<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[gencdiyaliz forum - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[gencdiyaliz forum - http://www.gencdiyaliz.com/forum]]></description>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 16:13:25 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Gelir testi nasıl yapılır?]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2759</link>
			<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 21:05:38 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2759</guid>
			<description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumunun tespitine göre SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve yeşil kart kapsamında olmayan, başka bir anlatımla sosyal güvenlik sistemi dışında kalan 1 milyon 700 bin kişi 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren genele sağlık sigortası kapsamına girecek.<br />
<br />
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından resen tescili yapılacak bu kişilerin bir ay içinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurup gelir testi yaptırmaları gerekiyor.<br />
<br />
Aile içindeki kişi başına düşen gelir tutarı asgari ücretin üçte birine kadar olanların genel sağlık sigortası primlerini devlet ödeyecek. Kişi başına düşen gelir tutarı;<br />
<br />
- Asgari ücretin üçte biri ile asgari ücret arasında olanlar, asgari ücretin üçte biri üzerinden,<br />
- Asgari ücretle asgari ücretin iki katı arasında olanlar, asgari ücret tutarı üzerinden,<br />
- Asgari ücretin iki katından fazla olanlar ise asgari ücretin iki katı üzerinden,<br />
<br />
Yüzde 12 oranında genel sağlık sigortası primi ödeyecekler.Gelir tespiti yaptırmayanların primleri iki asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanacak. Bu nedenle gelir testi yaptırılması çok önemli.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
GELİR TESPİTİ</span><br />
<br />
Gelir tespitinin ne şekilde yapılacağı ve hangi parametrelerin dikkate alınacağına ilişkin Yönetmelik 28 Aralık 2011 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayımlandı.Gelir testine tabi tutulacak kişilerin gelir testini yaptırmak üzere vakfa bizzat yazılı başvuruda bulunmaları gerekiyor. Ancak, kişiye kanun&#8221; temsilci atanması durumunda, bu kişi adına başvuru işlemi kanun&#8221; temsilcisi, özürlülük ve yaşlılık gibi nedenlerle bizzat başvuruda bulunamayacak olanların ise vekili tarafından yapılabilecek.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
BAŞVURU ESASLARI</span><br />
<br />
Aynı aileden birden fazla kişinin gelir testine tabi tutulacak kişi olması halinde aynı form ile başvuru yapılabiliyor. Aynı aile üyelerinden biri veya birkaçı başvuruda bulunsa bile başvuru formunda hanede yaşayan tüm fertlere ait bilgilerin yer alması gerekiyor.Gelir testine tabi tutulacak kişilerden, aile içinde kişi başına düşen gelirinin asgari ücretin iki katından fazla olduğunu beyan edenler için gelir testi yapılmaksızın, beyan edilen gelir esas alınarak genel sağlık sigortası tescili yapılacak.Gelir tespiti yapılması için başvuracak kişiler, gelir tespitine esas teşkil edecek göstergeleri içeren başvuru formu ile müracaat edecekler. Başvuru işleminin kanun&#8221; temsilciler tarafından yapılması halinde mahkemeden alınmış karar örneği, vekil tarafından başvuru yapılması halinde vekaletname örneği başvuru formuna eklenecek.Başvuru, kişinin Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sisteminde kayıtlı ikametgahının bulunduğu il veya ilçe sınırları içindeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına yapılacak.<br />
<br />
GELİR TESPİTİ PARAMETRELERİ<br />
<br />
Gelir tespitinde, aile bireylerinin harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak aile içinde kişi başına düşen gelirin aylık tutarı tespit edilecek.Gelir tespit yönteminde, Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmet Projesi (BSYHP) üzerinden puanlama formülü esasına göre belirlenecek hane geliri ve kişi başına düşen gelir kullanılacak. Puanlama formülünde kullanılacak haneye ilişkin veriler, BSYHP&#8217;den ve hane ziyaretinden elde edilen bilgilerden oluşacak.Aile içinde kişi başına düşen gelirin aylık tutarının tespitinde, puanlama formülünün gelir, harcama ve servet verileri dikkate alınarak geliştirilen gelir tespit ölçütleri kullanılacak. Gelir tespiti yöntemi olarak kullanılacak olan puanlama sisteminde ayrıca;l Kişilere ait taşınır ve taşınmazlar ile bunlardan doğan haklar,l Bankaların muvafakati alınmak suretiyle SGK tarafından Bakanlığa sağlanacak olan aile bireylerinin bankalardaki tüm hesaplarına ilişkin bilgiler,l Sürekli olarak alınan nakd&#8221; sosyal yardımlar, dikkate alınacak:Bakanlık veya SGK tarafından aile bireylerine ilişkin, aile içinde kişi başına düşen geliri etkileyecek diğer unsurların belirlenmesi halinde, bu unsurlara göre vakıf personeli tarafından yapılacak tespitler sonucu elde edilen bilgiler de kişilerin gelir tespitinde dikkate alınacak.Eşlerden Sadece Biri GSS&#8217;li OlacakGELİR tespitinde, aynı hane içinde yaşayan eş, evli olmayan çocuk, büyük ana ve büyük babadan oluşan aile esas alınacak. Ancak gelir testine tabi olan aile bireylerinin tamamı için genel sağlık sigortası prim ödemesi söz konusu olmayacak. Eşlerden hangisinin genel sağlık sigortalısı hangisinin bakmakla yükümlü olunan kişi olacağını kendileri belirleyecekler. Primler genel sağlık sigortalısı olan eş için ödenecek. Diğer eş ve çocuklar genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişiler olarak sağlık hizmeti alacaklar.Ancak eğitime devam etmeyen 18 yaşından büyük erkek çocuklar için, kişi başına düşen gelir durumuna göre genel sağlık sigortası primi ödenecek.Vizesi Biten Yeşil Kartlılarda Gelir Testi Yaptıracak9 milyon 100 bin kişi civarındaki yeşil kartlı 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren genel sağlık sigortası kapsamına alınacaklar. Ancak bir yıllığına verilen yeşil kartın süresi dolana kadar bunlar sağlık yardımı almaya devam edecekler.Yeşil kartın süresi dolduğunda gelir testi yaptırmaları gerekecek.Yapılacak gelir testine göre aile içindeki kişi başına düşen gelir tutarı asgari ücretin üçte birinden az olursa, primleri devlet tarafından karşılanmak suretiyle sağlık hizmeti alacaklar.Kişi başına düşen gelir tutarının asgari ücretin üçte birini aşması halinde, herhangi bir sosyal güvenlik kapsamında olmadığı için genel sağlık sigortası kapsamına alınanlarla ilgili olarak yaptığımız açıklamalar çerçevesinde genel sağlık sigortası primi ödemek suretiyle sağlık hizmeti alabilecekler.<br />
<br />
GÜNÜN SÖZÜ&#8217;Olgunluğun başlangıcı, insanın söyleyecek çok şeyi olduğu halde söylememeyi başarabilmesidir.&#8217; H. Huxley<br />
<br />
Prof. Dr. Metin Taş, Sezgin Özcan<br />
Akşam Gazetesi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumunun tespitine göre SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve yeşil kart kapsamında olmayan, başka bir anlatımla sosyal güvenlik sistemi dışında kalan 1 milyon 700 bin kişi 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren genele sağlık sigortası kapsamına girecek.<br />
<br />
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından resen tescili yapılacak bu kişilerin bir ay içinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurup gelir testi yaptırmaları gerekiyor.<br />
<br />
Aile içindeki kişi başına düşen gelir tutarı asgari ücretin üçte birine kadar olanların genel sağlık sigortası primlerini devlet ödeyecek. Kişi başına düşen gelir tutarı;<br />
<br />
- Asgari ücretin üçte biri ile asgari ücret arasında olanlar, asgari ücretin üçte biri üzerinden,<br />
- Asgari ücretle asgari ücretin iki katı arasında olanlar, asgari ücret tutarı üzerinden,<br />
- Asgari ücretin iki katından fazla olanlar ise asgari ücretin iki katı üzerinden,<br />
<br />
Yüzde 12 oranında genel sağlık sigortası primi ödeyecekler.Gelir tespiti yaptırmayanların primleri iki asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanacak. Bu nedenle gelir testi yaptırılması çok önemli.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
GELİR TESPİTİ</span><br />
<br />
Gelir tespitinin ne şekilde yapılacağı ve hangi parametrelerin dikkate alınacağına ilişkin Yönetmelik 28 Aralık 2011 tarihli Resmi Gazete&#8217;de yayımlandı.Gelir testine tabi tutulacak kişilerin gelir testini yaptırmak üzere vakfa bizzat yazılı başvuruda bulunmaları gerekiyor. Ancak, kişiye kanun&#8221; temsilci atanması durumunda, bu kişi adına başvuru işlemi kanun&#8221; temsilcisi, özürlülük ve yaşlılık gibi nedenlerle bizzat başvuruda bulunamayacak olanların ise vekili tarafından yapılabilecek.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
BAŞVURU ESASLARI</span><br />
<br />
Aynı aileden birden fazla kişinin gelir testine tabi tutulacak kişi olması halinde aynı form ile başvuru yapılabiliyor. Aynı aile üyelerinden biri veya birkaçı başvuruda bulunsa bile başvuru formunda hanede yaşayan tüm fertlere ait bilgilerin yer alması gerekiyor.Gelir testine tabi tutulacak kişilerden, aile içinde kişi başına düşen gelirinin asgari ücretin iki katından fazla olduğunu beyan edenler için gelir testi yapılmaksızın, beyan edilen gelir esas alınarak genel sağlık sigortası tescili yapılacak.Gelir tespiti yapılması için başvuracak kişiler, gelir tespitine esas teşkil edecek göstergeleri içeren başvuru formu ile müracaat edecekler. Başvuru işleminin kanun&#8221; temsilciler tarafından yapılması halinde mahkemeden alınmış karar örneği, vekil tarafından başvuru yapılması halinde vekaletname örneği başvuru formuna eklenecek.Başvuru, kişinin Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sisteminde kayıtlı ikametgahının bulunduğu il veya ilçe sınırları içindeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına yapılacak.<br />
<br />
GELİR TESPİTİ PARAMETRELERİ<br />
<br />
Gelir tespitinde, aile bireylerinin harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak aile içinde kişi başına düşen gelirin aylık tutarı tespit edilecek.Gelir tespit yönteminde, Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmet Projesi (BSYHP) üzerinden puanlama formülü esasına göre belirlenecek hane geliri ve kişi başına düşen gelir kullanılacak. Puanlama formülünde kullanılacak haneye ilişkin veriler, BSYHP&#8217;den ve hane ziyaretinden elde edilen bilgilerden oluşacak.Aile içinde kişi başına düşen gelirin aylık tutarının tespitinde, puanlama formülünün gelir, harcama ve servet verileri dikkate alınarak geliştirilen gelir tespit ölçütleri kullanılacak. Gelir tespiti yöntemi olarak kullanılacak olan puanlama sisteminde ayrıca;l Kişilere ait taşınır ve taşınmazlar ile bunlardan doğan haklar,l Bankaların muvafakati alınmak suretiyle SGK tarafından Bakanlığa sağlanacak olan aile bireylerinin bankalardaki tüm hesaplarına ilişkin bilgiler,l Sürekli olarak alınan nakd&#8221; sosyal yardımlar, dikkate alınacak:Bakanlık veya SGK tarafından aile bireylerine ilişkin, aile içinde kişi başına düşen geliri etkileyecek diğer unsurların belirlenmesi halinde, bu unsurlara göre vakıf personeli tarafından yapılacak tespitler sonucu elde edilen bilgiler de kişilerin gelir tespitinde dikkate alınacak.Eşlerden Sadece Biri GSS&#8217;li OlacakGELİR tespitinde, aynı hane içinde yaşayan eş, evli olmayan çocuk, büyük ana ve büyük babadan oluşan aile esas alınacak. Ancak gelir testine tabi olan aile bireylerinin tamamı için genel sağlık sigortası prim ödemesi söz konusu olmayacak. Eşlerden hangisinin genel sağlık sigortalısı hangisinin bakmakla yükümlü olunan kişi olacağını kendileri belirleyecekler. Primler genel sağlık sigortalısı olan eş için ödenecek. Diğer eş ve çocuklar genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişiler olarak sağlık hizmeti alacaklar.Ancak eğitime devam etmeyen 18 yaşından büyük erkek çocuklar için, kişi başına düşen gelir durumuna göre genel sağlık sigortası primi ödenecek.Vizesi Biten Yeşil Kartlılarda Gelir Testi Yaptıracak9 milyon 100 bin kişi civarındaki yeşil kartlı 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren genel sağlık sigortası kapsamına alınacaklar. Ancak bir yıllığına verilen yeşil kartın süresi dolana kadar bunlar sağlık yardımı almaya devam edecekler.Yeşil kartın süresi dolduğunda gelir testi yaptırmaları gerekecek.Yapılacak gelir testine göre aile içindeki kişi başına düşen gelir tutarı asgari ücretin üçte birinden az olursa, primleri devlet tarafından karşılanmak suretiyle sağlık hizmeti alacaklar.Kişi başına düşen gelir tutarının asgari ücretin üçte birini aşması halinde, herhangi bir sosyal güvenlik kapsamında olmadığı için genel sağlık sigortası kapsamına alınanlarla ilgili olarak yaptığımız açıklamalar çerçevesinde genel sağlık sigortası primi ödemek suretiyle sağlık hizmeti alabilecekler.<br />
