<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[gencdiyaliz forum - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[gencdiyaliz forum - http://www.gencdiyaliz.com/forum]]></description>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 09:00:55 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Çigong nedir ? Böbrek alanında uygulama videoları]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2785</link>
			<pubDate>Wed, 16 May 2012 12:37:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2785</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">ÇİGONG NEDİR ? </span><br />
<br />
<img src="http://www.vadiruhu.com/images/ci-acma-kapama.jpg" border="0" alt="[Resim: ci-acma-kapama.jpg&#93;" /><br />
<br />
Çigong veya Çikung (Pinyin: Qìg&#333;ng, Geleneksel Çince:  belirli fiziksel duruşlar ve beden hareketleri ve/veya hayalle birleştirilen nefes tekniklerini kullanarak bedenin enerji dengesini düzenleyen Çin tıbbının ve savaş sanatlarının bir parçası olan Çin kaynaklı biyoenerjetik/enerjetik egzersizlerin genel başlığı. Çigong bedendeki çeşitli sistemleri optimum fonksiyon halinde tutarak vücudun doğal sağlık durumunu yeniden oluşturmasıyla Alternatif tıp uygulamalarının arasında yer almaktadır. Kelime, yaşam enerjisi anlamına gelen Çi ile çalışma ve inceleme anlamına gelen etkinlik yani gong (ya da Kung /Kung Fu/ kelimesindeki kung ile aynı) kelimesinin biraraya gelmesinden türetilmiştir.<br />
<br />
Çigong antik Çin&#8217;in günümüze olgunlaştırarak ulaştırdığı kültürel bir mirasıdır. Sağlık koruma, tedavi, ruh-bedensel gelişim, özsavunma, sanat, eğitim bilimi gibi belli alanlarda beceri kazanmak (yetkinleşmek) amacıyla canlılık üzerinde uzun sürelerle kararlı olarak çalışmaya ve canlılığı etkileme sürecini bilimsel olarak incelemeye çigong denir.<br />
<br />
Kendi ya da başkalarının yaşam gücü üzerinde çalışma, beslenme, yerleşim uygulamaları ve bilincin üst boyutlarıyla iletişim kurma (psikolojik danışmanlık) çigongun kapsamındadır. Vadi Ruhu Çigong Okulu çigongun özellikle ruh ve beden sağlığına olan katkılarını vurgulamaktadır: Programlarındaki alıştırma sistemleri, özellikle kronik hastalıkları tedavi eden ya da onlara karşı koruyan ve algılama yetisi, irade gösterme gibi zihinsel, ruhsal yetileri eğiten güçlü unsurlarıyla insan varlığını ileri düzeyde etkileyip geliştirme gücüne sahiptir.<br />
<br />
Kişinin kendi üstünde yaptığı uygulamalar beden, soluma (can) ve zihin düzenleme temelleri üzerine kuruludur, belli duruş, devinim, soluma, titreşim (sesler), imgeleme, zihin odaklama ve kendi kendine masaj yöntemlerini içerir.<br />
<br />
Çigong çoğunlukla sağlığın korunması için öğretilmesine karşın bazıları onu terapötik müdahalede, tedavide de kullanmaktadır. Bu amaçla yapılan çigong çalışmalarında yaşam enerjisini yani Çi'yi arttırmak ve vücutta serbestçe dolaşımını sağlayarak bazı sağlık sorunlarının üstesinden gelmek amacıyla temel gevşeme, dikkat toplama ve solunum teknikleri, belli duruş ve devinimleri, kendi kendine masaj uygulamaları ve dengeli yeme alışkanlıkları kullanılır.<br />
<br />
Çigong çalışmalarında birtakım aygıtlar ve büyük alanlara hatta güçlü kas ve eklemler, elastik bir vücuda veya kondüsyona ihtiyaç duyulmamakta ancak bu çalışmalarda vücut sağlığına kavuşmakta veya mevcut sağlıklı olma durumu geliştirilmekte ve korunmaktadır. Savaş sanatları için çalışılan sert formları dışındaki çigong çalışmaları her yaş ve sağlık durumundaki insan tarafından yapılabilmektedir çünkü çigong'da bedensel hareket ve kas gücü veya elastikliği değil aksine gevşemiş bir fizik ve dengeli, aşırıya kaçmayan bir zihinsel durum ve özellikle çalışmalar esnasında aşırılıktan uzak bir duygusal yapı içinde bulunmak önemlidir. Ayrıca Çigong'un temel prensiplerine göre bedeni zorlayan, vücudun terleyerek sıvı kaybını arttıracak derecede enerji gerektiren çalışmalar çigongda geliştirilip kullanılması amaçlanan bünyenin doğal