Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ HASTALARINDA İLAÇ KULLANIMI
Yazar Mesaj
ALP Çevrimdışı
Super Moderator
******

Mesajlar: 620
Katılma Tarihi: Mar 2008
Rep Puanı: 14
Mesaj: #1
Exclamation KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ HASTALARINDA İLAÇ KULLANIMI
İlaçlar ve bunların vücutta parçalanması sonucu ortaya çıkan bazı kimyasal maddelerin başlıca atılım yeri böbreklerdir. Bunun dışında bir kısım ilaçlar vücut dışına karaciğer tarafından safra yoluyla ve bazıları da akciğerlerden atılır.

Böbrek hastalarında ilaç verilmeden önce hastaların böbreklerinin çalışma oranına (glomerüler süzme oranına) bakılması gerekir. Böbrekler yoluyla vücuttan uzaklaştırılan ilaçlar verileceği zaman, ilaçlar azaltılmış dozlarda veya uygulama aralığı arttırılarak uygulanmalıdır. Bu şekilde uygulanmazsa ilaçlar vücutta birikip zararlı etkilere yol açabilir.

Bu nedenle böbrek hastalarının ilaçlarını doktor önerisine uygun olarak ve dozları düzenlenerek kullanılması gerekir. Başvurduğunuz doktoru bu konuda uyarırsanız gerekli düzenlemeleri yapacaktır.

Kronik böbrek yetmezliği hastalarında kansızlık tedavisi

Böbrek hastalarında kansızlık tanısı için ne zaman testler yapılmalıdır?
Kan hemoglobin değeri menopoza girmemiş kadınlarda 11 g/dL, menopoza girmiş kadınlar ve yetişkin erkeklerde 12 g/dL'nin altına indiğinde kansızlık için gerekli testler yapılmaya başlanabilir.

Kansızlık nasıl değerlendirilir?
Kronik böbrek yetmezliğinde kansızlığın en önemli sebebi böbreklerden salgılanan eritropoietinin yetersizliğidir. Ancak böbrek yetmezliği hastalarında da tıpkı sağlıklı kişilerde olduğu gibi başka nedenlerle de kansızlık gelişebilir. Bu yüzden böbrek hastalarında da mide-barsaklardan kan kaybı, kadınlarda adet yoluyla kan kaybı, bazı hormonların az salgılanması, beslenme yetersizliği, hemoglobin yapımındaki bozukluklar gibi nedenlerin gözden geçirilmesi gerekebilir. Ayrıca diyaliz tedavisi uygulanan hastalarda diyalizin yetersiz oluşu da kansızlık nedeni olabilir.

Kansızlık nedeniyle yapılacak temel testler kan hemoglobin düzeyi ve kırmızı kan hücrelerinin bazı özelliklerinin değerlendirilmesidir. Vücuttaki demir deposunun durumunu anlamak için "serum ferritin" düzeyi değerlendirilmelidir (Ancak ferritin düzeyi kansızlık dışında pek çok durumdan da etkilenir).

Böbrek yetmezliğinde genellikle eğer kansızlık yapan başka bir neden yoksa ve glomerüler süzme değeri diyabeti olmayan hastalarda 30 mL/dak ve diyabet hastalarında ise 45 mL/dak'nın altına indiğinde eritropoietin yetersizliğine bağlı kansızlık gelişir. Teşhis için kan eritropoietin düzeyinin ölçülmesi gerekli değildir.

Tedavide hangi ilaçlar kullanılır ve ne zaman başlanır?
Böbrek yetmezliğine bağlı kansızlık tedavisinde kullanılan en önemli ilaç ERİTROPOİETİNdir. Bunun yanında hastanın demir ihtiyacını karşılamak için demir tedavisi yapılabilir.

Kronik böbrek yetmezliği olan tüm hastaların eritropoietin tedavisine ihtiyacı olmaz. İlerlemiş böbrek hastalığı olan hastaların bir kısmında ve diyalize giren hastaların bir kısmında (hemodiyalize giren hastaların %20'si ve karın diyalizi uygulanan hastaların yaklaşık %40'ında) yeterli diyaliz, iyi beslenme ve demir desteği ile eritropoietin tedavisine ihtiyaç kalmaz. Polikistik böbrek hastalığı olan hastalarda da eritropoietine ihtiyaç olmayabilir.

