Zamanaşımından sonra yapılan ödemeler kabul edilir. Ancak, kendi namına ve hesabına çalışan sigortalıların (şirket ortakları dahil) zamanaşımı nedeniyle prim ödenmeyen süreleri, sigortalılık süresinden sayılmaz ve bu süreye ilişkin sigortalılık hak ve yükümlülükleri düşer.
Soru 17: Yeni Yasada İşverenlere Uygulanacak İdari Para Cezaları Ne Şekilde Düzenlenmiştir?
İşverenler hakkında;
a) Sigortalı işe giriş bildirgesini Kurumca belirlenen şekle ve usûle uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler veya bu Kanun’da belirtilen süre içinde vermeyenlere, her bir sigortalı için aylık asgarî ücret tutarında, idarî para cezası uygulanır.
b) İşyeri bildirgesini Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun vermeyenler veya Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde, anılan ortamda göndermeyenler veya bu Kanunda belirtilen süre içinde Kuruma vermeyenlere;
1) Kamu idareleri ile bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar için asgarî ücretin üç katı tutarında,
2) Diğer defterleri tutmak zorunda olanlar için asgarî ücretin iki katı tutarında,
3) Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için bir aylık asgarî ücret tutarında,
idarî para cezası uygulanır.
c) Prim belgelerini, Kurumca belirlenen şekilde ve usûlde vermeyenler ya da Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde anılan ortamda göndermeyenler veya belirlenen süre içinde vermeyenlere her bir fiil için;
1) Belgenin asıl olması halinde aylık asgarî ücretin üç katını geçmemek kaydıyla belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgarî ücretin beşte biri tutarında,
2) Belgenin ek olması halinde, aylık asgari ücretin üç katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgarî ücretin sekizde biri tutarında,
3) Ek belgenin Kurumca re'sen düzenlenmesi durumunda, aylık asgarî ücretin yarısı tutarında,
4) Belgenin mahkeme kararı, Kurum veya diğer kamu idarelerinin denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler sonucunda veya bu idareler tarafından düzenlenen belgelerden hizmetleri veya kazançları Kurum’a bildirilmediği veya eksik bildirildiği anlaşılan sigortalılarla ilgili olması halinde, belgenin asıl veya ek nitelikte olup olmad