çi'sinin kaybedilmesine yol açmakta olduğundan çigong çalışmalarında da fiziksel yorgunluk ve tükenmişlik durumu çalışmaların doğru yapılmadığının da bir göstergesi olmaktadır. Bu yönüyle çigong günümüz modern kültür-fizik (Fitness, aerobik vb.) kültürüne olduğu kadar sert Yoga çalışmalarından da (Power Yoga vs. yoga türleri) oldukça farklıdır. Hindistan kökenli özellikle Hatha Yoga uygulamasından ayrılan diğer bir yönü de bedenin doğal ritmiyle daha fazla uyum göstermesi, nefes çalışmalarında da nefesin uzun sürelerle tutulması gibi uygulamaların olmamasıdır. Çigong çalışmaları dışarıdan izleyen bir kişi için etkisi konusunda şüpheye düşürecek denli bir sadelik göstermektedir. Bu, onun daha çok enerjetik beden üzerinde çalışmasından kaynaklanan bir sonuçtur.<br />
<br />
Çigong uygulamalarında üç ana esas bulunmaktadır. Bunlar; zihin, nefes ve enerjidir. Bu çalışmalarla çi ya da yaşam enerjisi yoğunlaştırılır, etkinleştirilir ve kullanılır. Gevşeme çigongun temelidir çünkü gevşeme ile birlikte yalnızca bedendeki çi'nin rahatça akışı sağlanmamakta aynı zamanda zihin dingin ve uyanık hale getirildiğinden soluma da kendiliğinden düzenli hale gelmektedir. Zihin çigong alıştırmalarında çok önemlidir. Zihinle dikkati yönlendirerek çi yoğunlaştırılır, dolaştırılır, belirli uzuvlara yönlendirilir ve beslenip güçlendirilir.<br />
Tıbbi Çigong<br />
Çigong'da Akupunktur'da da kullanılan meridyenlerin önemi vardır<br />
<br />
Çigong, Çin'de 1989 yılından bu yana tıbbı tedavi yöntemi olarak resmi kabul görmüş ve çoğu üniversitenin de müfredatına alınmıştır. 1996 yılında ise Çin hükümeti tarafından Ulusal Sağlık Planı'nın bir parçası olarak ele alınmıştır.<br />
<br />
Tıbbi Çigong'un şu üç alanda uygulanmaktadır: 1. Bedenin sağlık durumunu korumak için fiziksel terapi ve belirli rahatsızlıkların tedavisi 2. Stres yönetimi ve gevşeme teknikleri 3. Harici Çi Sağaltımı (Çin Terapötik Dokunuşu olarak da adlandırılır)<br />
<br />
<img src="http://www.smartaichi.com/images/WTCKANSAS~1.jpg" border="0" alt="[Resim: WTCKANSAS~1.jpg&#93;" /><br />
<br />
Kas-iskelet problemleri, iç organlara ilişkin problemler ve diğer rahatsızlıklara ilişkin geliştirilmiş belirli çigong egzersizleri vardır. Örneğin yirminci yüzyılda Şangay fizik terapistleri çigong ve savaş sanatları ustaları ile birlikte Batılı fizik terapi bilgisiyle geleneksel çigong formlarını bir araya getirerek boyun ve omuz problemleri, alt sırt, diz ve kalça, üst ve alt uzuvların eklem problemlerini, tenis dizi ve iç organ bozukluklarına yönelik sağaltıcı Liangong Shr Ba Fa (18 Arınma Metodu) adlı çigong formunu geliştirmişlerdir.<br />
<br />
Çigong kadim Çin tıbbının bir başka önemli ve modern tıp tarafından da kabul görülen bir başka uygulaması; akupunkturla da benzer ilkeler üzerine kuruludur. Akapunktur'daki meridyen denilen çi'nin dolaşım kanalları metal, altın iğnelerle manipüle edilirken aynı işlem Çigong'da iğne kullanılmaksızın bir takım bedensel duruşlar, nefes ve imajinasyon teknikleriyle gerçekleştirilir. Her iki teknik de Çin tıbbının parçaları arasında yer alır ve çi'nin bedende yeterince bulunması ve serbestçe akması hedeflenir.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Tıpkı akupunktur gibi pek çok rahatsızlığa karşı alternatif bir tıp yöntemi olarak kullanılan Çigongun iyi geldiği söylenilen rahatsızlıklardan bazıları:</span><br />
<br />
<img src="http://www.marcomalaca.com/lessons/images/8_144_73-mingmen-kidney-qigong.jpg" border="0" alt="[Resim: 8_144_73-mingmen-kidney-qigong.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">    Sindirim sistemi rahatsızlıkları<br />
    Bronşit, astım ve allerjik rahatsızlıklar<br />
    Gribal enfeksiyonlar<br />
    Hormonal dengesizlik<br />
    Yüksek ve düşük tansiyon<br />
    Kalp, karaciğer ve böbrek yetmezliği<br />
    Multiple skleroz<br />
    Anksiyete ve stres<br />
    Obezite ve kilo problemleri</span><br />
<br />
<br />