Eritropoietin tedavisine hemoglobin değeri sürekli olarak 11 g/dL'nin altına indiğinde kansızlığın diğer nedenleri ekarte edildikten sonra başlanabilir. Ancak hasta özellikleri de tedaviye başlanacak hemoglobin düzeylerini etkileyebilir. Yani aynı hemoglobin düzeyine sahip iki hastadan birine eritropoietin kullanmak gerekirken, diğer bir hastada gerekli olmayabilir. Kararı hastayı izleyen doktor vermelidir. Tedavi ile hedeflenen hemoglobin düzeyine de yine hasta özelliklerine göre doktor karar vermelidir.

Tedaviyle hedeflenen hemoglobin düzeyi nedir?
Hastanın durumuna ve eşlik eden hastalıklara göre değişmekle beraber genellikle hedeflenen hemoglobin değeri 11 g/dL'nin üzeridir.

Bu grup ilaçlar pahalı ilaçlardır. O nedenle ülkemizdeki sosyal güvenlik kuruluşları da eritropoietin tedavisinin başlanması ve tedavi ile hedeflenen hemoglobin düzeyleri için kendi belirledikleri kriterleri kullanırlar.

Eritropoietin tedavisi nasıl uygulanır?
Eritropoietin tedavisi cilt altından iğne yoluyla yapılır. Genellikle haftada kilogram başına 75 ünite şeklinde uygulanmaya başlanır. Eğer 2-4 hafta yeterli derecede hemoglobin düzeyi yükselmesi sağlanamazsa, eritropoietin dozu arttırılır. Eğer hemoglobin düzeyi hedeflenen değerlerin üzerine çıkılırsa eritropoietin dozu azaltılabilir.

Haftalık eritropoietin ihtiyacı yaklaşık olarak 20000 ünitenin üzerinde ise eritropoietin tedavisine direnç var demektir.

Eritropoietin tedavisine yanıt alınamamasının (direncin) nedenleri nelerdir?
Eritropoietin tedavisine yanıt alınamamasının en önemli nedeni demir eksikliğidir. Bunun dışında sık rastlanan nedenler şunlardır:
1.Sürekli kan kaybı (mide-barsaklardan kanama, kadınlarda adet yoluyla kan kaybı gibi)
2.İltihabi durumlar
3.Paratiroid bezinin fazla çalışması
4.Diyaliz tedavisinin yetersiz olması
5.Beslenmenin yetersiz oluşu

Eritropoietin tedavisinin yan etkileri nelerdir?
En sık görülen yan etki tansiyonun yükselmesidir. Bu yüzden hastalarda eritropoietin tedavisine başlanmadan önce tansiyonun kontrol altına alınması gereklidir.

Ne zaman kan nakli yapılır?
Şiddetli kansızlık ve buna bağlı göğüs ağrısı, şiddetli nefes darlığı ve şiddetli halsizlik gibi önemli şikayetleri olan ya da yeni gelişen ve hastanın durumunu bozan ani ya da fazla miktarda kan kayıplarında kan nakli yapılır. Eritropoietin tedavisine direnç olan hastalarda hemoglobin belirli seviyelerin altına indiğinde kan nakli yapılabilir.

Demir tedavisinin önemi nedir, gerekli midir?
Böbrek hastalarında kan kaybı, kırmızı kan hücrelerinin yıkımının artması, besinlerle gerekli demirin alımındaki eksiklik gibi nedenlerle demir eksikliğine oldukça sık rastlanır. Bu yüzden hastalar başlangıçta demir depolarının durumu için değerlendirilmelidir. Demir ihtiyacının karşılanmaması hemoglobin yapımı için gerekli demirin sağlanmamasına ve sonuçta eritropoietin tedavisine yanıt alınamamasına neden olacaktır. Bu nedenle başlangıçtaki demir depolarının değerlendirilmesi ve eksik demirin yerine konulmasının yanı sıra depoların durumu belirli aralıklarla tekrar gözden geçirilmelidir. Depo demirin durumunu belirleyen testlerden en yaygın kullanılanı "ferritin"dir.

