Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Olumlu Düşünebilmenin Çeşitli Yolları
Yazar Mesaj
fantastic Çevrimdışı
Site yöneticisi
*******

Mesajlar: 1,314
Katılım: Jul 2006
Karma Puanı: 16
Mesaj: #1
Olumlu Düşünebilmenin Çeşitli Yolları
Şimdi kendi hayatından söyle bir düşünün;
Birine öfke duyduğunuzda aklınıza her geldiğinde,vücudunuz gerilir,sinirden kendimizi kasar ve zehirleriz.Zaman içinde bu tip olumsuz düşünceler birleşerek stresi , devamindada hastalığı getirir hiçbirşey yapmassa sizi hastalıklara açık hale getirir.Hayvanlara bakın onların öfkeleri,sinirleri doğaldır,çok uzun sürmez yine eski hallerine dönerler.Bizler gibi geçmişlerindeki kötü anılar ve insanları sürekli akıllarında tutmazlar.

Yani siz sevmediğiniz insanları affetmeyip zihninizde tuttukça bu insanlar sizi zihninizde bile rahatsız eder.İşte bu yüzden gerçekten hayatınızda güzel şeylerin olmasını ve sağlıklı olmak istiyrosanız,sevmediğiniz insanları affetmektle başlayarak,belirli kolay ve doğal yöntemleri yapmanız sizin için yararlıdır.


[Resim: pozitive.jpg]


İşte kişi öncelikle kendisine şunu sormalı :


Alıntı:Yaşamına devamlı şikayet ederek, hasta, mutsuz ve olumsuz düşünceler içindemi devam etmek istiyor yoksa yaşamında varolan tüm pozitif enerjiye sahip çıkıp ve bunu tam anlamıyla kullanarak,olumlu düşünceler içinde mutlu ve neşe dolu sağlıklı bir hayat mı yaşamak istiyor?



[Resim: 2orjF8XCNfZjyWxxmdSF.jpg]



Olumlu Düşünebilmenin Çeşitli Yolları

1.Kin ve Düşmanlık Duygularını Yok Etmek

Tasavvufun tanımlarından birisi de kafanda ne varsa atmaktır. Yogaya da önce kendimi ve başkalarını affettim diye başlanır. Bülent Ecevit, kinin insan yüreğinde bir yük olduğunu söylemiştir. Kin, aslında düşmana bir şey yapmaz ancak sahibini yıpratır, yaşlandırır ve çökertir. İnsanları affetmemek ve düşmanlık duyguları beslemek mutlu olmayı da engelliyor. Düşmanlık duygusu, kalp ve diğer ölümcül hastalıklara sebep oluyor. Öyleyse bağışlayarak kin ve intikam duygularının tutsaklığından kendimizi kurtaralım ve ruhsal olarak özgür olalım.

2.Spor Yapmak

Spor sağlıklı kalmanın ilk koşuludur. Sporla vücudumuzdaki fazla enerjileri atarak stresten kurtulabiliriz. Stresten kurtulunca yapacağımız işe daha iyi konsantre olabiliriz. Sporla vücuttaki toksinleri de atarız. Ayrıca sporu, arada derin nefes alarak yaparsak spor sırasındaki yaralanmalardan korunmuş oluruz. Aldığımız nefesle beynimize kan ve dokulara besin göndeririz.

3.Meditasyon Yapmak

Meditasyonun başlıca nefes, gülme ve ağlama vb. 100 çeşidi vardır. Meditasyon, kısaca dünya ile ilişkiyi kesip dikkatleri bir noktada toplamaya dayanır. Meditasyonda daha iyi yoğunlaşabilmek için önce kültürfizik hareketleri yaparak bizi rahatsız eden fazla enerjiyi atmamız iyi olur. Nefes meditasyonunu kısaca şöyle açıklayabiliriz: Oksijeni bol bir odada bir divan üzerine lotus oturuşu yaparak(bunu yapamıyorsak bağdaş kurup) sırtımızı sert bir yere dayarız. Sonra gözlerimizi yumup dünya ile ilişkiyi keserek burnumuzdan derin bir nefes alır ve bunu bırakırız. Bunun ritmi şöyledir: 1 zamanda alınacak, 4 zaman tutulacak ve 2 zamanda bırakılacak. Bütün dikkat nefes alıp vermeye toplanacak. Bunu en az 15 dakika veya yarım saat yapabiliriz. Meditasyon sonunda büyük bir rahatlama hissederiz. Öğrenci isek bir defa okuduğumuzu anlarız. Yediğimiz içtiğimizden ve yaptığımız bütün işlerden büyük bir zevk alırız. Meditasyon, insanı sevgi dolu yapar. Meditasyon yeniden doğmadır. Meditasyonla dünyanın en mutlu insanı olabilirsiniz.