<a href="http://www.vadiruhu.com/cigong.html" target="_blank">http://www.vadiruhu.com/cigong.html</a><br />
<br />
<br />
ÇİGONG BÖBREK UYGULAMA VİDEOLARI <br />
(youtubedan seçtiğim videoları ekliyorum,konuyla ilgili olarak<br />
<a href="http://www.vadiruhu.com" target="_blank">http://www.vadiruhu.com</a> sitesini inceleyebilirsiniz.<br />
Not:bu basit hareketleri kendinizi zorlamadan yavaş ve <br />
derin nefes alarak deneyebilrsiniz,kendinizi zorlamayın.Tansiyonunuz<br />
değişim halinde bırakın.<br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/IGlccu5UEE0' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/IGlccu5UEE0' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/kZfEM9VshFk' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/kZfEM9VshFk' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/GAyHAiTu7VE' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/GAyHAiTu7VE' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/aiQVzA2zhp4' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/aiQVzA2zhp4' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/Ef0ZoombeHM' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/Ef0ZoombeHM' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/-rFy64LGgww' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/-rFy64LGgww' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/cHvZqEAAt3k' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/cHvZqEAAt3k' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/WVLbzqkmVO4' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/WVLbzqkmVO4' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/_BTdy8WlUxY' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/_BTdy8WlUxY' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<br />
Ayrıca bu kitabı okuyabilrsiniz : <br />
Ejderi Uyandırmak Çigong, Bir Canlılık Bilimi<br />
<a href="http://kitap.antoloji.com/ejderi-uyandirmak-cigong-bir-canlilik-bilimi-kitabi/" target="_blank">http://kitap.antoloji.com/ejderi-uyandir...mi-kitabi/</a><br />
	Hakan Onum<br />
Yol Yayınları;<br />
İstanbul, 2004, 14 x 20 cm., 374 sayfa, Türkçe.<br />
ISBN No: 9757569593<br />
<br />
Ayrıca bakınız : <a href="http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2556" target="_blank">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthr...p?tid=2556</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">ÇİGONG NEDİR ? </span><br />
<br />
<img src="http://www.vadiruhu.com/images/ci-acma-kapama.jpg" border="0" alt="[Resim: ci-acma-kapama.jpg]" /><br />
<br />
Çigong veya Çikung (Pinyin: Qìg&#333;ng, Geleneksel Çince:  belirli fiziksel duruşlar ve beden hareketleri ve/veya hayalle birleştirilen nefes tekniklerini kullanarak bedenin enerji dengesini düzenleyen Çin tıbbının ve savaş sanatlarının bir parçası olan Çin kaynaklı biyoenerjetik/enerjetik egzersizlerin genel başlığı. Çigong bedendeki çeşitli sistemleri optimum fonksiyon halinde tutarak vücudun doğal sağlık durumunu yeniden oluşturmasıyla Alternatif tıp uygulamalarının arasında yer almaktadır. Kelime, yaşam enerjisi anlamına gelen Çi ile çalışma ve inceleme anlamına gelen etkinlik yani gong (ya da Kung /Kung Fu/ kelimesindeki kung ile aynı) kelimesinin biraraya gelmesinden türetilmiştir.<br />
<br />
Çigong antik Çin&#8217;in günümüze olgunlaştırarak ulaştırdığı kültürel bir mirasıdır. Sağlık koruma, tedavi, ruh-bedensel gelişim, özsavunma, sanat, eğitim bilimi gibi belli alanlarda beceri kazanmak (yetkinleşmek) amacıyla canlılık üzerinde uzun sürelerle kararlı olarak çalışmaya ve canlılığı etkileme sürecini bilimsel olarak incelemeye çigong denir.<br />
<br />
Kendi ya da başkalarının yaşam gücü üzerinde çalışma, beslenme, yerleşim uygulamaları ve bilincin üst boyutlarıyla iletişim kurma (psikolojik danışmanlık) çigongun kapsamındadır. Vadi Ruhu Çigong Okulu çigongun özellikle ruh ve beden sağlığına olan katkılarını vurgulamaktadır: Programlarındaki alıştırma sistemleri, özellikle kronik hastalıkları tedavi eden ya da onlara karşı koruyan ve algılama yetisi, irade gösterme gibi zihinsel, ruhsal yetileri eğiten güçlü unsurlarıyla insan varlığını ileri düzeyde etkileyip geliştirme gücüne sahiptir.<br />