<br />
GÜNÜN SÖZÜ&#8217;Olgunluğun başlangıcı, insanın söyleyecek çok şeyi olduğu halde söylememeyi başarabilmesidir.&#8217; H. Huxley<br />
<br />
Prof. Dr. Metin Taş, Sezgin Özcan<br />
Akşam Gazetesi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ev Diyalizi ( Hemodiyaliz )]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2758</link>
			<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 11:53:31 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2758</guid>
			<description><![CDATA[Merhaba Arkadaşlar 4 yıldır ozel klinikte diyaliz tedavisi almaktaydım. diyaliz merkezenin önerisiyle evde diyaliz ( hemodiyaliz ) olmaya karar verdim. diyaliz eğitimleri almaya başladım bu konuda deneyimleri,önerileri olan arkadaşlar varsa bilgi yazarlarsa sevinirim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhaba Arkadaşlar 4 yıldır ozel klinikte diyaliz tedavisi almaktaydım. diyaliz merkezenin önerisiyle evde diyaliz ( hemodiyaliz ) olmaya karar verdim. diyaliz eğitimleri almaya başladım bu konuda deneyimleri,önerileri olan arkadaşlar varsa bilgi yazarlarsa sevinirim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Merhaba Arkadaslar]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2757</link>
			<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 00:29:23 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2757</guid>
			<description><![CDATA[Merhaba arkadaslar adim ahmet yaklasik 4 yildir diyaliz hastasiyim. Yakin bir zamanda ev diyalizine basliyacam Rabbim nasip ederse bu konu ile ilgili arastirma yaparken bu siteyi gordum iyikinede gormusum.her konuda yararli olacak bu siteyi kuranlardan Rabbim razi olsun;herkese gecmis olsun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhaba arkadaslar adim ahmet yaklasik 4 yildir diyaliz hastasiyim. Yakin bir zamanda ev diyalizine basliyacam Rabbim nasip ederse bu konu ile ilgili arastirma yaparken bu siteyi gordum iyikinede gormusum.her konuda yararli olacak bu siteyi kuranlardan Rabbim razi olsun;herkese gecmis olsun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[coook guzel sıteye gırınce kar yayıyor supersın volkan abı sen yaaaaa]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2756</link>
			<pubDate>Sat, 31 Dec 2011 13:49:07 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2756</guid>
			<description><![CDATA[Yeni yılınızı tüm yüreğimle kutlar daha nice yıllar sağlıkla başarıyla sevdiklerinizle birlikte görmenizi ve geçirmenizi diliyorum... Dün rüya yarın hayaldir... Rüyayı mutlu, hayali umutlu yapan bugündür, gönlünüz neyin özlemini çekiyorsa yarınlar size onu getirsin... Yeni yılınız kutlu olsun... yenı yılın hepimize böbrek getırmesı dılegıyleee....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yeni yılınızı tüm yüreğimle kutlar daha nice yıllar sağlıkla başarıyla sevdiklerinizle birlikte görmenizi ve geçirmenizi diliyorum... Dün rüya yarın hayaldir... Rüyayı mutlu, hayali umutlu yapan bugündür, gönlünüz neyin özlemini çekiyorsa yarınlar size onu getirsin... Yeni yılınız kutlu olsun... yenı yılın hepimize böbrek getırmesı dılegıyleee....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alternatif tıbbı tanıtalım...]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2755</link>
			<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 01:49:48 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2755</guid>
			<description><![CDATA[Selam dostlar ben Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani Alternatif tıbbı tanıtmak için Bu forum sitesine kayıt yaptım...Beni tanımak isteyen...<br />
<a href="http://www.metafizikakademi.com" target="_blank">http://www.metafizikakademi.com</a> sitesini tıklayarak tanıyabilirler...<br />
<br />
Herkese saygılarımı sunarım...<br />
<br />
Gökhan Hani]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selam dostlar ben Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani Alternatif tıbbı tanıtmak için Bu forum sitesine kayıt yaptım...Beni tanımak isteyen...<br />
<a href="http://www.metafizikakademi.com" target="_blank">http://www.metafizikakademi.com</a> sitesini tıklayarak tanıyabilirler...<br />
<br />
Herkese saygılarımı sunarım...<br />
<br />
Gökhan Hani]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yıka Beynini - Bilinçaltınızı formatlayın]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2754</link>
			<pubDate>Mon, 26 Dec 2011 01:00:22 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2754</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://yikabeynini.com/images/demo/yikabeynini.jpg" border="0" alt="[Resim: yikabeynini.jpg&#93;" /><br />
<br />
M.Barış Muslu<br />
GOA BASIM YAYIN <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Pozitif düşünce çok güzel ama yetmez!</span><br />
<br />
Eğer sadece enteresan, ilham verici hikâyeleri okuyacağınız bir pozitif düşünme kitabı arıyorsanız yanlış adrestesiniz. Evet, böyle hikâyeleri okumak çok keyifli ama motivasyonumuz çok kısa süre dayanabildiği için iyileşmeyi yaşamadan, hemen eski halimize geri dönüyoruz.<br />
Bilinçaltın karşında değil, yanında olsun!<br />
Bu kitapta ilk kez karşılaşacağınız basit metotlarla çok kısa sürelerde büyük otomatik değişimler yaşayacaksınız. Bu değişimleri o kadar hızlı ve doğal şekilde tecrübe edeceksiniz ki, daha önce farklı olduğunuzu dahi inkar edebilirsiniz.<br />
Kendi beyninizi yıkayarak, cevabını bulacağınız sorunlardan sadece bazıları:<br />
&#8226; Profesyonel başarı<br />
&#8226; Spor ve sahne performansı<br />
&#8226; Sınırlayıcı inançlar<br />
&#8226; İlişkiler<br />
&#8226; Utangaçlık ve kendine güven<br />
&#8226; Genel stres<br />
&#8226; Tüm fobiler, korkular ve endişeler<br />
&#8226; İdeal kilomuza ulaşmak<br />
&#8226; Bağımlılıklar &#8211; sigara, alkol<br />
&#8226; Panik atak - kaygı bozuklukları<br />
&#8226; Depresyon<br />
&#8226; Fiziksel, özellikle psikosomatik ağrılar (migren, fibromiyalji)<br />
&#8226; Alerjiler, astım<br />
<br />
M. Barış Muslu, 1975 yılında doğdu. Orta ve lise eğitimini Tarsus Amerikan Koleji'nde sürdürürken, lise döneminde gittiği ABD'de 2 senede liseyi ve 3 senede Michigan Tech Üniversitesi'ni bitirerek 20 yaşında genç bir mühendis olarak Türkiye'ye döndü. 1994 yılında Amerika'da aldığı NLP eğitimleri onun hayata çok daha farklı bir pencereden bakmasını sağladı. Çeşitli kuruluşlarda profesyonel olarak çalışırken, aynı zamanda NLP danışmanlığı yapmaya devam etti. Bu arada Koç Üniversite'nde işletme mastırını tamamlayarak, 2001 yılında kendi şirketini kurdu. Bu tarihten beri, Türkiye'de yüz binlerce insanın kullandığı teknoloji servislerini yaratmanın dışında, yaşam koçu ve danışman olarak çalışmalarına devam ediyor. <br />
<br />
Web sitesi : <a href="http://www.yikabeynini.com" target="_blank">http://www.yikabeynini.com</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://yikabeynini.com/images/demo/yikabeynini.jpg" border="0" alt="[Resim: yikabeynini.jpg]" /><br />
<br />
M.Barış Muslu<br />
GOA BASIM YAYIN <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Pozitif düşünce çok güzel ama yetmez!</span><br />
<br />
Eğer sadece enteresan, ilham verici hikâyeleri okuyacağınız bir pozitif düşünme kitabı arıyorsanız yanlış adrestesiniz. Evet, böyle hikâyeleri okumak çok keyifli ama motivasyonumuz çok kısa süre dayanabildiği için iyileşmeyi yaşamadan, hemen eski halimize geri dönüyoruz.<br />
Bilinçaltın karşında değil, yanında olsun!<br />
Bu kitapta ilk kez karşılaşacağınız basit metotlarla çok kısa sürelerde büyük otomatik değişimler yaşayacaksınız. Bu değişimleri o kadar hızlı ve doğal şekilde tecrübe edeceksiniz ki, daha önce farklı olduğunuzu dahi inkar edebilirsiniz.<br />
Kendi beyninizi yıkayarak, cevabını bulacağınız sorunlardan sadece bazıları:<br />
&#8226; Profesyonel başarı<br />
&#8226; Spor ve sahne performansı<br />
&#8226; Sınırlayıcı inançlar<br />
&#8226; İlişkiler<br />
&#8226; Utangaçlık ve kendine güven<br />
&#8226; Genel stres<br />
&#8226; Tüm fobiler, korkular ve endişeler<br />
&#8226; İdeal kilomuza ulaşmak<br />
&#8226; Bağımlılıklar &#8211; sigara, alkol<br />
&#8226; Panik atak - kaygı bozuklukları<br />
&#8226; Depresyon<br />
&#8226; Fiziksel, özellikle psikosomatik ağrılar (migren, fibromiyalji)<br />
&#8226; Alerjiler, astım<br />
<br />
M. Barış Muslu, 1975 yılında doğdu. Orta ve lise eğitimini Tarsus Amerikan Koleji'nde sürdürürken, lise döneminde gittiği ABD'de 2 senede liseyi ve 3 senede Michigan Tech Üniversitesi'ni bitirerek 20 yaşında genç bir mühendis olarak Türkiye'ye döndü. 1994 yılında Amerika'da aldığı NLP eğitimleri onun hayata çok daha farklı bir pencereden bakmasını sağladı. Çeşitli kuruluşlarda profesyonel olarak çalışırken, aynı zamanda NLP danışmanlığı yapmaya devam etti. Bu arada Koç Üniversite'nde işletme mastırını tamamlayarak, 2001 yılında kendi şirketini kurdu. Bu tarihten beri, Türkiye'de yüz binlerce insanın kullandığı teknoloji servislerini yaratmanın dışında, yaşam koçu ve danışman olarak çalışmalarına devam ediyor. <br />
<br />
Web sitesi : <a href="http://www.yikabeynini.com" target="_blank">http://www.yikabeynini.com</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[:)]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2753</link>
			<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 16:43:15 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2753</guid>
			<description><![CDATA[Selam,<br />
<br />
Antalya'da yaşıyorum.28 yaşındayım,sağlık durumum çok iyi,çalışıyorum.Tedavimi evde gece yatarken makine yardımı ile kendim yapıyorum.Yeni arkadaşlarla tanışmak,yeni ilişkiler kurmak,görüşmek isterim....<img src="http://www.gencdiyaliz.com/forum/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selam,<br />
<br />
Antalya'da yaşıyorum.28 yaşındayım,sağlık durumum çok iyi,çalışıyorum.Tedavimi evde gece yatarken makine yardımı ile kendim yapıyorum.Yeni arkadaşlarla tanışmak,yeni ilişkiler kurmak,görüşmek isterim....<img src="http://www.gencdiyaliz.com/forum/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dr. Şuayip Dağıstanlı Bioenerjiyi anlatıyor(video)]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2752</link>
			<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 15:54:28 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2752</guid>
			<description><![CDATA[Dr. Şuayip Dağıstanlı Bioenerji , aura , enerji meridyenleri,meditasyon,trans  v.s konularını ve<br />
<span style="font-weight: bold;">Özellikle Felç olduktan sonra nasıl iyileştiğini anlatıyor. </span><br />
izlemenizde fayda var.<br />
<br />
<blockquote><cite>Alıntı:</cite>(1986-1992) öğrenim gördü. 1989&#8217;da geçirdiği kazada bedenin büyük bölümü felç oldu. Hastalık sırasında &#8216;kendi kendini tedavi&#8217; yöntemini uygulayarak felçten kurtuldu. </blockquote>
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/wtSvJ5sD5_Q' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/wtSvJ5sD5_Q' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/-gjSDYgA6hk' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/-gjSDYgA6hk' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/RA4Mg3zEF-0' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/RA4Mg3zEF-0' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
Dr. Şuayiphacı Dağıstanlı<br />
<br />
26 Ağustos 1969'da Dağıstan'da doğdu. İlkokulu doğduğu Hindah köyünde, ortaokulu Babayurt kasabasında yatılı olarak okudu. Liseyi Dağıstan'ın başkenti Mahaçkale'de bitirdi. Liseden sonra Dağıstan Devlet Pedagoji Üniversitesi&#8217;nde (1986-1992) öğrenim gördü. 1989&#8217;da geçirdiği kazada bedenin büyük bölümü felç oldu. Hastalık sırasında &#8216;kendi kendini tedavi&#8217; yöntemini uygulayarak felçten kurtuldu. <br />
<br />
O günden sonra hayat felsefesi ve dünyaya bakış açısı değişti. Kendi kendini iyileştirmedeki başarısı Rusya'daki bilim adamları ve doktorların dikkatini çekti. Onların maddi ve manevi yardımlarıyla Moskova'da ve Kiev'de Alternatif Tıp üzerine eğitim gördü. Daha sonra 1991' de Kuzey Kafkasya' da ilk ezoterik bilim merkezinin kurucusu oldu. 1996'da Moskova'da Birleşmiş Milletler ve UNESCO tarafından kurulan komisyonca verilen 'Alternatif Tıp İlimleri Doktoru' ünvanını kazandı.<br />
<br />