İlerleyici böbrek yetmezliği olan ve henüz diyalize girmeyen hastalarda günlük 100-200 mg demir ağız yoluyla alınmalıdır. Ancak bazı hastalarda ağız yolundan alınan demir yeretli olmaz, bu durumda damar yolundan demir tedavisi uygulanabilir. Damar yolundan demir genellikle ilk 10-15 hemodiyaliz seansı sırasında diyaliz çıkışında 1 ampul olarak uygulanır, daha sonra ya düşük dozlarda damardan uygulama sürebilir ya da ağızdan uygulamaya dönebilir.

Böbrek yetmezliğine bağlı kemik hastalığının tedavisi

Böbrek hastalarında kemik hastalığı nasıl gelişir?
Böbrek hastalarında kemik hastalığı gelişmesinde en önemli neden paratiroid bezden salgılanan parathormonun artışıdır. Değişik şekillerde kemik hastalığı gelişebilir. Erken dönemde böbrekten atılamayan fosforun vücutta birikmesi (hiperfosfatemi) ile parathormon salınımı artar. Ayrıca böbrek yetmezliğinin ilerlemesi ile böbreklerde aktif hale gelen D vitamininin üretimi de azalır. Kalsiyum miktarının azalması (hipokalsemi) paratiroid hormon salınımını daha da arttırır.

Kemik hastalığının tanısında hangi testler kullanılır?
Kemik yapımı ve yıkımını değerlendirmek için çok sayıda test vardır. Ancak bunların hepsinin kullanılması hem masraflıdır, hem de gerekli değildir. En sık kullanılan test serum alkalen fosfotaz düzeyidir. Kemik yanında karaciğer, böbrekler, barsaklardan da salgılanan alkalen fosfotaz kemik yapımının bir göstergesidir. Bunun dışında serum kalsiyum, fosfor, parathormon düzeyleri de ölçülür.

Kemik hastalığında hangi ilaçlar kulanılır?
1.Hiperfosfatemiyi önlemek için kullanılan ilaçlar
2.Kalsiyumu yükseltmek için kalsiyum desteği
3.D vitamini

Hiperfosfatemi tedavisinde neler kullanılır?
Fosfor yüksekliğinin (hiperfosfateminin) tedavisinde şu yöntemler kullanılır:
1.Diyetle alınan fosforun kısıtlanması
2.Barsaklardan fosfor emiliminin azaltılması
3.Diyaliz tedavisi

Diyetle alınan fosfor miktarının kısıtlanması: Fazla miktarda fosfor içeren gıdaların alınımının azaltılması, fosfor düzeyinin azaltılması ve hiperfosfateminin önlenmesinde yararlıdır. Ancak büyük ölçüde HASTA UYUMUNA bağlıdır.

Barsaklardan fosfor emiliminin azaltılması: Bu amaçla en yaygın kullanılan ilaçlar alüminyum içeren fosfor bağlayıcı ilaçlar ve kalsiyum içeren tuzlardır. Alüminyum içeren fosfor bağlayıcı tuzlar oldukça etkilidir. Ancak uzun süre ve yüksek dozda kullanımları alüminyum birikimine neden olacağından yüksek fosfor düzeyi olan hastalarda kısa süreli tedavilerde kullanılırlar. Kalsiyum tuzları günümüzde en çok kullanılan ilaçlardır. En sık kullanılan kalsiyum tuzları, kalsiyum karbonat ve kalsiyum asetattır. Kalsiyum tuzları fosfor bağlayarak fosfor düzeyini azaltmalarının yanında kalsiyum düzeyini yükseltmekte de etkilidir. Ancak fosfor bağlama amacıyla alınıyorsa yemeklerle alınmalıdır.

Diyaliz Tedavisi: Dört saatlik hemodiyaliz ile yaklaşık 700 mg fosfor vücuttan uzaklaştırılır. Karın diyalizi ile günde ortalama 300 mg fosfor vücuttan uzaklaştırılır. Ancak bu miktarlar tek başına biriken fosforu atmada yeterli değildir. Bu yüzden diyet ve diğer tedavilere devam edilmesi gerekir.