<br />
Kişinin kendi üstünde yaptığı uygulamalar beden, soluma (can) ve zihin düzenleme temelleri üzerine kuruludur, belli duruş, devinim, soluma, titreşim (sesler), imgeleme, zihin odaklama ve kendi kendine masaj yöntemlerini içerir.<br />
<br />
Çigong çoğunlukla sağlığın korunması için öğretilmesine karşın bazıları onu terapötik müdahalede, tedavide de kullanmaktadır. Bu amaçla yapılan çigong çalışmalarında yaşam enerjisini yani Çi'yi arttırmak ve vücutta serbestçe dolaşımını sağlayarak bazı sağlık sorunlarının üstesinden gelmek amacıyla temel gevşeme, dikkat toplama ve solunum teknikleri, belli duruş ve devinimleri, kendi kendine masaj uygulamaları ve dengeli yeme alışkanlıkları kullanılır.<br />
<br />
Çigong çalışmalarında birtakım aygıtlar ve büyük alanlara hatta güçlü kas ve eklemler, elastik bir vücuda veya kondüsyona ihtiyaç duyulmamakta ancak bu çalışmalarda vücut sağlığına kavuşmakta veya mevcut sağlıklı olma durumu geliştirilmekte ve korunmaktadır. Savaş sanatları için çalışılan sert formları dışındaki çigong çalışmaları her yaş ve sağlık durumundaki insan tarafından yapılabilmektedir çünkü çigong'da bedensel hareket ve kas gücü veya elastikliği değil aksine gevşemiş bir fizik ve dengeli, aşırıya kaçmayan bir zihinsel durum ve özellikle çalışmalar esnasında aşırılıktan uzak bir duygusal yapı içinde bulunmak önemlidir. Ayrıca Çigong'un temel prensiplerine göre bedeni zorlayan, vücudun terleyerek sıvı kaybını arttıracak derecede enerji gerektiren çalışmalar çigongda geliştirilip kullanılması amaçlanan bünyenin doğal çi'sinin kaybedilmesine yol açmakta olduğundan çigong çalışmalarında da fiziksel yorgunluk ve tükenmişlik durumu çalışmaların doğru yapılmadığının da bir göstergesi olmaktadır. Bu yönüyle çigong günümüz modern kültür-fizik (Fitness, aerobik vb.) kültürüne olduğu kadar sert Yoga çalışmalarından da (Power Yoga vs. yoga türleri) oldukça farklıdır. Hindistan kökenli özellikle Hatha Yoga uygulamasından ayrılan diğer bir yönü de bedenin doğal ritmiyle daha fazla uyum göstermesi, nefes çalışmalarında da nefesin uzun sürelerle tutulması gibi uygulamaların olmamasıdır. Çigong çalışmaları dışarıdan izleyen bir kişi için etkisi konusunda şüpheye düşürecek denli bir sadelik göstermektedir. Bu, onun daha çok enerjetik beden üzerinde çalışmasından kaynaklanan bir sonuçtur.<br />
<br />
Çigong uygulamalarında üç ana esas bulunmaktadır. Bunlar; zihin, nefes ve enerjidir. Bu çalışmalarla çi ya da yaşam enerjisi yoğunlaştırılır, etkinleştirilir ve kullanılır. Gevşeme çigongun temelidir çünkü gevşeme ile birlikte yalnızca bedendeki çi'nin rahatça akışı sağlanmamakta aynı zamanda zihin dingin ve uyanık hale getirildiğinden soluma da kendiliğinden düzenli hale gelmektedir. Zihin çigong alıştırmalarında çok önemlidir. Zihinle dikkati yönlendirerek çi yoğunlaştırılır, dolaştırılır, belirli uzuvlara yönlendirilir ve beslenip güçlendirilir.<br />
Tıbbi Çigong<br />
Çigong'da Akupunktur'da da kullanılan meridyenlerin önemi vardır<br />
<br />
Çigong, Çin'de 1989 yılından bu yana tıbbı tedavi yöntemi olarak resmi kabul görmüş ve çoğu üniversitenin de müfredatına alınmıştır. 1996 yılında ise Çin hükümeti tarafından Ulusal Sağlık Planı'nın bir parçası olarak ele alınmıştır.<br />
<br />
Tıbbi Çigong'un şu üç alanda uygulanmaktadır: 1. Bedenin sağlık durumunu korumak için fiziksel terapi ve belirli rahatsızlıkların tedavisi 2. Stres yönetimi ve gevşeme teknikleri 3. Harici Çi Sağaltımı (Çin Terapötik Dokunuşu olarak da adlandırılır)<br />
<br />
<img src="http://www.smartaichi.com/images/WTCKANSAS~1.jpg" border="0" alt="[Resim: WTCKANSAS~1.jpg]" /><br />
<br />