İlk kitabı 'Biyoenerji ve Alternatif Tıp' dört baskı yaptı. Dr. Şuayip Dağıstanlı, bu kitabında okuyucularına, kendilerine uygulayabilecekleri doğal yöntemlerle sağlıklı bir yaşamın ipuçlarını vermektedir. Dr. Dağıstanlı, 1992'den başlayarak çeşitli merkezlerde ve hastanelerde görev aldı. 1997'de İstanbul'da kurduğu Şua Biyoenerji Merkezi&#8217;nde çalışmalarını sürdürdü. 2002-2003 yılları arasında Prag'da Radio Free Europe-Radio Liberty'de gazeteci-spiker olarak görev yaptı. Daha sonra yeniden Türkiye'ye döndü. Şimdi Suadiye'de kurduğu Şua Human Academy Merkezi'nde çalışmalarını sürdürmekte, biyoenerji, akupunktur, manuel terapi, ayurveda, şiatsu gibi 30'a yakın tanı ve tedavi yöntemi uygulamaktadır. Türkiye'deki ve başka ülkelerdeki çeşitli dernek ve kuruluşlarda, kendini programlama, psikolojik denge idmanı, içimizdeki enerjiyi pozitif yönde kullanarak kendini geliştirme, hayattaki görevimizin farkına varma gibi insanın kendisini aşması ve dünyayla bütünleşmesi konulu konferanslar, seminerler vermektedir. 70&#8217;e yakın televizyon ve radyo programına katılmıştır. Mesleğinin yanı sıra, müzik, dans, resim gibi çeşitli sanat dallarında çalışmaları vardır.<br />
<br />
<a href="http://www.shuacentre.com/" target="_blank">http://www.shuacentre.com/</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dr. Şuayip Dağıstanlı Bioenerji , aura , enerji meridyenleri,meditasyon,trans  v.s konularını ve<br />
<span style="font-weight: bold;">Özellikle Felç olduktan sonra nasıl iyileştiğini anlatıyor. </span><br />
izlemenizde fayda var.<br />
<br />
<blockquote><cite>Alıntı:</cite>(1986-1992) öğrenim gördü. 1989&#8217;da geçirdiği kazada bedenin büyük bölümü felç oldu. Hastalık sırasında &#8216;kendi kendini tedavi&#8217; yöntemini uygulayarak felçten kurtuldu. </blockquote>
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/wtSvJ5sD5_Q' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/wtSvJ5sD5_Q' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/-gjSDYgA6hk' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/-gjSDYgA6hk' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/RA4Mg3zEF-0' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/RA4Mg3zEF-0' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
Dr. Şuayiphacı Dağıstanlı<br />
<br />
26 Ağustos 1969'da Dağıstan'da doğdu. İlkokulu doğduğu Hindah köyünde, ortaokulu Babayurt kasabasında yatılı olarak okudu. Liseyi Dağıstan'ın başkenti Mahaçkale'de bitirdi. Liseden sonra Dağıstan Devlet Pedagoji Üniversitesi&#8217;nde (1986-1992) öğrenim gördü. 1989&#8217;da geçirdiği kazada bedenin büyük bölümü felç oldu. Hastalık sırasında &#8216;kendi kendini tedavi&#8217; yöntemini uygulayarak felçten kurtuldu. <br />
<br />
O günden sonra hayat felsefesi ve dünyaya bakış açısı değişti. Kendi kendini iyileştirmedeki başarısı Rusya'daki bilim adamları ve doktorların dikkatini çekti. Onların maddi ve manevi yardımlarıyla Moskova'da ve Kiev'de Alternatif Tıp üzerine eğitim gördü. Daha sonra 1991' de Kuzey Kafkasya' da ilk ezoterik bilim merkezinin kurucusu oldu. 1996'da Moskova'da Birleşmiş Milletler ve UNESCO tarafından kurulan komisyonca verilen 'Alternatif Tıp İlimleri Doktoru' ünvanını kazandı.<br />
<br />
İlk kitabı 'Biyoenerji ve Alternatif Tıp' dört baskı yaptı. Dr. Şuayip Dağıstanlı, bu kitabında okuyucularına, kendilerine uygulayabilecekleri doğal yöntemlerle sağlıklı bir yaşamın ipuçlarını vermektedir. Dr. Dağıstanlı, 1992'den başlayarak çeşitli merkezlerde ve hastanelerde görev aldı. 1997'de İstanbul'da kurduğu Şua Biyoenerji Merkezi&#8217;nde çalışmalarını sürdürdü. 2002-2003 yılları arasında Prag'da Radio Free Europe-Radio Liberty'de gazeteci-spiker olarak görev yaptı. Daha sonra yeniden Türkiye'ye döndü. Şimdi Suadiye'de kurduğu Şua Human Academy Merkezi'nde çalışmalarını sürdürmekte, biyoenerji, akupunktur, manuel terapi, ayurveda, şiatsu gibi 30'a yakın tanı ve tedavi yöntemi uygulamaktadır. Türkiye'deki ve başka ülkelerdeki çeşitli dernek ve kuruluşlarda, kendini programlama, psikolojik denge idmanı, içimizdeki enerjiyi pozitif yönde kullanarak kendini geliştirme, hayattaki görevimizin farkına varma gibi insanın kendisini aşması ve dünyayla bütünleşmesi konulu konferanslar, seminerler vermektedir. 70&#8217;e yakın televizyon ve radyo programına katılmıştır. Mesleğinin yanı sıra, müzik, dans, resim gibi çeşitli sanat dallarında çalışmaları vardır.<br />
<br />
<a href="http://www.shuacentre.com/" target="_blank">http://www.shuacentre.com/</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[a$k...]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2751</link>
			<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 11:17:10 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2751</guid>
			<description><![CDATA[çok sewdiqim bir insanın diyal,iz hastası olduqunu öqrendiqim qün başladı her&#36;ey ve öYlece devam etti...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[çok sewdiqim bir insanın diyal,iz hastası olduqunu öqrendiqim qün başladı her&#36;ey ve öYlece devam etti...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[en guzel tostlar dıyalızde]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2750</link>
			<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 12:19:47 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2750</guid>
			<description><![CDATA[super ya kendımı bomba gıbı hıssedıyorum bugun kavatdıda 2 tane tost yedım dıyalızde merkezımden sımdılık memnunum piskologumuzda var kendımı eskısınden daaha dınc ve zınde hısedıyorum Allahıma sukurle olsun....<img src="http://www.gencdiyaliz.com/forum/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /> simdı habar geldı yarın fıstul operesyonum var bana kans dılıgın arkadsalar....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[super ya kendımı bomba gıbı hıssedıyorum bugun kavatdıda 2 tane tost yedım dıyalızde merkezımden sımdılık memnunum piskologumuzda var kendımı eskısınden daaha dınc ve zınde hısedıyorum Allahıma sukurle olsun....<img src="http://www.gencdiyaliz.com/forum/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" /> simdı habar geldı yarın fıstul operesyonum var bana kans dılıgın arkadsalar....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hasan]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2749</link>
			<pubDate>Sun, 11 Dec 2011 01:40:00 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2749</guid>
			<description><![CDATA[ben adım hasan 2 yasından beri böbreklrim calısmıyor 7 yasın diyalize girdim 14 yasımda nakil oldım şuan 18 yasıma gircem fatih-istanbul]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ben adım hasan 2 yasından beri böbreklrim calısmıyor 7 yasın diyalize girdim 14 yasımda nakil oldım şuan 18 yasıma gircem fatih-istanbul]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[sonunda evımdeyım Allahıma sukur....]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2748</link>
			<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 16:23:11 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2748</guid>
			<description><![CDATA[nerden baslasam kı nasıl baslasam ne dessem nasıl anlatam anlatımaz bı acı bu bence yasamayan bılemez koskaca 15 gun o 15 gun benım ıcın san hayat bıtmıstı 5 gun ac kaldım fıstul ıcın ama kalp damar cerrahı  yogun oldugu ıcın mlasef fıstul olmadı doktorda boynundan acalı suan bobrekler %8 calısıyor fulya dahada kotu olabılırsın dedı kucuk bır enfksenda tamam boyndan katater takldı ınanılmaz bu duygu kı bu anlatamıyorum sonra ılk dıyalızım 2 san ertesı gun 3 saat ertesı gun dort saat<br />
o makınadan cıkısım yemek yıyemıyorum ıhsta yok bas donmalesım kusmalarım umarım bunların hepsı gececek pıskolajık acıdan cok sarsıldım katatere hıc alısamadım ondan korkuyorum  ya cıkarsa ya patlarsa ama malasef yapacak hıc bıseyım yok onunla yasmalıyım ogrenmelım bıan oluyorum sandım babama yalvarıcaktım ne olur bobregını ver die bolebır hıs yoktu cunku sıtresten kataterden dolayı uyuyamıyorum gecelerı tek ıstegım gezmek dolesmak eskısı gıbı olmak ALLAH HEPMIZIN YARDIMCISI OLSUN DIYALIZE BASLAMAYAN ARKADASLAR EGER ELINIZDE BIR FIRSAT VARSA SAKIN BUNU KACIRMAYIN ELINIZDEN IYI DEGERLENDIRIN SONRA COK PISMAN OKLURSUNUZ BEN ELIMDEKI FIRSATLARI DEGERLENDIRMEDIGIM ICIN COK PISMANIM HEMMDE COK]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[nerden baslasam kı nasıl baslasam ne dessem nasıl anlatam anlatımaz bı acı bu bence yasamayan bılemez koskaca 15 gun o 15 gun benım ıcın san hayat bıtmıstı 5 gun ac kaldım fıstul ıcın ama kalp damar cerrahı  yogun oldugu ıcın mlasef fıstul olmadı doktorda boynundan acalı suan bobrekler %8 calısıyor fulya dahada kotu olabılırsın dedı kucuk bır enfksenda tamam boyndan katater takldı ınanılmaz bu duygu kı bu anlatamıyorum sonra ılk dıyalızım 2 san ertesı gun 3 saat ertesı gun dort saat<br />
o makınadan cıkısım yemek yıyemıyorum ıhsta yok bas donmalesım kusmalarım umarım bunların hepsı gececek pıskolajık acıdan cok sarsıldım katatere hıc alısamadım ondan korkuyorum  ya cıkarsa ya patlarsa ama malasef yapacak hıc bıseyım yok onunla yasmalıyım ogrenmelım bıan oluyorum sandım babama yalvarıcaktım ne olur bobregını ver die bolebır hıs yoktu cunku sıtresten kataterden dolayı uyuyamıyorum gecelerı tek ıstegım gezmek dolesmak eskısı gıbı olmak ALLAH HEPMIZIN YARDIMCISI OLSUN DIYALIZE BASLAMAYAN ARKADASLAR EGER ELINIZDE BIR FIRSAT VARSA SAKIN BUNU KACIRMAYIN ELINIZDEN IYI DEGERLENDIRIN SONRA COK PISMAN OKLURSUNUZ BEN ELIMDEKI FIRSATLARI DEGERLENDIRMEDIGIM ICIN COK PISMANIM HEMMDE COK]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Enes'in organları 7 kişiye hayat oldu]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2747</link>
			<pubDate>Mon, 05 Dec 2011 06:27:18 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2747</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://i.sabah.com.tr/sbh/2011/12/05/Haber/860486425987.jpg" border="0" alt="[Resim: 860486425987.jpg&#93;" /><br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Şişli Ayazağa'da annesinin silahından çıkan kaza kurşunuyla hayatını kaybeden 16 yaşındaki Enes Demir'in bağışlanan organları, acil nakil bekleyen 7 hastaya hayat verdi.</span><br />
<br />
İstanbul Ayazağa'da geçen ay, oğlu Enes ile birlikte restorana giden Tülay Demir, daha sonra silahıyla açık alanda birkaç el ateş etti. Anne Demir, silahını yeri indirirken silah yanlışlıkla yeniden ateşlendi. Kurşun, yerdeki bir metalden sekerek Demir'in yanındaki 16 yaşındaki oğlu Enes'in göğsüne isabet etti. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Enes, 6 gün sonra tüm müdahalere rağmen kurtarılamadı. Enes Demir'in beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Hanife Yavuz, organlarının bağışlanması için ailesi ile görüştü. Ailenin onay vermesi üzerine organ bağışı operasyonu acil olarak başlatıldı. 19 Kasım'da Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştirilen operasyon sonucunda Enes Demir'in böbrekleri, karaciğeri, kalbi, iki korneası ve ince bağırsağı alındı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">'BÖBREĞİNİ SEVECEĞİM'</span><br />
Böbreklerden biri, Çağlayan Florence Nightingale Hastanesi'nde 5 yıldır diyalize giren bir kız çocuk annesi 31 yaşındaki Sevim Aydoğan'a nakledildi. Aydoğan,"Enes'in böbreğini sadece bir organ gibi değil oğlum gibi sevip koruyacağım" dedi. Enes'in kalbi ise, aynı hastanede tedavi gören 21 yaşındaki K.S. adlı kadına nakledildi. Kalp naklinden sonra genç kızın yoğun bakım servisine alındığı belirtildi. Enes'in karaciğeri de Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi'nde tedavi gören emekli Mete Kozan'a, Op. Dr. Murat Dayangaç ve Op. Dr. Gülüm Altaca tarafından nakledildi. Kozan'ın vücudunun karaciğeri kabul ettiği ve sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Enes'in ince bağırsağı ise Ankara'da "total ince bağırsak enfeksiyonu" hastası olan ve 3 aydır nakil bekleyen evli ve iki çocuk sahibi 41 yaşındaki Fikret Yaralı'ya nakledildi. İkinci böbrek, Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi'ne, iki kornea ise İstanbul Tıp Fakültesi'ne hastalara nakledilmek üzere gönderildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">38 BİN HASTA BÖBREK BEKLİYOR</span><br />
Florence Nightingale Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Aykut Aksu, Türkiye'de 38 bin böbrek bekleyen diyaliz hastası, 7 bin adet karaciğer, 2 bin 500 adet kalp bekleyen hasta olduğunu belirterek, "Organlarınızı bağışlayarak, çaresiz insanlara ikinci bir hayat şansı sunabilirsiniz" dedi. Böbrek Nakli Merkezi Direktörü Doç.Dr. Gürkan Tellioğlu da "Çürüyüp gidecek bir organın bağışlanması, hasta olup organ bekleyen insanlara bir hayat ışığı olmaktadır.Bu bekleyiş çok zor bir süreçtir" dedi.<br />
<br />