4. İbadetin Yararı

Eğer spor, yoga ve ibadet üçünü birlikte yaparsanız hiç yaşlanmazsınız. İbadette de aynen yogada olduğu gibi yoğunlaşmak gerekir. Ne yazık ki gerçek anlamda ibadet edebilen nerede ise yok gibidir. Zaten bu olabilse ibadet edenlerin kızmaması, kötülük yapmaması ve son derece mutlu insanlar olmaları gerekir.
Newsweek Dergisinde yer alan bir araştırma, ibadet ve meditasyon yapanların beyin aktivitelerinde gelişmeler olduğunu, bağışıklık sistemlerinin güçlendiğini, tansiyonların düzeldiğini ortaya çıkarmıştır.

5. İnsanları Sevmek

Ünlü Psikolog Erich Fromm, Sevme Sanatı adlı eserinde, “sevgiye yer vermeyen toplumların gelecekte yok olacakları”nı yazar. İncil, sadece komşularınızı değil düşmanlarınızı da sevin, diyor. İslam dininde de aynı şey var. Hz. Muhammed’e göre de “komşunuzu sevmedikçe gerçek Müslüman olamazsınız.” Mevlana da diyor ki: “ düşmanının 40 defa iyiliğini söyle o senin dostun olur, çünkü kalpten kalbe yol gider.” Dr. Freitag, sevgi için şunları söylemiştir: “sevgi terapidir, sevginin olduğu yerde korku yoktur. Sevgi her derde devadır, sevgi hayatı uzatan bir iksirdir. Sevdikçe istediğiniz her şeyi fazlasıyla elde edersiniz. Ne mutlu, sevgide müsrif olabilenlere.” Emmet Fox der ki: “Yeterince sevebilirsen, dünyanın en güçlü insanı olabilirsin.” Şu halde sevgi evrensel olup bütün dinlerde ve bütün kültürlerde vardır. Goethe’ye göre insan sevmedikçe hiçbir şeyi anlayamaz. Mevlana der ki : “ Sevgi acıları tatlandırır, bakırları altın eder, dertler sevgi ile şifa bulur, sevgi ölüleri diriltir, padişahları kul köle eder.”

Bir tarihte bir sosyoloji profesörü görev yaptığı ilde öğrencilerinden kenar mahallelerden birisinde 200 ilkokul öğrencisinin başarı durumlarını araştırmalarını ister. Öğrenciler, incelemeyi bitirdikten sonra, hepsi ağız birliği etmişçesine, durumun hiç iç açıcı olmadığını, bu çocukların gelecekte başarısız ve mutsuz birer insan olacaklarını, söylerler. 20 yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü bu araştırmayı bulur ve sonucu merak eder. 200 öğrencinin 186’sına ulaşılır, bunlardan 10 tanesi ölmüştür. Geriye kalan 176’sı, araştırmanın tersine çok başarılı iş adamı, akademisyen ve bürokrat olmuşlardır. Bunun sebepleri üzerinde düşünürlerken, o öğrencileri okutan ilkokul öğretmenlerine ulaşılır ve kendisine siz bu çocuklara ne yaptınız diye sorulur. Öğretmen onlara tek bir cümle söyler. “Ben onları çok sevmiştim” işte bir kere daha sevginin gücünü görüyoruz. O halde bütün akademisyen arkadaşlarımın her şeyden önce öğrencilerini sevmeleri ve bunu onlara hissettirmeleri gerekiyor. Çünkü eğitim, çocuk ve öğrenciyi sevmekle başlar.

Sonuç olarak sevgi, hastalıkları iyileştirir. O halde hekimler, hastalarına önce sevgi ve şefkat göstermeli sonra tedavi ile ilgilenmeli. Sevgi, bütün sorunları çözer. Koca Yunus “Aşk gelince cümle eksikler biter” dememiş midir? Sevgi, insanı mutlu eder, mutluluk Cennet demektir, Cennete giren Tanrı ile birliktedir. Çünkü Tanrı sevgidir, huzurdur, güzelliktir.

6. Gülümsemek

Güldüğümüz zaman vücudumuz endorphin denen bir hormon salgılar ve bizi mutlu eder. Ayrıca gülümseme ve gülme, biyolojik süreci etkileyerek kendimizi iyi hissetmemize yol açar. Bu ise beyne giden kan ve oksijen miktarını artırır.
Neal Donald Walsch, “ kendinize gülebildiğiniz zaman büyüdüğünüzü anlarsınız. Kendinizi bu kadar ciddiye almayın. Yaşamınızda birazcık mizah yoksa hiçbir şeyin anlamı yoktur,” der. Gabriel Garcia Marquez de “Hiçbir zaman gülümsemeden vazgeçmeyin çünkü kimin size ne zaman âşık olacağını bilemezsiniz.” demiştir. Çin’de bir köye zaman zaman 3 Budist rahip gelir, bunlar önce birbirlerine soru sorarlar fakat bu sorulara sözle değil sadece gülerek cevap verirler. 3 rahip kahkahalarla gülerken köyün tamamı buna katılır ve köy kahkahaya boğulur. Bir gün geldiklerinde rahiplerden birisi ölür, köylü diğer iki rahibin ne yapacağını merakla bekler, fakat diğer iki rahip yine gülmeye başlarlar. Ölen rahibin yakılması için odunlar yığılır ve ölü odun yığınlarının üzerine yatırıldığında o da gülmeye başlar ve gülerek yanar, kül olur. Yine Abdullah adında bir Tasavvuf büyüğü ölürken gülmektedir. Öğrencilerinden birisi yanına yaklaşır ona “ Şeyhim bu ne haldir, sen ölüyorsun, biz ağlıyoruz fakat sen gülüyorsun.” der. Abdullah öğrencisine şunları söyler: “Gençken ben de senin kadar mutsuzdum fakat sonra hayatta bedbahtlık ve mutluluk gibi iki yol olduğunu öğrendim ve ben sonsuz mutluluğu seçtim.” Dale Carnegie , “gülümseme bedavadır ama sizi bir servet kazandırabilir. Gülümsemeyenler, gülümsemeye herkesten daha fazla muhtaçtır” demiştir.