Kas-iskelet problemleri, iç organlara ilişkin problemler ve diğer rahatsızlıklara ilişkin geliştirilmiş belirli çigong egzersizleri vardır. Örneğin yirminci yüzyılda Şangay fizik terapistleri çigong ve savaş sanatları ustaları ile birlikte Batılı fizik terapi bilgisiyle geleneksel çigong formlarını bir araya getirerek boyun ve omuz problemleri, alt sırt, diz ve kalça, üst ve alt uzuvların eklem problemlerini, tenis dizi ve iç organ bozukluklarına yönelik sağaltıcı Liangong Shr Ba Fa (18 Arınma Metodu) adlı çigong formunu geliştirmişlerdir.<br />
<br />
Çigong kadim Çin tıbbının bir başka önemli ve modern tıp tarafından da kabul görülen bir başka uygulaması; akupunkturla da benzer ilkeler üzerine kuruludur. Akapunktur'daki meridyen denilen çi'nin dolaşım kanalları metal, altın iğnelerle manipüle edilirken aynı işlem Çigong'da iğne kullanılmaksızın bir takım bedensel duruşlar, nefes ve imajinasyon teknikleriyle gerçekleştirilir. Her iki teknik de Çin tıbbının parçaları arasında yer alır ve çi'nin bedende yeterince bulunması ve serbestçe akması hedeflenir.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Tıpkı akupunktur gibi pek çok rahatsızlığa karşı alternatif bir tıp yöntemi olarak kullanılan Çigongun iyi geldiği söylenilen rahatsızlıklardan bazıları:</span><br />
<br />
<img src="http://www.marcomalaca.com/lessons/images/8_144_73-mingmen-kidney-qigong.jpg" border="0" alt="[Resim: 8_144_73-mingmen-kidney-qigong.jpg]" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">    Sindirim sistemi rahatsızlıkları<br />
    Bronşit, astım ve allerjik rahatsızlıklar<br />
    Gribal enfeksiyonlar<br />
    Hormonal dengesizlik<br />
    Yüksek ve düşük tansiyon<br />
    Kalp, karaciğer ve böbrek yetmezliği<br />
    Multiple skleroz<br />
    Anksiyete ve stres<br />
    Obezite ve kilo problemleri</span><br />
<br />
<br />
<a href="http://www.vadiruhu.com/cigong.html" target="_blank">http://www.vadiruhu.com/cigong.html</a><br />
<br />
<br />
ÇİGONG BÖBREK UYGULAMA VİDEOLARI <br />
(youtubedan seçtiğim videoları ekliyorum,konuyla ilgili olarak<br />
<a href="http://www.vadiruhu.com" target="_blank">http://www.vadiruhu.com</a> sitesini inceleyebilirsiniz.<br />
Not:bu basit hareketleri kendinizi zorlamadan yavaş ve <br />
derin nefes alarak deneyebilrsiniz,kendinizi zorlamayın.Tansiyonunuz<br />
değişim halinde bırakın.<br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/IGlccu5UEE0' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/IGlccu5UEE0' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/kZfEM9VshFk' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/kZfEM9VshFk' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/GAyHAiTu7VE' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/GAyHAiTu7VE' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/aiQVzA2zhp4' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/aiQVzA2zhp4' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/Ef0ZoombeHM' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/Ef0ZoombeHM' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/-rFy64LGgww' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/-rFy64LGgww' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/cHvZqEAAt3k' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/cHvZqEAAt3k' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/WVLbzqkmVO4' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/WVLbzqkmVO4' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/_BTdy8WlUxY' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/_BTdy8WlUxY' /><param name='wmode' value='transparent' /></object><br />
<br />
<br />
Ayrıca bu kitabı okuyabilrsiniz : <br />
Ejderi Uyandırmak Çigong, Bir Canlılık Bilimi<br />
<a href="http://kitap.antoloji.com/ejderi-uyandirmak-cigong-bir-canlilik-bilimi-kitabi/" target="_blank">http://kitap.antoloji.com/ejderi-uyandir...mi-kitabi/</a><br />
	Hakan Onum<br />
Yol Yayınları;<br />
İstanbul, 2004, 14 x 20 cm., 374 sayfa, Türkçe.<br />
ISBN No: 9757569593<br />