Kalsiyumu yükseltmek için hangi ilaçlar kullanılır?
Kalsiyum tedavisinde dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta fosfor düzeyinin normal sınırlara indirilmesidir. Daha sonra kalsiyum ve gerekli ise D vitamini tedavisi uygulanır.

D vitamini ne zaman ve nasıl uygulanır?
Kronik böbrek yetmezliğinde aktif D vitamini düzeyi azalır. D vitamini tedavisi ile hem eksik olan vitamin sağlanır hem de paratiroid bezinden parathormonun salgılanması baskılanır. D vitamini tedavisine başlamadan serum kalsiyum ve fosfor düzeyi kontrol edilmelidir; kalsiyum ve fosfor düzeyleri yüksek olmamalıdır. Parathormon düzeyi normalin 2-3 kat üstünde ise D vitamini tedavisine başlanabilir. Tedavi ağız yoluyla alınan ilaçlarla veya hemodiyaliz hastalarında damardan yapılır. Tedavi sırasında da kalsiyum ve fosfor düzeyleri takip edilmelidir. D vitamini tedavisinin istenmeyen en önemli yan etkisi kalsiyum düzeyinin ve fosfor düzeyinin fazla yükselmesidir.

Fazla çalışan paratiroid bezinin ameliyatla çıkarılması tedavide kullanılır mı?
Her zaman başvurulmayan bu yöntem şu durumlarda kullanılır:
1.Normalin çok üstüne yükselmiş parathormon düzeyleri ile beraber tedaviye dirençli kalsiyum ve fosfor yüksekliği
2.Normalde beklenmeyen, kendiliğinden oluşan kırıklar
3.Tendon yırtılması
4.Ciltte yaygın yaralar

Paratiroid bezinin çıkarılmasının gerektiği durumlar genellikle parathormon düzeylerinin 10 misli ya da daha fazla yükseldiği durumlardır. Genellikle çıkarılan paratiroid bezinin bir kısmı kola yerleştirilir. Ameliyattan sonraki günlerde kan kalsiyum düzeyi düşebileceğinden, bu açıdan yakın takip gerekir.

Böbrek yetmezliğinde yüksek tansiyon tedavisi
Böbrek yetmezliğinde kan basıncı yüksekliği sık görülen bir durum olmasının yanı sıra böbrek yetmezliğinin ilerlemesine ve kalp-damar hastalıklarına yol açması nedeniyle önemlidir. Kan basıncının belirlenmiş değerlere indirilmesi gereklidir.

Böbrek hastalarında hedeflenen kan basıncı değerleri nelerdir?
1.Şeker hastalığına bağlı böbrek yetmezliğinde 120/80 mmHg
2.Böbrek yetmezliği ile beraber idrarla protein (albümin) atılımı:
*Günde 1 gram'dan fazlaysa 125/75 mmHg
*Günde 1 gram'dan azsa 130/85 mmHg

Kan basıncını düşürmek için hangi tedaviler uygulanır?
Tuz kısıtlaması tedavinin önemli bir parçasıdır. İlerlemiş böbrek yetmezliğinde böbrekler yoluyla atılamayan suyun birikmesi tansiyon yükselmesine katkıda bulunur, bu yüzden su kısıtlaması önemlidir. Bu önlemlerin yanı sıra tedavide çeşitli ilaçlar kullanılır. Diyalize giren hastalarda su fazlalığı ortadan kaldırılamazsa, tansiyonun kontrolü genellikle mümkün olmaz. O nedenle diyaliz programında olan hastalarda kuru ağırlık olan kiloya ulaştıktan sonra her iki diyaliz seansı arasında 1,5-2 kg'ı geçmeyecek biçimde kilo alınması gerekidir.

Böbrek yetmezliğinde hipertansiyon tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır?
Böbrek yetmezliğinde diğer hipertansiyon hastalarında kullanılan ilaçlar kullanılır. Ancak böbrekler yeterli görev yapmadığından diğer ilaçlarda olduğu gibi böbrek hastalarında kullanılan hipertansiyon ilaçlarının dozunun ayarlanması gerekir (Bunun için ilacın böbreklerden atılma oranına göre hazırlanmış ilaç kullanma rehberlerinden yararlanılır).