Alıntı : <a href="http://www.sabah.com.tr/Yasam/2011/12/05/enesin-organlari-7-kisiye-hayat-oldu" target="_blank">http://www.sabah.com.tr/Yasam/2011/12/05...hayat-oldu</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://i.sabah.com.tr/sbh/2011/12/05/Haber/860486425987.jpg" border="0" alt="[Resim: 860486425987.jpg]" /><br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Şişli Ayazağa'da annesinin silahından çıkan kaza kurşunuyla hayatını kaybeden 16 yaşındaki Enes Demir'in bağışlanan organları, acil nakil bekleyen 7 hastaya hayat verdi.</span><br />
<br />
İstanbul Ayazağa'da geçen ay, oğlu Enes ile birlikte restorana giden Tülay Demir, daha sonra silahıyla açık alanda birkaç el ateş etti. Anne Demir, silahını yeri indirirken silah yanlışlıkla yeniden ateşlendi. Kurşun, yerdeki bir metalden sekerek Demir'in yanındaki 16 yaşındaki oğlu Enes'in göğsüne isabet etti. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Enes, 6 gün sonra tüm müdahalere rağmen kurtarılamadı. Enes Demir'in beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Hanife Yavuz, organlarının bağışlanması için ailesi ile görüştü. Ailenin onay vermesi üzerine organ bağışı operasyonu acil olarak başlatıldı. 19 Kasım'da Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştirilen operasyon sonucunda Enes Demir'in böbrekleri, karaciğeri, kalbi, iki korneası ve ince bağırsağı alındı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">'BÖBREĞİNİ SEVECEĞİM'</span><br />
Böbreklerden biri, Çağlayan Florence Nightingale Hastanesi'nde 5 yıldır diyalize giren bir kız çocuk annesi 31 yaşındaki Sevim Aydoğan'a nakledildi. Aydoğan,"Enes'in böbreğini sadece bir organ gibi değil oğlum gibi sevip koruyacağım" dedi. Enes'in kalbi ise, aynı hastanede tedavi gören 21 yaşındaki K.S. adlı kadına nakledildi. Kalp naklinden sonra genç kızın yoğun bakım servisine alındığı belirtildi. Enes'in karaciğeri de Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi'nde tedavi gören emekli Mete Kozan'a, Op. Dr. Murat Dayangaç ve Op. Dr. Gülüm Altaca tarafından nakledildi. Kozan'ın vücudunun karaciğeri kabul ettiği ve sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Enes'in ince bağırsağı ise Ankara'da "total ince bağırsak enfeksiyonu" hastası olan ve 3 aydır nakil bekleyen evli ve iki çocuk sahibi 41 yaşındaki Fikret Yaralı'ya nakledildi. İkinci böbrek, Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi'ne, iki kornea ise İstanbul Tıp Fakültesi'ne hastalara nakledilmek üzere gönderildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">38 BİN HASTA BÖBREK BEKLİYOR</span><br />
Florence Nightingale Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Aykut Aksu, Türkiye'de 38 bin böbrek bekleyen diyaliz hastası, 7 bin adet karaciğer, 2 bin 500 adet kalp bekleyen hasta olduğunu belirterek, "Organlarınızı bağışlayarak, çaresiz insanlara ikinci bir hayat şansı sunabilirsiniz" dedi. Böbrek Nakli Merkezi Direktörü Doç.Dr. Gürkan Tellioğlu da "Çürüyüp gidecek bir organın bağışlanması, hasta olup organ bekleyen insanlara bir hayat ışığı olmaktadır.Bu bekleyiş çok zor bir süreçtir" dedi.<br />
<br />
Alıntı : <a href="http://www.sabah.com.tr/Yasam/2011/12/05/enesin-organlari-7-kisiye-hayat-oldu" target="_blank">http://www.sabah.com.tr/Yasam/2011/12/05...hayat-oldu</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Egzersiz, stent tedavisinden daha iyi sonuç veriyor]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2746</link>
			<pubDate>Fri, 02 Dec 2011 11:04:15 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2746</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://images.beyazgazete.com/haber/resim/kolesterol-ilaclarini-kullanmayin-demek-cinayetle-esdeger.jpg" border="0" alt="[Resim: kolesterol-ilaclarini-kullanmayin-demek-...sdeger.jpg&#93;" /><br />
<br />
Egzersiz, stent tedavisinden daha iyi sonuç veriyor<br />
"Günde 20 dakikalık egzersiz kalp-damar sorunlarının azaltılmasında balon-stent tedavisinden daha etkili."<br />
<br />
Dünyada saygın üniversitelerin yaptığı araştırmalar, günde 20 dakikalık egzersizin kalp-damar sorunlarının azaltılmasında balon-stent tedavisinden daha etkili olduğunu gösteriyor<br />
<br />
Bazı araştırmalar, egzersiz yapmanın balon-stent tedavisinden daha üstün olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, günde 20 dakika bisiklet egzersizi yapan hastalarda kalple ilgili sorunlara, balon-stent takılanlara oranla daha az rastlanıyor.<br />
<br />
Uzm. Dr. Özgür Şamilgil, &#8220;Günümüzde hastaların büyük bölümüne balon ve stent uygulaması birlikte yapılıyor ve ileri derecede darlık bulunup başlangıç kısmından daralma olan büyük damarlara sıklıkla stent takılıyor&#8221; diyor. Kriterlerin uygun olduğu hastalarda riskfayda oranı by-pass cerrahisine göre daha iyi ise stent tercih ediliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">GEREKSİZ TAKILIYOR</span><br />
<br />
Hangi uygulamanın yapılacağına, hastanın mevcut hastalıkları, yaşı ve diğer kalp damarlarının durumları değerlendirilerek karar veriliyor. İleri koroner damar darlıkları olan hastaların yaklaşık üçte birinden fazlasına balon - stent işlemi uygulanabiliyor. Şamilgil, normal stent takılan yaklaşık 5-6, ilaç kaplı stent takılan her 20 kişiden 1&#8217;inin damarında tekrar daralma olabileceğini söylüyor. Stentin en yararlı olduğu durumun, ani kalp krizi esnasında tıkanan damarın açılması olduğu belirtiliyor. Bu durum, hayat kurtarıcı olarak görülüyor ve ileride gelişebilecek kalp yetersizliği ve ritim bozukluğu gibi sorunları engelleyebiliyor. Dünyada yılda bir milyonun üzerinde stent kullanılırken (bir kişiye birkaç tane takılabiliyor) bunun yüzde 37&#8217;si ABD&#8217;deki hastalara takılıyor. Bu konuda dünyadaki yıllık pazar payının 6.4 milyar dolar olduğunu söyleyen Şamilgil, bu meblağın her yıl yüzde 6.6 civarında büyüme ile 2016 - 2017 yılları arasında 8.2 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini söylüyor. Şamilgil&#8217;e göre, dünyada ve Türkiye&#8217;de herhangi bir şikâyeti olmayan veya yapılan kalp testlerinde damar tıkanıklığına ait önemli bulguları bulunmayan kişilere check-up sırasında anjiyo yapılarak gereksiz stent uygulanabiliyor. Dr. Şamilgil, yakın zamanda ABD&#8217;de bir doktorun bu konuda görevini kötüye kullanmaktan 8 yıl hapis cezası aldığına dikkat çekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">STENT NE ZAMAN GEREKLİ?</span><br />
<br />
Yapılan bir çalışmada kalp krizinin ilk saatlerindeki anjiyo ile tıkalı damarı balon-stent ile açmanın çok büyük yararı bulunurken, krizin 3. gününden sonra anjiyo yapılan hastalara stent takmanın yararı olmuyor. Tek damarı tıkalı olduğu halde hiçbir şikâyeti olmayan hastaların olduğu araştırmalar, bu kişilere by-pass veya stent uygulamanın da yararı olmadığını gösteriyor. Ancak efor testi sırasında hastada ilk dakikalarda EKG değişiklikleri, göğüs ağrısı, tansiyon düşmesi gibi belirtiler olursa, by-pass ya da stent uygulanmasında yarar görülüyor. Ayrıca kalp adalesinin damar tıkanıklıklarına bağlı olarak zayıflaması ya da görüntüleme yöntemlerinde kalpteki damarlardan kan geçişinin az olmasının saptanması halinde de yapılan girişimin yararlı olduğu belirtiliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SORUNLARI NASIL AZALTABİLİRSİNİZ?</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">&#9674; Sigarayı kesmek, alkolü azaltmak, düzenli egzersiz yapmak ve 6 - 7 saat uyumak yüzde 35<br />
&#9674; Balık ve sızma zeytinyağı tüketimine ağırlık vermek, Akdeniz diyeti uygulamak yüzde 25<br />
&#9674; Karbonhidrat denilen rafinerize şekerli unlu gıdalar ile işlenmiş fazla pişirilmiş hayvansal gıda tüketimini azaltmak yüzde 30<br />
&#9674; Kan basıncını normal düzeyde tutmak yüzde 20<br />
&#9674; Stresle baş etme yolları ve hobiler bulmak yüzde 10<br />
&#9674; Kandaki D vitamini düzeyini normal sınırlarda tutmak yüzde 10<br />
&#9674; Varsa fazla kiloları vererek göbeklilik oranını düşürmek yüzde 10</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
DÜZENLİ SPOR DAMAR SERTLİĞİNİ ÖNLÜYOR</span><br />
<br />
2004 yılında saygın ABD dergisi &#8220;Circulation&#8217;da&#8221; yayımlanan ve Almanya Leipzig Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir çalışmada, egzersizin; göğüs ağrısız yürüme mesafesi, kalp adalesine kan yayılımında artış, kalp krizi ve kalbe bağlı ölüm, inme, by-pass olma mecburiyeti, ağrıda ve hastaneye yatış ihtiyacında artış gibi unsurlar dikkate alındığında balon-stent tedavisine üstün olduğu gösteriliyor. Çalışma, önce 12 aylık süreyle 101 erkek hasta üzerinde günlük 20 dakikalık bisiklet egzersizi şeklinde uygulanıyor ve 12 aylık takip sonuçları yayımlanıyor.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
EGZERSİZİN ÜSTÜNLÜĞÜ<br />
</span><br />
2006&#8217;da 4 yıllık sonuçlar yine aynı dergide yayımlanıyor. Bu süre içerisinde balon-stent uygulaması yapılan hastalarda kalple ilgili 44 sorun saptanmışken, egzersiz grubunda bu sayının 23 olduğu görülüyor. Olaysız sağ kalım oranı ise balon-stent grubunda birinci yılda yüzde 70, dördüncü yılda yüzde 50 iken, egzersiz grubunda birinci yılda yüzde 88, dördüncü yılda ise yüzde 70 olarak belirleniyor. Bu durum egzersizin üstünlüğünün zamanla da devam ettiğini gösteriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SADECE DARLIĞI DÜZELTİYOR</span><br />
<br />
Dr. Şamilgil, &#8220;Stentler sadece kondukları noktadaki darlığı düzeltiyor, egzersiz (ve yaşam tarzı değişiklikleri) ise damarın diğer kısımlarındaki damar sertliğinin ilerlemesini yavaşlatıp durdurarak yeni yan dalların gelişmesini sağlamaya yarayarak damar genişletici, iltihap giderici ve kan sulandırıcı maddelerin üretimini arttırıyor&#8221; diyor.<br />
<br />
alıntı : beyazgazete]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://images.beyazgazete.com/haber/resim/kolesterol-ilaclarini-kullanmayin-demek-cinayetle-esdeger.jpg" border="0" alt="[Resim: kolesterol-ilaclarini-kullanmayin-demek-...sdeger.jpg]" /><br />
<br />
Egzersiz, stent tedavisinden daha iyi sonuç veriyor<br />
"Günde 20 dakikalık egzersiz kalp-damar sorunlarının azaltılmasında balon-stent tedavisinden daha etkili."<br />
<br />
Dünyada saygın üniversitelerin yaptığı araştırmalar, günde 20 dakikalık egzersizin kalp-damar sorunlarının azaltılmasında balon-stent tedavisinden daha etkili olduğunu gösteriyor<br />
<br />
Bazı araştırmalar, egzersiz yapmanın balon-stent tedavisinden daha üstün olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, günde 20 dakika bisiklet egzersizi yapan hastalarda kalple ilgili sorunlara, balon-stent takılanlara oranla daha az rastlanıyor.<br />
<br />
Uzm. Dr. Özgür Şamilgil, &#8220;Günümüzde hastaların büyük bölümüne balon ve stent uygulaması birlikte yapılıyor ve ileri derecede darlık bulunup başlangıç kısmından daralma olan büyük damarlara sıklıkla stent takılıyor&#8221; diyor. Kriterlerin uygun olduğu hastalarda riskfayda oranı by-pass cerrahisine göre daha iyi ise stent tercih ediliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">GEREKSİZ TAKILIYOR</span><br />
<br />
Hangi uygulamanın yapılacağına, hastanın mevcut hastalıkları, yaşı ve diğer kalp damarlarının durumları değerlendirilerek karar veriliyor. İleri koroner damar darlıkları olan hastaların yaklaşık üçte birinden fazlasına balon - stent işlemi uygulanabiliyor. Şamilgil, normal stent takılan yaklaşık 5-6, ilaç kaplı stent takılan her 20 kişiden 1&#8217;inin damarında tekrar daralma olabileceğini söylüyor. Stentin en yararlı olduğu durumun, ani kalp krizi esnasında tıkanan damarın açılması olduğu belirtiliyor. Bu durum, hayat kurtarıcı olarak görülüyor ve ileride gelişebilecek kalp yetersizliği ve ritim bozukluğu gibi sorunları engelleyebiliyor. Dünyada yılda bir milyonun üzerinde stent kullanılırken (bir kişiye birkaç tane takılabiliyor) bunun yüzde 37&#8217;si ABD&#8217;deki hastalara takılıyor. Bu konuda dünyadaki yıllık pazar payının 6.4 milyar dolar olduğunu söyleyen Şamilgil, bu meblağın her yıl yüzde 6.6 civarında büyüme ile 2016 - 2017 yılları arasında 8.2 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini söylüyor. Şamilgil&#8217;e göre, dünyada ve Türkiye&#8217;de herhangi bir şikâyeti olmayan veya yapılan kalp testlerinde damar tıkanıklığına ait önemli bulguları bulunmayan kişilere check-up sırasında anjiyo yapılarak gereksiz stent uygulanabiliyor. Dr. Şamilgil, yakın zamanda ABD&#8217;de bir doktorun bu konuda görevini kötüye kullanmaktan 8 yıl hapis cezası aldığına dikkat çekiyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">STENT NE ZAMAN GEREKLİ?</span><br />
<br />