<br />
Ayrıca bakınız : <a href="http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2556" target="_blank">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthr...p?tid=2556</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İYİKİ DOĞDUN GİZEM : )]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2783</link>
			<pubDate>Tue, 15 May 2012 19:27:52 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2783</guid>
			<description><![CDATA[Gizem iyiki doğdun nice sağlıklı , güzel mutlu yıllara : ))<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://img.blogcu.com/uploads/busu_dogumgunu10027.jpg" border="0" alt="[Resim: busu_dogumgunu10027.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.manzara.gen.tr/w1/yilbasi-resimleri-kedili3.jpg" border="0" alt="[Resim: yilbasi-resimleri-kedili3.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
<img src="http://img1.blogcu.com/images/r/e/s/resimleri/kedi_resimleri.jpg" border="0" alt="[Resim: kedi_resimleri.jpg&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gizem iyiki doğdun nice sağlıklı , güzel mutlu yıllara : ))<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://img.blogcu.com/uploads/busu_dogumgunu10027.jpg" border="0" alt="[Resim: busu_dogumgunu10027.jpg]" /><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.manzara.gen.tr/w1/yilbasi-resimleri-kedili3.jpg" border="0" alt="[Resim: yilbasi-resimleri-kedili3.jpg]" /><br />
<br />
<br />
<img src="http://img1.blogcu.com/images/r/e/s/resimleri/kedi_resimleri.jpg" border="0" alt="[Resim: kedi_resimleri.jpg]" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[merhaba]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2782</link>
			<pubDate>Tue, 08 May 2012 19:37:08 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2782</guid>
			<description><![CDATA[kronik böbrek yetersizliğimi öğreneli yaklaşık iki buçuk ay oldu. kreatini on beş günde 4.25'ten 3,9'a düşürdüm. bu oynamalar olur mu? ürem ise hep yükseliyor sanırsam. 45'ten 48'e yükseldi. hangisi daha önemli? hangisi daha yükselirse diyalize girme olasılığım artar? merak ediyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[kronik böbrek yetersizliğimi öğreneli yaklaşık iki buçuk ay oldu. kreatini on beş günde 4.25'ten 3,9'a düşürdüm. bu oynamalar olur mu? ürem ise hep yükseliyor sanırsam. 45'ten 48'e yükseldi. hangisi daha önemli? hangisi daha yükselirse diyalize girme olasılığım artar? merak ediyorum.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ABUR CUBUR OLACAĞI BUDUR]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2781</link>
			<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 12:43:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2781</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7464/10237464.jpg" border="0" alt="[Resim: 10237464.jpg&#93;" /><br />
<br />
Gelişmiş ülkelerde son yıllarda özellikle de astım ve alerjilerdeki artışta beslenme alışkanlıklarındaki değişikliklerin önemini gösteren araştırmalara her gün bir yenisi ekleniyor. Bu ülkelerde hamburger, hazır pizza gibi fast food yiyecekler, bisküvi, gofret, cips gibi abur-cubur gıdalar ve gazlı içecek tüketimi giderek artarken, sebze ve meyve ise giderek daha az yeniyor.<br />
<br />
Yiyeceklerimize, içeceklerimize renk, koku, tat vermek ve bozulmalarını önlemek için kullanılan binlerce katkı maddesi olduğu da artık herkesin malûmu. Kozmetik ürünlerde ve hatta ilaçlarda da yaygın olarak kullanılan bu maddelerinin, duyarlı kişilerde başta alerjiler olmak üzere, astım, migren tipi baş ağrıları, karaciğer büyümesi, kanser, depresyon ve çeşitli ruhsal bozukluklar gibi pek çok hastalığa sebep olabileceklerini gösteren pek çok araştırma var.<br />
<br />
Yeni Zelanda&#8217; da 10-12 yaşları arasındaki binden fazla çocuk üzerinde yapılan bir araştırmada, haftada bir defadan fazla hamburger yiyen çocuklarda astım krizi ve hırıltı riskinin iki kat fazla olduğu ve yenilen hamburger sayısı astıkça astım riskinin de arttığı saptandı. <br />