İdrar söktürücü (diüretik) ilaçlar: İdrar yapabilen hastalarda ve özellikle sıvı fazlalığı olan hastalarda kullanılır. Ancak böbreğin görev kaybı fazlaysa her idrar söktürücü yeterince etkili olmaz, bu durumda özellikle böbreğin kıvrımlı tübüllerine etki eden idrar söktürücülerin kullanılması gerekir. Öte yandan bazı ağrı kesicilerin alınması halinde idrar söktürücüler yeteri görev yapamaz. İdrar söktürücü ilaçların kullanımı sırasında kan sodyum düzeyinde düşme, kan şekerinde yükselme, kan potasyum düzeylerinde değişiklikler gelişebilir.

Damar genişletici ilaçlar: Çok sayıda gruba ayrılır. Bunlardan sıklıkla kullanılan ilaç grupları şunlardır:
1.Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri
2.Kalsiyum kanallarını bloke eden ilaçlar
3.Beta blokör ilaçlar
4.Alfa Blokör ilaçlar

Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri: Damarların kasılarak daralmasını sağlayan anjiyotensin adlı maddenin oluşumunu engelleyerek görev yaparlar. Böbrek damarları içindeki basıncı da düşürürler. Özellikle şeker hastalarında idrarla atılan protein miktarını azaltmada ve böbreğin görev kaybını önlemede yararlıdırlar. Özellikle idrarla protein atılımının fazla olduğu hastalarda, şeker hastalarında, kalp yetmezliği olan hastalarda tercih edilirler. Bu grupta pekçok ilaç vardır, hepsi de aynı şekilde anjiyotensin dönüştürücü enzimin görev yapmasını ve dolayısıyla anjiyotensin oluşumunu engelleyerek görev yaparlar. En can sıkıcı yan etkileri öksürüktür. Anjiyotensin reseptör blokerleri adı verilen başka bir grup ilaçlar da anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörlerine benzer niteliklere sahiptir, ama onlardan farklı olarak öksürüğe neden olmazlar.

Kalsiyum kanal blokörleri: Kalp ve damarlardaki kalsiyum kanallarını tıkayıp damarları genişleterek etki yaparlar. Kalp ve damarlardaki etkilerinin oranına göre çeşitli gruplara ayrılan bu ilaçlar kan basıncını düşürmek için sık kullanılırlar. Şeker hastalarında bu iaçların bir kısmı idrarla protein atılımını azaltır.

Beta blokör ilaçlar: Kalp damarlarda bulunan bazı yapıları etkileyerek kalp atım hızında yavaşlama, kalpten pompalanan kan miktarında azalma ve damarda genişleme yaparlar. Bu ilaçlar özellikle koroner kalp hastalığı, çarpıntı gibi bazı durumlarda tercih edilir.

Alfa blokör ilaçlar: Damarları genişleterek etki ederler. Tedaviye yeni başlandığında tansiyon düşüklüğü ve bayılmaya neden olabilirler. Bu yüzden ilk dozlar gece yatarken alınmalıdır.

İlaç seçimi nasıl yapılır?
Doktor tarafından böbrek hastalığı ve beraberinde bulunan hastalıklar göz önünde bulundurularak hasta için uygun ilaçlar başlanır. Böbrek hastalıklarına bağlı hipertansiyonda sıklıkla birden fazla ilaç kullanılması gerekecektir.

İlaçlar etkisini ne zaman gösterir?
İlacın yeterli olup olmadığını belirlemek için en az 3-4 hafta beklemek gerekir. Bu yüzden ilaçları düzenli olarak, doktorunuzun önerisi doğrultusunda her gün almalısınız. Yeterince zaman vermezseniz, hiçbir ilaç hemen etkisini göstermez. Eğer başlanan ilaç yetersiz gelirse, doktorunuz gerekli değişiklikleri veya ilaveleri yapacaktır. İlaçlar aksi önerilmedikçe mutlaka her gün aksatılmadan alınmalıdır. Sadece yakınmanız olduğunda aldığınız ilacın size bir faydası olmayacaktır.