7. Sağlıklı Beslenmek

Anthony Robbins’e göre sağlıklı beslenmek için suca zengin yiyecekleri yemek gerekir. Bunlar meyve, sebze ve filizlerdir. Diyetin %70’i bunlardan oluşmalı. Ayrıca patatesle eti, peynirle ekmeği, sütle tahılı, balıkla pirinci yememek gerekir. Bu bileşimler iç sistemi tahrip ederek enerjinizi yok eder. Asit ve alkali birbirlerini yok etme özelliğine sahiptir. Proteinle nişastayı aynı anda alırsanız sindirim zorlaşır, mayalanma ve bakteri üremesi olur. Sindirim bozulur ve gaz artar. Ayrıca her yemekte bir yoğun gıda almak gerekir. Suca zengin olmayan gıda, yoğun gıdadır. Nişastalı, karbonhidratlı ve proteinli yiyecekleri aynı öğünde yememek gerekir. Meyveler aç karna yenilmelidir.

8. Stres ve Üzüntüden Uzak Durmak

“Duvarı nem, insanı gam yıkar”, atasözünü hepimiz biliriz. Yıllarca önce kitabını okuduğum ABD’li bir beslenme uzmanı, ülser, kanser ve şeker gibi hastalıkların sebebinin üzüntü ve kaygılar olduğunu yazıyordu.

Peki, öfke ve kızgınlık gibi duygulardan nasıl uzaklaşabiliriz? Meditasyon ustalarından OSHO, Meditasyon adlı kitabında bunun yolunu şöyle açıklar: “ Bir aynanın önünde durup öfkenizi ifade edin. Birini dövmek istiyorsanız, boş havayı dövün, öfkelenince haykırın. Bütün bunları yalnızken yapın. O zaman sizin için psikodrama olur. Ayrıca bu sizin için bir katarsis olacaktır. Duygularınıza hakim olabilirseniz, kendinizin efendisi olursunuz. Eğer bir başkası sizi mutlu veya mutsuz edebilirse siz onun kölesi olursunuz.” Anthony Robbins’e göre de bunun iki yolu vardır. Bunlardan birisi iç temsili değiştirmek yani üzüntü, keder gibi duyguları atıp yerine neşe ve mutluluk gibi duygulara dönmek ya da fizyolojiyi değiştirmektir Çöküntü fizyolojisinde insan, yere bakar, omuzlarını aşağı düşürür, kısa ve zayıf nefes alır. Olumlu fizyoloji için karşıya bakmak, omuzları dik tutup yükseltmek, derin nefes almak gerekir.” Deneyin sonucu göreceksiniz.

9. Halinden Memnun Olmak, Şikâyet Etmemek.

Bir Budist Mantra: “Geçmiş geçti gitti, gelecek henüz gelmedi, onun için kaygılanmak neden? Geriye sadece şu an kaldı, yaşayın onu. Eğer şu an sessizlikse minnettar olun, sonsuz mutluluksa Tanrı’ya şükredin, ona güvenin. Güvenebilirseniz, mutluluk büyüyecektir.” der.



Dr Freitag diyor ki, “Tanrı’ya sağlığım ve içsel zenginliğim için şükrediyorum.” Tasavvuf felsefesine göre şükür, nimeti artırır. Nitekim Mevlana “Şükürle gözün doyarsa başkalarına yardım edersin” demiştir. Dr. Ender Saraç ise “şükür” yerine “Elhamdülillah” demeliyiz, diyor. Ona göre “şükür” demek, tatmin oldum daha başka bir şey istemiyorum, demektir. Oysa “Elhamdülillah” demek, verdiğin nimetler için teşekkür ederim, ama daha da verirsen, memnun olurum, diyerek kapıyı açık tutmak gerekir”, diyor.


[Resim: SMILE.jpg]

Not :Gerçekten çok kötü bir durumda olsanızda şükredin,şükretmek evrene olumlu bir sinyaldir,bu sinyal size eninde sonunda güzel birşekilde dönecektir.

Hayat paylaştıça güzeldir,ve sanatla dahada güzelleşir...Smile
KURALLAR lTAMAMLAYICI TIP l
l KRONİK HASTALIKLARDA ÇALIŞMA METODU l
03-26-2009 06:23 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Advertisement
Mesaj Önizleme 


Foruma Git:




Bize Ulaşın | gencdiyaliz | En Üste Dön | İçeriğe Dön | Mobil Versiyon | RSS Beslemesi