Yapılan bir çalışmada kalp krizinin ilk saatlerindeki anjiyo ile tıkalı damarı balon-stent ile açmanın çok büyük yararı bulunurken, krizin 3. gününden sonra anjiyo yapılan hastalara stent takmanın yararı olmuyor. Tek damarı tıkalı olduğu halde hiçbir şikâyeti olmayan hastaların olduğu araştırmalar, bu kişilere by-pass veya stent uygulamanın da yararı olmadığını gösteriyor. Ancak efor testi sırasında hastada ilk dakikalarda EKG değişiklikleri, göğüs ağrısı, tansiyon düşmesi gibi belirtiler olursa, by-pass ya da stent uygulanmasında yarar görülüyor. Ayrıca kalp adalesinin damar tıkanıklıklarına bağlı olarak zayıflaması ya da görüntüleme yöntemlerinde kalpteki damarlardan kan geçişinin az olmasının saptanması halinde de yapılan girişimin yararlı olduğu belirtiliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SORUNLARI NASIL AZALTABİLİRSİNİZ?</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">&#9674; Sigarayı kesmek, alkolü azaltmak, düzenli egzersiz yapmak ve 6 - 7 saat uyumak yüzde 35<br />
&#9674; Balık ve sızma zeytinyağı tüketimine ağırlık vermek, Akdeniz diyeti uygulamak yüzde 25<br />
&#9674; Karbonhidrat denilen rafinerize şekerli unlu gıdalar ile işlenmiş fazla pişirilmiş hayvansal gıda tüketimini azaltmak yüzde 30<br />
&#9674; Kan basıncını normal düzeyde tutmak yüzde 20<br />
&#9674; Stresle baş etme yolları ve hobiler bulmak yüzde 10<br />
&#9674; Kandaki D vitamini düzeyini normal sınırlarda tutmak yüzde 10<br />
&#9674; Varsa fazla kiloları vererek göbeklilik oranını düşürmek yüzde 10</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
DÜZENLİ SPOR DAMAR SERTLİĞİNİ ÖNLÜYOR</span><br />
<br />
2004 yılında saygın ABD dergisi &#8220;Circulation&#8217;da&#8221; yayımlanan ve Almanya Leipzig Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir çalışmada, egzersizin; göğüs ağrısız yürüme mesafesi, kalp adalesine kan yayılımında artış, kalp krizi ve kalbe bağlı ölüm, inme, by-pass olma mecburiyeti, ağrıda ve hastaneye yatış ihtiyacında artış gibi unsurlar dikkate alındığında balon-stent tedavisine üstün olduğu gösteriliyor. Çalışma, önce 12 aylık süreyle 101 erkek hasta üzerinde günlük 20 dakikalık bisiklet egzersizi şeklinde uygulanıyor ve 12 aylık takip sonuçları yayımlanıyor.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
EGZERSİZİN ÜSTÜNLÜĞÜ<br />
</span><br />
2006&#8217;da 4 yıllık sonuçlar yine aynı dergide yayımlanıyor. Bu süre içerisinde balon-stent uygulaması yapılan hastalarda kalple ilgili 44 sorun saptanmışken, egzersiz grubunda bu sayının 23 olduğu görülüyor. Olaysız sağ kalım oranı ise balon-stent grubunda birinci yılda yüzde 70, dördüncü yılda yüzde 50 iken, egzersiz grubunda birinci yılda yüzde 88, dördüncü yılda ise yüzde 70 olarak belirleniyor. Bu durum egzersizin üstünlüğünün zamanla da devam ettiğini gösteriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SADECE DARLIĞI DÜZELTİYOR</span><br />
<br />
Dr. Şamilgil, &#8220;Stentler sadece kondukları noktadaki darlığı düzeltiyor, egzersiz (ve yaşam tarzı değişiklikleri) ise damarın diğer kısımlarındaki damar sertliğinin ilerlemesini yavaşlatıp durdurarak yeni yan dalların gelişmesini sağlamaya yarayarak damar genişletici, iltihap giderici ve kan sulandırıcı maddelerin üretimini arttırıyor&#8221; diyor.<br />
<br />
alıntı : beyazgazete]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Diyaliz hastasına psikolojik destek şart]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2745</link>
			<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 22:28:07 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2745</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Diyaliz nedeniyle işini, okulunu, sosyal çevresini kaybedenler, bu durumla baş etmekte zaman zaman zorlanıyor. Böbrek nakli olan hastalar ise kavuştukları bağımsız hayata ilk bir yıl uyum zorluğu yaşayabiliyo</span>r<br />
<br />
<img src="http://www.ekonomi-haber.com/images/news/2011-11-02-diyaliz-hastasina-psikolojik-destek-sart.jpg" border="0" alt="[Resim: 2011-11-02-diyaliz-hastasina-psikolojik-destek-sart.jpg&#93;" /><br />
<br />
Böbrek yetmezliği; hem diyaliz hem de nakil sürecinde hastaların birçok psikolojik sorun yaşamasına neden olabiliyor. Diyaliz hastalarının, nakil olanların ve hasta yakınlarının; gerektiği zaman psikolojik destek almaktan çekinmemeleri gerekiyor.<br />
<br />
Nakil konusunda bilgili olmak, diyaliz sürecinde uğraşlar edinmek, aileden destek almak ya da nakil sonrası sosyalleşmek gibi alınacak bazı önlemler bu süreci daha kolay atlatmada yardımcı olabiliyor.<br />
<br />
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son dönem organ yetmezliği hastaları katlanarak artıyor. Türkiye'de 60.000&#65533;den fazla diyaliz hastası var. Bu hastaların binlercesi kendileri için sağlıklı hayatın anahtarı olan böbrek naklini umutla bekliyor. Gerek diyaliz sürecinde, gerek organ bekleme gerekse organ nakli sonrasında bu hastaların birçok psikolojik sorunla boğuşmak zorunda kaldıklarını belirten Klinik Psikolog Zeren Okçuoğlu Kadıoğlu, böbrek hastalarının psikolojik durumuyla ilgili şunları söylüyor:<br />
<br />
&#65533;Böbrek naklinin amacı yalnızca böbreğin işlevlerini düzeltmek değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini de iyileştirmektir. Organ naklinin, kronik böbrek yetmezliğinde iyi rehabilitasyon sağladığı, hastalar için doyurucu ve üretken bir yaşam oluşturduğu, diyalize göre ruhsal açıdan daha olumlu etkileri olduğu ve hastaların yaşam kalitesini arttırdığı görülmüştür. Diyaliz sürecinde ise çoğu hastanın gündelik yaşamının etkilendiği, işlerini bırakmak, okullarına ara vermek durumunda kalan hastalar olduğu bilinmektedir. Nakil olmadan önce hastalar diyalize bağlı bir hayat sürmek zorunda kaldıkları için; nakil sonrasında nakledilen böbrek, kişiyi &#65533;bağımsız kılan&#65533; bir organ olarak görülebilir.&#65533;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">BAĞIMSIZLIĞIN ANAHTARI ORGAN NAKLİ</span><br />
<br />
Böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girmesi gerektiğinde hasta yeni bir yaşam tarzına uyum sağlamak zorunda kalıyor. Diyaliz hastalarının yaşadığı sorunlar; maddi ve mesleki kayıplardan, sosyal etkinliklerde bozulmaya, aile ve arkadaşlardan uzaklaşmaya ve sağlığın belirsizliğine kadar uzanabiliyor. Kadıoğlu, &#65533;Gündelik etkinliklerde meydana gelen bu değişimlere hastanın tıbbi durumunun ciddiyeti de eklendiğinde çoğu hastanın psikolojik zorlanmalar yaşadığı görülmektedir. Bazı nakil hastaları için böbrek naklini takip eden ilk üç ay yoğun ilaç tedavisi, tedaviye uyum süreci gibi nedenler dolayısıyla zorlu geçse de; özellikle birinci sene sonunda diyaliz dönemine göre hastalar, fiziksel olduğu kadar psikolojik yönden de olumlu gelişim gösterirler. Organ nakli olan kişiler kendi gücünü yeniden kazanır, sosyal ve fiziksel etkinlikleri iyileşir&#65533; diye konuşuyor.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
UYUM SORUNU TEDAVİNİZİ AKSATMASIN!</span><br />
<br />
Kadıoğlu, organ nakli hastalarında psikolojik durumu göz önünde bulundurmanın neden önemli olduğunu ise şöyle anlatıyor: Organ nakli olacak ve olmuş hastalara bakıldığında, çoğunun nakil öncesi kronik hastalıkla mücadele etmelerine bağlı olarak psikolojik anlamda ciddi zorluklar yaşamış olduğu görülmektedir. Öncelikle hayati bir organın işlevinin kaybı ve tanının söylenme süreci çoğu hasta için oldukça stresli geçmektedir. Organ nakline karar verildiğinde nakil hakkında bilgi almak, nakil operasyonunu beklemek ve hazırlanmak, nakil olmak ve nakil sonrası iyileşme dönemi de bazı hastalarda psikolojik zorlanmalara neden olabilmektedir.<br />
<br />
Nakil sonrasında ise organın yeniden işlevine başlaması, hastaneden çıkış ve hastane dışı hayatın yeniden başlaması, perhiz ve ilaç tedavisine uyum ve nakil sonrası kontrol muayeneleri hastaların çoğu için yeni bir uyum süreci gerektirmektedir. Nakil sonrası psikolojik yönden sıkıntısı olan hastaların tedaviye uyumları da iyi olmayabiliyor, ilaç tedavilerini aksatmaya ve sağlıklarına yeterli özeni göstermemeye başlayabiliyor. Bunun sonucunda nakledilen organın işleyişi de olumsuz etkilenebiliyor. Bu nedenlerle nakil olacak ve olmuş olan hastaların ve yakınlarının psikolojik takibi önem taşımaktadır&#65533;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">BÖBREK ALDIM DİYE SUÇLULUK DUYMAYIN</span><br />
<br />
Özellikle aile içi nakillerde, aile ilişkileri ve akrabalık konuları ön planda olmaktadır. Yapılan bazı araştırmalar; bir hastanın aile içinden nakil olmaya karar verdiğinde, kadavradan nakilden farklı olarak bir aile yakınına zarar vermekten dolayı suçluluk ve sıkıntı hissedebileceğini belirtmişlerdir. Hastanın vericisi önceden ilişkilerinin çatışmalı olduğu bir kişiyse, nakil sonrası hastanın psikolojik açıdan sıkıntılar yaşayabileceği görülmüştür. Nakil öncesinde alıcı-verici arasındaki ilişki olumlu ve çatışmalı değilken, naklin daha başarılı olduğu ve nakledilen organın çabuk bütünleşme gösterdiği bildirilmiştir. Aile içi vericisi olduğu halde özellikle kadavradan nakil olmak isteyenler ise sevdikleri birisine zarar gelmesinden ve nakil sonrasında vericiyle olan ilişkilerinde sorunlar var olmasından endişe duymaktadırlar.<br />
<br />
Eşinden böbrek nakli olmuş hastalarla yaptığımız bir çalışmanın sonuçlarına göre; eşlerin psikolojik durumlarının organ nakli sonrası birbirlerini etkilediği görülmüştür. Örneğin; verici olan eşin depresif bir bozukluğu varsa alıcının da depresyonda olma olasılığı yüksektir. Bu nedenle vericilerin de nakil sonrası alıcılar gibi psikolojik destek almaları; hem kendi ruhsal sağlıkları açısından hem de alıcılarının psikolojik durumları açısından önemlidir.&#65533;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">NAKİL KARAKTERİ DEĞİŞTİRMEZ</span><br />
<br />
Bilimsel açıdan organ nakli olmuş hastaların kişilik yapılarının değiştiğini gösteren bir çalışma bulunmadığını belirten Klinik Psikolog Zeren Okçuoğlu Kadıoğlu, &#65533;Bazı hastalar vericileriyle özdeşim kurarak nakil sonrasında ona benzediklerini, onun özelliklerine sahip olmaya başladıklarını düşünmektedirler2 diyor ve şöyle devam ediyor:<br />
<br />
&#65533;Nakledilen organın vericinin özelliklerini alıcıya iletmesi gibi bir durum bilimsel açıdan mümkün değildir. Bu şekilde bir algısı olan alıcıların vericileriyle olan ilişkilerinin dinamiği incelenmelidir. Bazen vericinin organını bağışlamasına karşı olan minnet ve suçluluk duyguları da vericiyle benzeşmesi, onun gibi olması gerektiğini hissetmesine yol açıyor olabilir. Ayrıca beden ve kimlik algısı çok sağlam olmayan bazı alıcılarda da bu gibi düşüncelerin ortaya çıktığı görülebilmektedir. Nakil sonrası kişisel özelliklerin değişmesine neden olabilecek bir diğer neden ise organ nakli öncesinde hayatlarını tehlikeye sokan ciddi bir hastalık dönemi atlatmış olan hastaların nakil sonrasında bazı kişisel özelliklerini terk etme ve hayatlarında yeni bir başlangıç yapma istekleri olabilir. Bu nedenle sevmedikleri ya da kişisel olarak zarar gördüklerini, olumsuz etkilendiklerini düşündükleri bir takım davranış biçimlerini, yaşam tarzlarını değiştirebilmektedirler. Bu şekilde &#65533;yeni organ yeni hayat&#65533; algısıyla bazı özelliklerini sil baştan değiştirme yoluna gidebilirler.&#65533;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">BİLGİLENEREK SORUNLARI AŞIN</span><br />
<br />
Geçmişte psikiyatrik rahatsızlığı olan hastaların bu tip sıkıntılara karşı daha hassas olduklarını hatırlatan Kadıoğlu, hastayı nakil konusunda bilgilendirmenin önemine değinerek şu önerilerde bulunuyor:<br />
<br />