Böbrek yetmezliğinde hepatit tedavisi
Böbrek hastalarında Hepatit B ve C virüslerine bağlı kronik karaciğer iltihabı toplumun geneline oranla daha sık görülür. Tedavide çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır.

Hepatit B tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır?
Hepatit B'ye bağlı karaciğer iltihabı durumunda kullanılan başlıca ilaçlar interferon ve lamivudin'dir.
İnterferonlar: Vücutta doğal olarak bulunan, virüslerin çoğalmasını engelleyici, bağışıklık sistemini güçlendirici, kötü huylu hücrelerin çoğalmasını engelleyici görevleri olan proteinlerdir. Hepatit B virüsü taşıdığı ve buna bağlı karaciğer hasarı geliştiği gösterilen hastalarda tedavide kullanılır. Ancak tedavi başarısını etkileyen çeşitli faktörler bulunur. Eğer vücuttaki mikrop miktarı fazlaysa, mikrobun alınmasının üzerinden uzun zaman geçmişse veya beraberinde başka hastalıklar varsa tedavi başarısı azalır. İlaç değişik dozlarda kullanılabilir.

Lamivudin: Virüsün çoğalmasına engel olur. Böbreklerden atıldığı için ilaç dozunun böbrek hastalarında ayarlanması gerekir.

Hepatit C tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır?
Hepatit C tedavisinde de interferon kullanılır, ancak dozu Hepatit B tedavisine göre daha farklı şekildedir. Ayrıca ribavirin adında virüsün çoğalmasını engelleyen bir ilaç da gerekirse kullanılır. Hepatit C tedavisinin de başarısını etkileyen çeşitli faktörler bulunur. Mikrobun tipi, hastalığın süresi, mikrobun miktarı tedavi başarısını etkiler.

Hepatit C tedavisinde interferon genellikle haftada 3 gün, her seferinde 3 milyon ünite dozda olmak üzere 6-12 ay süreyle kullanılır.

Böbrek yetmezliğinde aşı uygulamaları
Günümüzde böbrek hastalarında grip, pnömokok ve hepatit B aşılarının yapılması önerilmektedir. Böbrek hastalarında uygulanan aşılara cevap istenenden az olur.

Hepatit B aşısı: Hastanın daha önce sarılık geçirip geçirmediğine yönelik testler yapıldıktan sonra, eğer hastalık geçirilmemişse uygulanır. Aşının başarı oranını arttırmak için iki kat dozda uygulanır (yani bir defada iki aşı ya da yüksek dozlu tek aşı yapılır). İlk aşıdan 1 ve 6 ay sonra olmak üzere iki kez daha yapılması gerekmektedir. Bazı merkezlerde 12. ayda 4. kez aşı yapılması biçiminde de uygulama sözkonusudur. Aşı ile bağışıklık oluşturma başarısı sağlıklı kişilerden daha azdır. Aşı sonrası bağışıklık gelişip gelişmediği kontrol edilmeli, gerekirse aşı tekrar yapılmalıdır.

Grip aşısı: Her yıl sonbaharda bir kez olmak üzere yapılmalıdır.

Pnömokok aşısı: Akciğer iltihabına (zatürre) en sık yol açan mikroplardan birisinden korunmak için uygulanan bu aşı yapıldıktan sonra vücutta sağladığı korumanın devam edip etmemesine göre gerekirse tekrarlanır. Özellikle 60 yaş üzerindeki böbrek yetmezlikli hastalarda yapılması önerilir.
_________________
-ALINTI-

ALP/YAKUP;AKIL, "sadece bize sunulan seçeneklerle yetinmeyip, bunların dışında da çözüm bulabilmektir..."
http://yakup_demirkesen.sitemynet.com/metafizik/
[Resim: divblommkc3ckw5mt8.gif]
(Bu Mesaj 09-13-2008 12:26 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : ALP.)
09-13-2008 12:19 AM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:


İletişim | gencdiyaliz | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafifleştirilmiş Sürüm | RSS