<br />
Suudi Arabistan&#8217; da, otuz yıldır tamamen Avrupa standartlarında yaşayan zengin ailelere mensup Cidde&#8217; li çocuklar ile geleneksel şartlarda kırsal kesimde yaşayan iki farklı grup çocuk üzerinde yapılan araştırmada da, şehirli çocuklarda astım riski 3 kat yüksek bulundu. Kırsal kesim çocuklarının diyeti temel olarak inek ve keçi sütü, pirinç, sebze, kuzu ve tavuk eti, hurma ve diğer yöresel meyvelerden oluşurken, şehirli çocuklar ise Avrupa ve Amerikalı çocuklar gibi fast food ve abur cubur gıdalarla besleniyorlardı.<br />
<br />
Beslenmenin astımlılar için ne kadar önemli olduğunu gösteren bir başka araştırma daha var. Bu çalışmada bir grup astımlının hamburger ve patates kızartmasından oluşan 1000 kalorilik bir yemek, bir grubun da 200 kalorilik az yağlı yoğurt yedikten sonra balgamları incelendi. Yağlı ve yüksek kalorili yemek yiyenlerin balgamlarında çok fazla sayıda iltihap hücresi görüldü. Ayrıca yüksek oranda yağ ihtiva eden yiyecekleri tüketenlerin nefes açıcı ilaçlara çok iyi cevap vermedikleri de belirlendi.  <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Hiperaktivitenin sebebi de katkı maddeleri mi?</span><br />
<br />
İlk kez bundan 30 yıl kadar önce çeşitli gıda katkı maddelerinin çocuk psikolojisini etkileyebileceği ve küçük çocuklarda hiperaktivite, dikkat eksikliği gibi psikolojik bozukluklara yol açabileceği ileri sürülmüş, ancak o zamandan beri yapılan birçok araştırmada çelişkili sonuçlara ulaşıldığından kesin bir kanaate varılamamıştı.<br />
<br />
İngiltere Gıda Standartları Ajansı tarafından da desteklenen araştırmada 3 ve 8 yaşlarında iki grupta yer alan çocukların bir kısmına 6 hafta süreyle birçok şekerleme, kek, lolipop ve içecekte renklendirici ve koruyucu olarak yaygın şekilde kullanılan katkı maddeleri içeren, bir kısmına ise bu katkı maddelerinin bulunmadığı meyve suları içirildi. <br />
<br />
Bu katkı maddeleri karmen kırmızısı (E122), günbatımı sarısı (E110), tartrazine (E102), ponceau kırmızısı (E124) gibi gıda boyaları ve sodyum benzoat gibi koruyuculardan oluşuyordu.<br />
<br />
Araştırma sonunda, değişik derecelerde katkı maddesi bulunan meyve suları içen grupta bulunan çocuklarda hiperaktivite, dikkat eksikliği, konsantrasyon bozukluğu ve öğrenme zorluğu gibi davranış bozukluklarının daha fazla görüldüğü saptandı. <br />
<br />
Bu, son derece önemli bir bulgu; çünkü daha önce katkı maddelerinin sadece zaten hiperaktif olan çocukları etkilediği sanılıyordu. Oysa bu araştırma katkı maddelerinden tüm çocukların zarar görebileceğini ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarını yorumlayan uzmanlara göre, hiperaktivite belirtisi gösteren çocuklara verilen katkı maddeli yiyecek ve içeceklerin kesilmesiyle davranış bozukluklarında belirli ölçüde düzelme olması mümkün. Ancak, unutulmaması gereken nokta hiperaktivitenin genetik ve çevresel faktörler, prematüre doğum, fiziksel aktivite azlığı gibi pek çok sebebinin de olması.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">PEKİ, NE YİYELİM NE İÇELİM?</span><br />
<br />
Avrupa Birliği&#8217; nin katkı maddeleri için çok sıkı denetimler uyguladığı malum, ancak yiyecek ve içeceklerde, E-sayıları ile tanımlanan gıda boyalarının kullanılmasına daha önceki çalışmaların sonuçlarına dayanılarak izin veriliyor. Bu araştırmalar ise uzun seneler önce eski teknoloji ile yapıldıkları için bunlara güvenmek doğru değil. Katkı maddelerinin güvenirliliklerinin yeni bilimsel verilerin ışığında mutlaka tekrar araştırılması ve standartların yeniden belirlenmesi gerekiyor.<br />
<br />
Büyük şehirlerde tabii yiyecek-içecek bulmak imkânsız değil belki ama çok zor. Yediğimiz içtiğimiz hemen her şey katkılı veya hormonlu. Sütlerimiz kutularda, suyumuz plastik şişelerde; yumurtalarımız fabrika tavuğunun, yoğurtlarımız kireçten farksız. Bunlara rağmen tamamen çaresiz olduğumuz da söylenemez.<br />
<br />