&#65533;Nakille ilgili beklentiler genellikle çok yüksektir ve hasta organ naklinin olası sonuçlarını tam olarak anlayamamış olabilir. Bu gibi durumlarda süreçle ilgili memnuniyetsizlik daha belirgin olmaktadır. Bu nedenle her hastanın nakil öncesinde yeteri derecede bilgilendirilmiş olması ve nakil sonrası süreçle ilgili gerçekçi beklentilerinin olması; hastanın ileri dönemde şiddetli bir anksiyete sorunu yaşamaması açısından önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">DİYALİZ HASTALARINA TAVSİYELER</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">&#65533; UĞRAŞLAR EDİNİN:</span> Diyaliz hastaları maddi ve mesleki kayıplar yaşayabilirler, sosyal etkinlikleri bozulabilir, aile ve arkadaşlarından uzaklaşabilirler, sağlıkları belirsizlik içine girebilir. Bununla baş etmek için diyalize giren hastaların ruhsal olarak güçlenmeye ihtiyaçları vardır. İçlerinden gelmese bile kendilerini bir şeyler yapmaya zorlamak, mesleklerini bırakmış da olsalar hala işe yarıyor olduklarını görmek için bazı uğraşlar edinmek, arkadaş ve aile çevresinden uzaklaşmak yerine zamanının bir kısmını onlarla geçirmek, gelecekle ilgili amaçları ve umutları olması hayattan kopmamalarına yardımcı olacaktır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; AİLENİZDEN DESTEK ALIN: </span>Yeterli aile desteğinin olması, özellikle evli hastalarda eş desteğinin olması diyaliz hastalarının psikolojik olarak daha iyi hissetmelerini sağlamaktadır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; HASTALIĞINIZI İNKÂR ETMEYİN:</span> Bedensel belirtilerle birlikte görülen kaygılar diyalize giren bazı hastalarda inkâr davranışının, hastalığı kabul etmemenin oluşmasına neden olabilir. Hastalığı kabullenmemiş olmak tedavisini de geciktirir ve diyaliz hastalarının fiziksel olarak daha çok sıkıntı yaşamalarına neden olur.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; NAKİL KONUSUNDA BİLGİLENİN:</span> Kadavradan bağış ülkemizde yetersiz düzeyde olduğu için nakil olmak isteyen birçok diyaliz hastası için bu süreç psikolojik anlamda oldukça tüketici geçebilmektedir. Bu nedenle aile içinden canlı vericileri olduğunda bir organ nakli merkezine başvurarak gereken bilgileri almaları önerilmektedir. Verici aile içindense onu nakil sonrası yarım bırakacağı ile ilgili endişeler, nakil ekibi tarafından yapılan bilgilendirmeler sonucu çoğu zaman hafiflemektedir.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
BÖBREK NAKLİ OLANLARA ÖNERİLER<br />
<br />
&#65533; İLK AYLARDA STRES OLABİLİR:</span> Bazı hastaların nakil sonrasında da stres yaşadıkları görülebilmektedir. İlk aylarda öfke, depresyon, suçluluk, endişe, uyku sorunları, iştahta değişiklikler, dikkat eksikliği gibi belirtilere bazı nakil olmuş hastalarda rastlanabilir.  <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; İLAÇLAR DUYGUSAL YAPABİLİR: </span>Kendinizi daha duygusal hissetmenizin nedeni nakil sonrası kullanmaya başladığınız ilaçların yan etkisinden kaynaklanıyor olabilir.  <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; YARDIM ALMAKTAN KAÇINMAYIN:</span> Bazı hastalar nakil sonrası psikolojik olarak iyi hissetmediklerinde, sağlıklarına yeteri kadar dikkat etmeyebiliyor ve ilaçlarını düzenli kullanmayabiliyor. Böyle bir sorun ortaya çıktığında mutlaka organ nakli ekibi haberdar edilmeli ve bir ruh sağlığı uzmanından yardım alınmalıdır. Aksi takdirde ilaçların düzensiz kullanılmaya başlanması böbreğin yitirilmesine neden olabilir.  <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; STRATEJİLER ÜRETİN:</span> Nakil sonrası duygularınızla başa çıkmak için stratejiler üretmeniz önemlidir. Örneğin; düzenli egzersiz yapmak, enfeksiyon kapmayacağınız biçimde aileniz ve arkadaşlarınızla birlikte sosyal etkinliklere katılmak, diyetinize dikkat etmek, düzenli uyku uyumak, nasıl hissettiğinizi anlamaya çalışmak, çevrenizdekilerden gerektiğinde destek istemek, sizin gibi nakil olmuş kişilerle zaman zaman deneyimlerinizi paylaşmak ya da ihtiyaç hissettiğinizde bir ruh sağlığı uzmanından yardım almak kendinize yardımcı olmanız açısından önemlidir.<br />
<br />
Alıntı : Posta.com.tr]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Diyaliz nedeniyle işini, okulunu, sosyal çevresini kaybedenler, bu durumla baş etmekte zaman zaman zorlanıyor. Böbrek nakli olan hastalar ise kavuştukları bağımsız hayata ilk bir yıl uyum zorluğu yaşayabiliyo</span>r<br />
<br />
<img src="http://www.ekonomi-haber.com/images/news/2011-11-02-diyaliz-hastasina-psikolojik-destek-sart.jpg" border="0" alt="[Resim: 2011-11-02-diyaliz-hastasina-psikolojik-destek-sart.jpg]" /><br />
<br />
Böbrek yetmezliği; hem diyaliz hem de nakil sürecinde hastaların birçok psikolojik sorun yaşamasına neden olabiliyor. Diyaliz hastalarının, nakil olanların ve hasta yakınlarının; gerektiği zaman psikolojik destek almaktan çekinmemeleri gerekiyor.<br />
<br />
Nakil konusunda bilgili olmak, diyaliz sürecinde uğraşlar edinmek, aileden destek almak ya da nakil sonrası sosyalleşmek gibi alınacak bazı önlemler bu süreci daha kolay atlatmada yardımcı olabiliyor.<br />
<br />
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son dönem organ yetmezliği hastaları katlanarak artıyor. Türkiye'de 60.000&#65533;den fazla diyaliz hastası var. Bu hastaların binlercesi kendileri için sağlıklı hayatın anahtarı olan böbrek naklini umutla bekliyor. Gerek diyaliz sürecinde, gerek organ bekleme gerekse organ nakli sonrasında bu hastaların birçok psikolojik sorunla boğuşmak zorunda kaldıklarını belirten Klinik Psikolog Zeren Okçuoğlu Kadıoğlu, böbrek hastalarının psikolojik durumuyla ilgili şunları söylüyor:<br />
<br />
&#65533;Böbrek naklinin amacı yalnızca böbreğin işlevlerini düzeltmek değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini de iyileştirmektir. Organ naklinin, kronik böbrek yetmezliğinde iyi rehabilitasyon sağladığı, hastalar için doyurucu ve üretken bir yaşam oluşturduğu, diyalize göre ruhsal açıdan daha olumlu etkileri olduğu ve hastaların yaşam kalitesini arttırdığı görülmüştür. Diyaliz sürecinde ise çoğu hastanın gündelik yaşamının etkilendiği, işlerini bırakmak, okullarına ara vermek durumunda kalan hastalar olduğu bilinmektedir. Nakil olmadan önce hastalar diyalize bağlı bir hayat sürmek zorunda kaldıkları için; nakil sonrasında nakledilen böbrek, kişiyi &#65533;bağımsız kılan&#65533; bir organ olarak görülebilir.&#65533;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">BAĞIMSIZLIĞIN ANAHTARI ORGAN NAKLİ</span><br />
<br />
Böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girmesi gerektiğinde hasta yeni bir yaşam tarzına uyum sağlamak zorunda kalıyor. Diyaliz hastalarının yaşadığı sorunlar; maddi ve mesleki kayıplardan, sosyal etkinliklerde bozulmaya, aile ve arkadaşlardan uzaklaşmaya ve sağlığın belirsizliğine kadar uzanabiliyor. Kadıoğlu, &#65533;Gündelik etkinliklerde meydana gelen bu değişimlere hastanın tıbbi durumunun ciddiyeti de eklendiğinde çoğu hastanın psikolojik zorlanmalar yaşadığı görülmektedir. Bazı nakil hastaları için böbrek naklini takip eden ilk üç ay yoğun ilaç tedavisi, tedaviye uyum süreci gibi nedenler dolayısıyla zorlu geçse de; özellikle birinci sene sonunda diyaliz dönemine göre hastalar, fiziksel olduğu kadar psikolojik yönden de olumlu gelişim gösterirler. Organ nakli olan kişiler kendi gücünü yeniden kazanır, sosyal ve fiziksel etkinlikleri iyileşir&#65533; diye konuşuyor.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
UYUM SORUNU TEDAVİNİZİ AKSATMASIN!</span><br />
<br />
Kadıoğlu, organ nakli hastalarında psikolojik durumu göz önünde bulundurmanın neden önemli olduğunu ise şöyle anlatıyor: Organ nakli olacak ve olmuş hastalara bakıldığında, çoğunun nakil öncesi kronik hastalıkla mücadele etmelerine bağlı olarak psikolojik anlamda ciddi zorluklar yaşamış olduğu görülmektedir. Öncelikle hayati bir organın işlevinin kaybı ve tanının söylenme süreci çoğu hasta için oldukça stresli geçmektedir. Organ nakline karar verildiğinde nakil hakkında bilgi almak, nakil operasyonunu beklemek ve hazırlanmak, nakil olmak ve nakil sonrası iyileşme dönemi de bazı hastalarda psikolojik zorlanmalara neden olabilmektedir.<br />
<br />
Nakil sonrasında ise organın yeniden işlevine başlaması, hastaneden çıkış ve hastane dışı hayatın yeniden başlaması, perhiz ve ilaç tedavisine uyum ve nakil sonrası kontrol muayeneleri hastaların çoğu için yeni bir uyum süreci gerektirmektedir. Nakil sonrası psikolojik yönden sıkıntısı olan hastaların tedaviye uyumları da iyi olmayabiliyor, ilaç tedavilerini aksatmaya ve sağlıklarına yeterli özeni göstermemeye başlayabiliyor. Bunun sonucunda nakledilen organın işleyişi de olumsuz etkilenebiliyor. Bu nedenlerle nakil olacak ve olmuş olan hastaların ve yakınlarının psikolojik takibi önem taşımaktadır&#65533;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">BÖBREK ALDIM DİYE SUÇLULUK DUYMAYIN</span><br />
<br />
Özellikle aile içi nakillerde, aile ilişkileri ve akrabalık konuları ön planda olmaktadır. Yapılan bazı araştırmalar; bir hastanın aile içinden nakil olmaya karar verdiğinde, kadavradan nakilden farklı olarak bir aile yakınına zarar vermekten dolayı suçluluk ve sıkıntı hissedebileceğini belirtmişlerdir. Hastanın vericisi önceden ilişkilerinin çatışmalı olduğu bir kişiyse, nakil sonrası hastanın psikolojik açıdan sıkıntılar yaşayabileceği görülmüştür. Nakil öncesinde alıcı-verici arasındaki ilişki olumlu ve çatışmalı değilken, naklin daha başarılı olduğu ve nakledilen organın çabuk bütünleşme gösterdiği bildirilmiştir. Aile içi vericisi olduğu halde özellikle kadavradan nakil olmak isteyenler ise sevdikleri birisine zarar gelmesinden ve nakil sonrasında vericiyle olan ilişkilerinde sorunlar var olmasından endişe duymaktadırlar.<br />
<br />
Eşinden böbrek nakli olmuş hastalarla yaptığımız bir çalışmanın sonuçlarına göre; eşlerin psikolojik durumlarının organ nakli sonrası birbirlerini etkilediği görülmüştür. Örneğin; verici olan eşin depresif bir bozukluğu varsa alıcının da depresyonda olma olasılığı yüksektir. Bu nedenle vericilerin de nakil sonrası alıcılar gibi psikolojik destek almaları; hem kendi ruhsal sağlıkları açısından hem de alıcılarının psikolojik durumları açısından önemlidir.&#65533;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">NAKİL KARAKTERİ DEĞİŞTİRMEZ</span><br />
<br />
Bilimsel açıdan organ nakli olmuş hastaların kişilik yapılarının değiştiğini gösteren bir çalışma bulunmadığını belirten Klinik Psikolog Zeren Okçuoğlu Kadıoğlu, &#65533;Bazı hastalar vericileriyle özdeşim kurarak nakil sonrasında ona benzediklerini, onun özelliklerine sahip olmaya başladıklarını düşünmektedirler2 diyor ve şöyle devam ediyor:<br />
<br />
&#65533;Nakledilen organın vericinin özelliklerini alıcıya iletmesi gibi bir durum bilimsel açıdan mümkün değildir. Bu şekilde bir algısı olan alıcıların vericileriyle olan ilişkilerinin dinamiği incelenmelidir. Bazen vericinin organını bağışlamasına karşı olan minnet ve suçluluk duyguları da vericiyle benzeşmesi, onun gibi olması gerektiğini hissetmesine yol açıyor olabilir. Ayrıca beden ve kimlik algısı çok sağlam olmayan bazı alıcılarda da bu gibi düşüncelerin ortaya çıktığı görülebilmektedir. Nakil sonrası kişisel özelliklerin değişmesine neden olabilecek bir diğer neden ise organ nakli öncesinde hayatlarını tehlikeye sokan ciddi bir hastalık dönemi atlatmış olan hastaların nakil sonrasında bazı kişisel özelliklerini terk etme ve hayatlarında yeni bir başlangıç yapma istekleri olabilir. Bu nedenle sevmedikleri ya da kişisel olarak zarar gördüklerini, olumsuz etkilendiklerini düşündükleri bir takım davranış biçimlerini, yaşam tarzlarını değiştirebilmektedirler. Bu şekilde &#65533;yeni organ yeni hayat&#65533; algısıyla bazı özelliklerini sil baştan değiştirme yoluna gidebilirler.&#65533;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">BİLGİLENEREK SORUNLARI AŞIN</span><br />
<br />
Geçmişte psikiyatrik rahatsızlığı olan hastaların bu tip sıkıntılara karşı daha hassas olduklarını hatırlatan Kadıoğlu, hastayı nakil konusunda bilgilendirmenin önemine değinerek şu önerilerde bulunuyor:<br />
<br />
&#65533;Nakille ilgili beklentiler genellikle çok yüksektir ve hasta organ naklinin olası sonuçlarını tam olarak anlayamamış olabilir. Bu gibi durumlarda süreçle ilgili memnuniyetsizlik daha belirgin olmaktadır. Bu nedenle her hastanın nakil öncesinde yeteri derecede bilgilendirilmiş olması ve nakil sonrası süreçle ilgili gerçekçi beklentilerinin olması; hastanın ileri dönemde şiddetli bir anksiyete sorunu yaşamaması açısından önemlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">DİYALİZ HASTALARINA TAVSİYELER</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">&#65533; UĞRAŞLAR EDİNİN:</span> Diyaliz hastaları maddi ve mesleki kayıplar yaşayabilirler, sosyal etkinlikleri bozulabilir, aile ve arkadaşlarından uzaklaşabilirler, sağlıkları belirsizlik içine girebilir. Bununla baş etmek için diyalize giren hastaların ruhsal olarak güçlenmeye ihtiyaçları vardır. İçlerinden gelmese bile kendilerini bir şeyler yapmaya zorlamak, mesleklerini bırakmış da olsalar hala işe yarıyor olduklarını görmek için bazı uğraşlar edinmek, arkadaş ve aile çevresinden uzaklaşmak yerine zamanının bir kısmını onlarla geçirmek, gelecekle ilgili amaçları ve umutları olması hayattan kopmamalarına yardımcı olacaktır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; AİLENİZDEN DESTEK ALIN: </span>Yeterli aile desteğinin olması, özellikle evli hastalarda eş desteğinin olması diyaliz hastalarının psikolojik olarak daha iyi hissetmelerini sağlamaktadır.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; HASTALIĞINIZI İNKÂR ETMEYİN:</span> Bedensel belirtilerle birlikte görülen kaygılar diyalize giren bazı hastalarda inkâr davranışının, hastalığı kabul etmemenin oluşmasına neden olabilir. Hastalığı kabullenmemiş olmak tedavisini de geciktirir ve diyaliz hastalarının fiziksel olarak daha çok sıkıntı yaşamalarına neden olur.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; NAKİL KONUSUNDA BİLGİLENİN:</span> Kadavradan bağış ülkemizde yetersiz düzeyde olduğu için nakil olmak isteyen birçok diyaliz hastası için bu süreç psikolojik anlamda oldukça tüketici geçebilmektedir. Bu nedenle aile içinden canlı vericileri olduğunda bir organ nakli merkezine başvurarak gereken bilgileri almaları önerilmektedir. Verici aile içindense onu nakil sonrası yarım bırakacağı ile ilgili endişeler, nakil ekibi tarafından yapılan bilgilendirmeler sonucu çoğu zaman hafiflemektedir.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
BÖBREK NAKLİ OLANLARA ÖNERİLER<br />
<br />
&#65533; İLK AYLARDA STRES OLABİLİR:</span> Bazı hastaların nakil sonrasında da stres yaşadıkları görülebilmektedir. İlk aylarda öfke, depresyon, suçluluk, endişe, uyku sorunları, iştahta değişiklikler, dikkat eksikliği gibi belirtilere bazı nakil olmuş hastalarda rastlanabilir.  <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; İLAÇLAR DUYGUSAL YAPABİLİR: </span>Kendinizi daha duygusal hissetmenizin nedeni nakil sonrası kullanmaya başladığınız ilaçların yan etkisinden kaynaklanıyor olabilir.  <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; YARDIM ALMAKTAN KAÇINMAYIN:</span> Bazı hastalar nakil sonrası psikolojik olarak iyi hissetmediklerinde, sağlıklarına yeteri kadar dikkat etmeyebiliyor ve ilaçlarını düzenli kullanmayabiliyor. Böyle bir sorun ortaya çıktığında mutlaka organ nakli ekibi haberdar edilmeli ve bir ruh sağlığı uzmanından yardım alınmalıdır. Aksi takdirde ilaçların düzensiz kullanılmaya başlanması böbreğin yitirilmesine neden olabilir.  <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
&#65533; STRATEJİLER ÜRETİN:</span> Nakil sonrası duygularınızla başa çıkmak için stratejiler üretmeniz önemlidir. Örneğin; düzenli egzersiz yapmak, enfeksiyon kapmayacağınız biçimde aileniz ve arkadaşlarınızla birlikte sosyal etkinliklere katılmak, diyetinize dikkat etmek, düzenli uyku uyumak, nasıl hissettiğinizi anlamaya çalışmak, çevrenizdekilerden gerektiğinde destek istemek, sizin gibi nakil olmuş kişilerle zaman zaman deneyimlerinizi paylaşmak ya da ihtiyaç hissettiğinizde bir ruh sağlığı uzmanından yardım almak kendinize yardımcı olmanız açısından önemlidir.<br />
<br />
Alıntı : Posta.com.tr]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şahika Ercumen'in Zaferi]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2744</link>
			<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 21:49:45 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2744</guid>
			<description><![CDATA[7 yaşına kadar ilaçlarla yaşamak zorunda kalan Şahika Ercümen'in İnanılmaz zaferi<br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/USr0vIa4XW4' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/USr0vIa4XW4' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<br />
<img src="http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcREqqqGRmAdGvmFjoo2mEn41GXMUlYFw9iSFXEBm2JnftJqa2lU" border="0" alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcREqqqGRmAdGvmFjoo2mEn...JnftJqa2lU&#93;" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">16 ocak 1985 tarihinde Canakkale'de dünyaya gelmis Serbest Dalis Türkiye rekortmeni ve su alti hokey takimi oyuncusu Türk sporcu. Cocuklugunda alerjik astim teshisi konuldu ve yillarca asi tedavisi gördü.Buna ragmen ilkokulda Basketbol takimindaydi ve antremanlara katilmaya calisarak bir yandan moralini daima yüksek tutmaya calisti. Yasadigi saglik sorunlari onu hayata küstürmedi ve cok büyük efor ve caba sarfederek büyük basarilara imza atti ve bu sekilde bircok engel sahibi insana örnek oldu. </span>Ilk defa ortaokula gectiginde icindeki su sevdasinin farkina vardi ve bu alanda kendisini ilerletmeye karar verdi. Sualti Rugbysi ve scuba dalis programlarina Canakkalede basladi.1 ay içinde takım ile beraber Türkiye Şampiyonalarına katılmaya başladı ve diğer senelerde takım kaptanı olarak Türkiye Şampiyonaları’na iştirak etti.Ilerleyen seneler icinde içinde sualtı hokeyi branşında milli takıma seçildi. Ayrıca o senelerde Çanakkale’de havuz olmadığından bu havuz branşında milli takıma seçilmek imkansız gibi bir şeydi, ancak tüm kış kar yağarken bile Çanakkale Sualtı Takımı ile antrenman yaparak emeklerinin karsiligini almis oldu. O yıllarda sualtı hokeyi, sualtı rugbisi ve sualtı navigasyonu branşlarında milli takımda idi ancak serbest dalış için yaşı 18’i tutmadığından resmi olarak yarışmalara katılamıyordu. 2003 yılından itibaren serbest dalış yarışmalarına katıldı ancak serbest dalışı daha profesyonelce yapmaya ilk defa katıldığı 2006 yılında İspanya/ Tenerife’de yapılan Dünya Şampiyonası’nda bayanlardan en iyi dereceyi elde edip Türkiye rekoru kırdıktan sonra karar verdi. İlk defa katıldığı yarışmada Türkiye Rekoru kırmak bu branşa yöneldiğinde daha da başarılı olabileceğini anlamasini sağladı. Ayrıca yaptığı düzenli antrenmanlar ve nefes egzersizleri sayesinde astımı yendiğini de belirtmektedir. Halihazirda Istanbulda bir dalgic egitim merkezinde serbest dalis dersleri vermektedir.<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.sahikaercumen.com" target="_blank">http://www.sahikaercumen.com</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[7 yaşına kadar ilaçlarla yaşamak zorunda kalan Şahika Ercümen'in İnanılmaz zaferi<br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/USr0vIa4XW4' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/USr0vIa4XW4' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<br />
<img src="http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcREqqqGRmAdGvmFjoo2mEn41GXMUlYFw9iSFXEBm2JnftJqa2lU" border="0" alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcREqqqGRmAdGvmFjoo2mEn...JnftJqa2lU]" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">16 ocak 1985 tarihinde Canakkale'de dünyaya gelmis Serbest Dalis Türkiye rekortmeni ve su alti hokey takimi oyuncusu Türk sporcu. Cocuklugunda alerjik astim teshisi konuldu ve yillarca asi tedavisi gördü.Buna ragmen ilkokulda Basketbol takimindaydi ve antremanlara katilmaya calisarak bir yandan moralini daima yüksek tutmaya calisti. Yasadigi saglik sorunlari onu hayata küstürmedi ve cok büyük efor ve caba sarfederek büyük basarilara imza atti ve bu sekilde bircok engel sahibi insana örnek oldu. </span>Ilk defa ortaokula gectiginde icindeki su sevdasinin farkina vardi ve bu alanda kendisini ilerletmeye karar verdi. Sualti Rugbysi ve scuba dalis programlarina Canakkalede basladi.1 ay içinde takım ile beraber Türkiye Şampiyonalarına katılmaya başladı ve diğer senelerde takım kaptanı olarak Türkiye Şampiyonaları’na iştirak etti.Ilerleyen seneler icinde içinde sualtı hokeyi branşında milli takıma seçildi. Ayrıca o senelerde Çanakkale’de havuz olmadığından bu havuz branşında milli takıma seçilmek imkansız gibi bir şeydi, ancak tüm kış kar yağarken bile Çanakkale Sualtı Takımı ile antrenman yaparak emeklerinin karsiligini almis oldu. O yıllarda sualtı hokeyi, sualtı rugbisi ve sualtı navigasyonu branşlarında milli takımda idi ancak serbest dalış için yaşı 18’i tutmadığından resmi olarak yarışmalara katılamıyordu. 2003 yılından itibaren serbest dalış yarışmalarına katıldı ancak serbest dalışı daha profesyonelce yapmaya ilk defa katıldığı 2006 yılında İspanya/ Tenerife’de yapılan Dünya Şampiyonası’nda bayanlardan en iyi dereceyi elde edip Türkiye rekoru kırdıktan sonra karar verdi. İlk defa katıldığı yarışmada Türkiye Rekoru kırmak bu branşa yöneldiğinde daha da başarılı olabileceğini anlamasini sağladı. Ayrıca yaptığı düzenli antrenmanlar ve nefes egzersizleri sayesinde astımı yendiğini de belirtmektedir. Halihazirda Istanbulda bir dalgic egitim merkezinde serbest dalis dersleri vermektedir.<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.sahikaercumen.com" target="_blank">http://www.sahikaercumen.com</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bana şans dılegınn]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2743</link>
			<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 20:27:57 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2743</guid>
			<description><![CDATA[arkadaslar ben hasataneye yatıyorum sımdı aradılar dıyalıze hazırlık ıcın bana dua edın buna ıhtıyacım var  donusum muhtesem olacak<img src="http://www.gencdiyaliz.com/forum/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />)))]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[arkadaslar ben hasataneye yatıyorum sımdı aradılar dıyalıze hazırlık ıcın bana dua edın buna ıhtıyacım var  donusum muhtesem olacak<img src="http://www.gencdiyaliz.com/forum/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />)))]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gereksiz antibiyotik kullanımı alarm veriyor]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2742</link>
			<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 12:19:05 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2742</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/07/antibiyotikler.jpg" border="0" alt="[Resim: antibiyotikler.jpg&#93;" /><br />
<br />
Uzmanlardan, gereksiz antibiyotik kullanımının direnç gelişimine yol açmasının bazı hastalıkların tedavisini olumsuz etkilediği uyarısı geldi. Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü nedeniyle Sağlık Bakanlığı'nın düzenlediği toplantıda, uzmanlar gereksiz antibiyotik kullanımının zararlarına dikkati çekti.<br />
<br />
Toplantıda konuşan Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, gereksiz antibiyotik kullanımının direnç sorununu beraberinde getirdiğini, bunun, bakterilerin antibiyotik kullanıldığında bile üreyebilmeleri ve hastalık yapabilmeleri sonucunu doğurduğunu anlattı.<br />
<br />
Önlem alınmadığı takdirde basit bir enfeksiyonun dahi öldürücü olabileceğini ve antibiyotik öncesi çağa dönülebileceğini ifade eden Buzgan, Avrupa Birliği ülkelerinde her yıl 250 bin hastanın ciddi bir dirençli bakteriyel enfeksiyon sonucunda öldüğüne dikkati çekti.<br />
<br />
Direnç gelişiminin organ nakli ve kalça protezi ameliyatları ile birçok tanısal girişimleri de riske soktuğunu vurgulayan Buzgan, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması halinde direnç oranlarının düşürülebileceğini, bunu başaran ülkelerde umut verici gelişmeler olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Bu konuda halka ve sağlıkçılara görevler düştüğünü belirten Buzgan, doktor reçete etmedikçe antibiyotik kullanılmamasını, grip ya da nezle gibi viral enfeksiyonlarda bu ilaçların işe yaramadığının akıldan çıkarılmamasını önerdi.<br />
<br />
Hekimlerin de antibiyotikleri sadece gerekli olduğu ve tedavi protokollerinde belirtildiği hallerde reçete etmeleri gerektiğini ifade eden Buzgan, eczacıların ise antibiyotikleri reçetesiz satmamalarının büyük önem taşıdığını vurguladı.<br />
<br />
Buzgan, bu konuda veteriner hekimlere de görev düştüğünü, sağlıklı hayvanlara antibiyotik vermekten kaçınmaları gerektiğini sözlerine ekledi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">''Sadece hastayı değil, tüm toplumu etkiliyor''</span><br />
<br />
Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Mustafa Ertek de antibiyotik direncinin kaçınılmaz bir süreç olduğunu, ancak bu sürecin gereksiz antibiyotik kullanımının önlenmesiyle mümkün olduğunca uzatılabileceğini söyledi.<br />
<br />
Direnç gelişiminin sadece hastayı değil, aynı zamanda tüm toplumu olumsuz etkilediğine işaret eden Ertek, ''Türkiye'deki direnç oranları diğer ülkelerden yüksek. Antibiyotik kullanımı Avrupa ülkelerinde 4. sıradayken bizde ilk sırada yer alıyor. Bunun sonucu bize direnç olarak yansıyor'' diye konuştu.<br />
<br />
Veterinerlik ve tarım alanında da antibiyotik kullanımının yaygın olduğunu ifade eden Ertek, ''Buna karşı halkın ve hekimlerin işbirliğinin sağlanması çok önemli'' görüşünü dile getirdi.<br />
<br />
Türk Kulak, Burun, Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği temsilcisi Doç. Dr. Erol Keleş de sinüzitte gereksiz antibiyotik yazılmasının yaygın olduğunu belirterek, hekimlerin belirtileri iyi takip ederek bu ilacı reçete etmelerinin yerinde olacağını bildirdi.<br />
Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) temsilcisi Prof. Dr. Hürrem Bodur da en fazla antibiyotiğin üst solunum yolu ve viral enfeksiyonlarda yazıldığını belirterek, ''Avrupa'da antibiyotik reçetesiz yazılmıyor. Türkiye'de de bununla ilgili sıkı denetim getirilmelidir. Son 20 yıldır yeni antibiyotik geliştirilmiyor. Direnç gelişimi büyük bir sorun'' uyarısını dile getirdi.<br />
<br />
Milli Pediatri Derneği ile Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Derneği adına konuşan Prof. Dr. Ateş Kara ise Türkiye'de her yıl boğaz ağrısı ve ateş için 30 milyon antibiyotik reçetesi yazıldığını kaydederek, ''Hasta bize mutlak antibiyotik isteğiyle geliyor. Antibiyotik ateş düşürücü değildir'' dedi.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
''Komşunun ilacını kullanmayın''</span><br />
<br />
Toraks Derneği temsilcisi Prof. Dr. Tevfik Özlü de antibiyotik kullanımıyla ilgili toplumsal yanlışlara dikkati çekti.<br />
<br />
Toplumda komşunun ilacını kullanma, bir önceki hastalığın tedavisinde etkili olan aynı ilacı tekrar alma, el altında antibiyotik bulundurma, eczaneden antibiyotik edinme gibi yanlış alışkanlıkların yaygın olduğunu anlatan Özlü, ''Antibiyotik tezgah üstü satılacak bir ilaç değildir. Mutlaka reçeteyle verilmelidir'' diye konuştu.<br />
<br />
Özlü, antibiyotiklerin hastalık belirtileri kaybolsa bile kullanımına devam edilmesi, hekimin önerdiği süreden daha uzun kullanılmaması gerektiğini sözlerine ekledi.AA]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.saglik.im/wp-content/uploads/2008/07/antibiyotikler.jpg" border="0" alt="[Resim: antibiyotikler.jpg]" /><br />
<br />
Uzmanlardan, gereksiz antibiyotik kullanımının direnç gelişimine yol açmasının bazı hastalıkların tedavisini olumsuz etkilediği uyarısı geldi. Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü nedeniyle Sağlık Bakanlığı'nın düzenlediği toplantıda, uzmanlar gereksiz antibiyotik kullanımının zararlarına dikkati çekti.<br />
<br />
Toplantıda konuşan Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, gereksiz antibiyotik kullanımının direnç sorununu beraberinde getirdiğini, bunun, bakterilerin antibiyotik kullanıldığında bile üreyebilmeleri ve hastalık yapabilmeleri sonucunu doğurduğunu anlattı.<br />
<br />
Önlem alınmadığı takdirde basit bir enfeksiyonun dahi öldürücü olabileceğini ve antibiyotik öncesi çağa dönülebileceğini ifade eden Buzgan, Avrupa Birliği ülkelerinde her yıl 250 bin hastanın ciddi bir dirençli bakteriyel enfeksiyon sonucunda öldüğüne dikkati çekti.<br />
<br />
Direnç gelişiminin organ nakli ve kalça protezi ameliyatları ile birçok tanısal girişimleri de riske soktuğunu vurgulayan Buzgan, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması halinde direnç oranlarının düşürülebileceğini, bunu başaran ülkelerde umut verici gelişmeler olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Bu konuda halka ve sağlıkçılara görevler düştüğünü belirten Buzgan, doktor reçete etmedikçe antibiyotik kullanılmamasını, grip ya da nezle gibi viral enfeksiyonlarda bu ilaçların işe yaramadığının akıldan çıkarılmamasını önerdi.<br />
<br />
Hekimlerin de antibiyotikleri sadece gerekli olduğu ve tedavi protokollerinde belirtildiği hallerde reçete etmeleri gerektiğini ifade eden Buzgan, eczacıların ise antibiyotikleri reçetesiz satmamalarının büyük önem taşıdığını vurguladı.<br />
<br />
Buzgan, bu konuda veteriner hekimlere de görev düştüğünü, sağlıklı hayvanlara antibiyotik vermekten kaçınmaları gerektiğini sözlerine ekledi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">''Sadece hastayı değil, tüm toplumu etkiliyor''</span><br />
<br />
Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Mustafa Ertek de antibiyotik direncinin kaçınılmaz bir süreç olduğunu, ancak bu sürecin gereksiz antibiyotik kullanımının önlenmesiyle mümkün olduğunca uzatılabileceğini söyledi.<br />
<br />
Direnç gelişiminin sadece hastayı değil, aynı zamanda tüm toplumu olumsuz etkilediğine işaret eden Ertek, ''Türkiye'deki direnç oranları diğer ülkelerden yüksek. Antibiyotik kullanımı Avrupa ülkelerinde 4. sıradayken bizde ilk sırada yer alıyor. Bunun sonucu bize direnç olarak yansıyor'' diye konuştu.<br />
<br />
Veterinerlik ve tarım alanında da antibiyotik kullanımının yaygın olduğunu ifade eden Ertek, ''Buna karşı halkın ve hekimlerin işbirliğinin sağlanması çok önemli'' görüşünü dile getirdi.<br />
<br />
Türk Kulak, Burun, Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği temsilcisi Doç. Dr. Erol Keleş de sinüzitte gereksiz antibiyotik yazılmasının yaygın olduğunu belirterek, hekimlerin belirtileri iyi takip ederek bu ilacı reçete etmelerinin yerinde olacağını bildirdi.<br />
Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) temsilcisi Prof. Dr. Hürrem Bodur da en fazla antibiyotiğin üst solunum yolu ve viral enfeksiyonlarda yazıldığını belirterek, ''Avrupa'da antibiyotik reçetesiz yazılmıyor. Türkiye'de de bununla ilgili sıkı denetim getirilmelidir. Son 20 yıldır yeni antibiyotik geliştirilmiyor. Direnç gelişimi büyük bir sorun'' uyarısını dile getirdi.<br />
<br />
Milli Pediatri Derneği ile Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Derneği adına konuşan Prof. Dr. Ateş Kara ise Türkiye'de her yıl boğaz ağrısı ve ateş için 30 milyon antibiyotik reçetesi yazıldığını kaydederek, ''Hasta bize mutlak antibiyotik isteğiyle geliyor. Antibiyotik ateş düşürücü değildir'' dedi.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
''Komşunun ilacını kullanmayın''</span><br />
<br />
Toraks Derneği temsilcisi Prof. Dr. Tevfik Özlü de antibiyotik kullanımıyla ilgili toplumsal yanlışlara dikkati çekti.<br />
<br />
Toplumda komşunun ilacını kullanma, bir önceki hastalığın tedavisinde etkili olan aynı ilacı tekrar alma, el altında antibiyotik bulundurma, eczaneden antibiyotik edinme gibi yanlış alışkanlıkların yaygın olduğunu anlatan Özlü, ''Antibiyotik tezgah üstü satılacak bir ilaç değildir. Mutlaka reçeteyle verilmelidir'' diye konuştu.<br />
<br />
Özlü, antibiyotiklerin hastalık belirtileri kaybolsa bile kullanımına devam edilmesi, hekimin önerdiği süreden daha uzun kullanılmaması gerektiğini sözlerine ekledi.AA]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Diyabetten korunmak için 10 tüyo]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2741</link>
			<pubDate>Mon, 21 Nov 2011 21:58:04 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2741</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img5.mynet.com/ha6/d/diyabet.jpg" border="0" alt="[Resim: diyabet.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
Medical Park Acarkent Sağlık Söyleşileri&#8217;nin ikincisi Diyabet Haftası&#8217;nda Prof. Dr. Ziya Mocan tarafından gerçekleşti.<br />
<br />
<br />
Medical Park Acarkent&#8217;ten İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan, günümüzde 10 milyon kişinin mücadele ettiği artık salgın bir hastalığa dönüşen diyabetten korunma yolları hakkında Acarkent sakinlerini bilgilendirdi.<br />
<br />
 Prof. Dr. Mocan, çağımızın hastalığı haline gelen ve ülkemizde 10 milyon kişinin mücadele ettiği diyabet hastalığının tedavisindeki yeni yöntemler ve korunma yolları hakkında Acarkentlileri bilgilendirdi. Acarkent Coliseum&#8217;da &#8220;Şeker Hastalığı ve Tedavisinde Yeni Yöntemler&#8221; başlığıyla gerçekleşen söyleşide, katılımcıların şekerleri de ölçüldü.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Kimler Risk Grubunda?<br />
<br />
Haberin Devamı</span><br />
<br />
Prof. Dr. Mocan, &#8220;Ailesinde şeker hastalığı olanlar, vücut ağırlığı fazla olanlar, hareketsiz yaşantı sürenler, hamileliği süresince kan şekeri yükselmesi yaşayanlar ve yüksek tansiyon hastaları diyabete daha yatkın&#8221; dedi. Diyabet hastalığının belirtilerine de değinen Prof. Dr.  Mocan, &#8220;Çok susuyorsanız, çok sık idrara çıkıyorsanız, çok acıkıyorsanız, kilo kaybı yaşıyorsanız, yorgunluk çekiyorsunuz mutlaka şekerinize baktırın. Bunlar diyabet hastalığının en önemli belirtileri&#8221; diye açıkladı.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Prof.Dr. Ziya Mocan&#8217;dan Diyabetten Korunmak İçin 10 Öneri</span><br />
<br />
Prof. Dr. Ziya Mocan, Medical Park Acarkent Söyleşileri&#8217;nde 21. yüzyılın getirdiği yeni yaşam şekli dolayısıyla çağımızda hızla artan diyabet hastalığından korunmak için 10 öneri açıkladı:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">1)    Sağlıklı ve dengeli beslenin<br />
<br />
2)    Düzenli spor ve egzersiz yapın<br />
<br />
3)    Posalı gıdalar tüketin<br />
<br />
4)    Fazla kilolardan kurtulun<br />
<br />
5)    Sigarayı bırakın<br />
<br />
6)    Bebekleri en az 6 ay emzirin<br />
<br />
7)    Düzenli uyuyun<br />
<br />
8)    Katı yağlardan uzak durun<br />
<br />
9)    Kırmızı et tüketimini azaltın, özellikle balık tüketimini artırın<br />
<br />
10) Karbonhidrat alımını azaltın</span><br />
<br />
Alıntı : mynet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img5.mynet.com/ha6/d/diyabet.jpg" border="0" alt="[Resim: diyabet.jpg]" /><br />
<br />
<br />
Medical Park Acarkent Sağlık Söyleşileri&#8217;nin ikincisi Diyabet Haftası&#8217;nda Prof. Dr. Ziya Mocan tarafından gerçekleşti.<br />
<br />
<br />
Medical Park Acarkent&#8217;ten İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan, günümüzde 10 milyon kişinin mücadele ettiği artık salgın bir hastalığa dönüşen diyabetten korunma yolları hakkında Acarkent sakinlerini bilgilendirdi.<br />
<br />
 Prof. Dr. Mocan, çağımızın hastalığı haline gelen ve ülkemizde 10 milyon kişinin mücadele ettiği diyabet hastalığının tedavisindeki yeni yöntemler ve korunma yolları hakkında Acarkentlileri bilgilendirdi. Acarkent Coliseum&#8217;da &#8220;Şeker Hastalığı ve Tedavisinde Yeni Yöntemler&#8221; başlığıyla gerçekleşen söyleşide, katılımcıların şekerleri de ölçüldü.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Kimler Risk Grubunda?<br />
<br />
Haberin Devamı</span><br />
<br />
Prof. Dr. Mocan, &#8220;Ailesinde şeker hastalığı olanlar, vücut ağırlığı fazla olanlar, hareketsiz yaşantı sürenler, hamileliği süresince kan şekeri yükselmesi yaşayanlar ve yüksek tansiyon hastaları diyabete daha yatkın&#8221; dedi. Diyabet hastalığının belirtilerine de değinen Prof. Dr.  Mocan, &#8220;Çok susuyorsanız, çok sık idrara çıkıyorsanız, çok acıkıyorsanız, kilo kaybı yaşıyorsanız, yorgunluk çekiyorsunuz mutlaka şekerinize baktırın. Bunlar diyabet hastalığının en önemli belirtileri&#8221; diye açıkladı.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Prof.Dr. Ziya Mocan&#8217;dan Diyabetten Korunmak İçin 10 Öneri</span><br />
<br />
Prof. Dr. Ziya Mocan, Medical Park Acarkent Söyleşileri&#8217;nde 21. yüzyılın getirdiği yeni yaşam şekli dolayısıyla çağımızda hızla artan diyabet hastalığından korunmak için 10 öneri açıkladı:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">1)    Sağlıklı ve dengeli beslenin<br />
<br />
2)    Düzenli spor ve egzersiz yapın<br />
<br />
3)    Posalı gıdalar tüketin<br />
<br />
4)    Fazla kilolardan kurtulun<br />
<br />
5)    Sigarayı bırakın<br />
<br />
6)    Bebekleri en az 6 ay emzirin<br />
<br />
7)    Düzenli uyuyun<br />
<br />
8)    Katı yağlardan uzak durun<br />
<br />
9)    Kırmızı et tüketimini azaltın, özellikle balık tüketimini artırın<br />
<br />
10) Karbonhidrat alımını azaltın</span><br />
<br />
Alıntı : mynet]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sitenize reklam koyunsana]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2740</link>
			<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 11:31:30 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2740</guid>
			<description><![CDATA[Selamun Aleykum canlar.<br />
<br />
sitenize adsense reklamları koysanıza niye koymuyorsunuz hiç olmazsa ayda 150-250 dolar para kazanırsınız.  benim sitelerim var adsense hesabımda var bu siteye güzel bir çeki düzen vermek seo yapmak ve reklam yerleştirmek gerek yazık ya acıyorum şu haline. birde sayaç koyun bakın kaç online var<br />
kim nereden gelmiş. ne aramış gelmiş dilerseniz ben bunları yapıp size teslim ederim.<br />
<br />
kalın sağlıcakla]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamun Aleykum canlar.<br />
<br />
sitenize adsense reklamları koysanıza niye koymuyorsunuz hiç olmazsa ayda 150-250 dolar para kazanırsınız.  benim sitelerim var adsense hesabımda var bu siteye güzel bir çeki düzen vermek seo yapmak ve reklam yerleştirmek gerek yazık ya acıyorum şu haline. birde sayaç koyun bakın kaç online var<br />
kim nereden gelmiş. ne aramış gelmiş dilerseniz ben bunları yapıp size teslim ederim.<br />
<br />
kalın sağlıcakla]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