Çocuklarımızı modern zaman hastalıklardan korumak için yapabileceğimiz pek çok şey var:<br />
<br />
    * Şekerin sağlığımızın en büyük düşmanı olduğunu hiç unutmayın.<br />
    * Unlu gıdalarda aşırıya kaçılmamalı.<br />
    * Mutfaklarımızda iki yağa izin var: Tereyağ ve zeytinyağı.<br />
    * Çocuklarımızın her türlü taze sebze ve meyveyi bol bol yemeleri lazım.<br />
    * Probiyotik içeren yoğurt, ayran, kefir gibi besinler de olmazsa olmaz gıdalardan.<br />
    * Balık da çoklu doymamış yağ asitlerinden olan omega-3&#8217; den çok zengin bir besin. Çocuklarımız en azından haftada bir kez taze balık yemeliler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7464/10237464.jpg" border="0" alt="[Resim: 10237464.jpg]" /><br />
<br />
Gelişmiş ülkelerde son yıllarda özellikle de astım ve alerjilerdeki artışta beslenme alışkanlıklarındaki değişikliklerin önemini gösteren araştırmalara her gün bir yenisi ekleniyor. Bu ülkelerde hamburger, hazır pizza gibi fast food yiyecekler, bisküvi, gofret, cips gibi abur-cubur gıdalar ve gazlı içecek tüketimi giderek artarken, sebze ve meyve ise giderek daha az yeniyor.<br />
<br />
Yiyeceklerimize, içeceklerimize renk, koku, tat vermek ve bozulmalarını önlemek için kullanılan binlerce katkı maddesi olduğu da artık herkesin malûmu. Kozmetik ürünlerde ve hatta ilaçlarda da yaygın olarak kullanılan bu maddelerinin, duyarlı kişilerde başta alerjiler olmak üzere, astım, migren tipi baş ağrıları, karaciğer büyümesi, kanser, depresyon ve çeşitli ruhsal bozukluklar gibi pek çok hastalığa sebep olabileceklerini gösteren pek çok araştırma var.<br />
<br />
Yeni Zelanda&#8217; da 10-12 yaşları arasındaki binden fazla çocuk üzerinde yapılan bir araştırmada, haftada bir defadan fazla hamburger yiyen çocuklarda astım krizi ve hırıltı riskinin iki kat fazla olduğu ve yenilen hamburger sayısı astıkça astım riskinin de arttığı saptandı. <br />
<br />
Suudi Arabistan&#8217; da, otuz yıldır tamamen Avrupa standartlarında yaşayan zengin ailelere mensup Cidde&#8217; li çocuklar ile geleneksel şartlarda kırsal kesimde yaşayan iki farklı grup çocuk üzerinde yapılan araştırmada da, şehirli çocuklarda astım riski 3 kat yüksek bulundu. Kırsal kesim çocuklarının diyeti temel olarak inek ve keçi sütü, pirinç, sebze, kuzu ve tavuk eti, hurma ve diğer yöresel meyvelerden oluşurken, şehirli çocuklar ise Avrupa ve Amerikalı çocuklar gibi fast food ve abur cubur gıdalarla besleniyorlardı.<br />
<br />
Beslenmenin astımlılar için ne kadar önemli olduğunu gösteren bir başka araştırma daha var. Bu çalışmada bir grup astımlının hamburger ve patates kızartmasından oluşan 1000 kalorilik bir yemek, bir grubun da 200 kalorilik az yağlı yoğurt yedikten sonra balgamları incelendi. Yağlı ve yüksek kalorili yemek yiyenlerin balgamlarında çok fazla sayıda iltihap hücresi görüldü. Ayrıca yüksek oranda yağ ihtiva eden yiyecekleri tüketenlerin nefes açıcı ilaçlara çok iyi cevap vermedikleri de belirlendi.  <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Hiperaktivitenin sebebi de katkı maddeleri mi?</span><br />
<br />
İlk kez bundan 30 yıl kadar önce çeşitli gıda katkı maddelerinin çocuk psikolojisini etkileyebileceği ve küçük çocuklarda hiperaktivite, dikkat eksikliği gibi psikolojik bozukluklara yol açabileceği ileri sürülmüş, ancak o zamandan beri yapılan birçok araştırmada çelişkili sonuçlara ulaşıldığından kesin bir kanaate varılamamıştı.<br />
<br />
İngiltere Gıda Standartları Ajansı tarafından da desteklenen araştırmada 3 ve 8 yaşlarında iki grupta yer alan çocukların bir kısmına 6 hafta süreyle birçok şekerleme, kek, lolipop ve içecekte renklendirici ve koruyucu olarak yaygın şekilde kullanılan katkı maddeleri içeren, bir kısmına ise bu katkı maddelerinin bulunmadığı meyve suları içirildi. <br />
<br />
Bu katkı maddeleri karmen kırmızısı (E122), günbatımı sarısı (E110), tartrazine (E102), ponceau kırmızısı (E124) gibi gıda boyaları ve sodyum benzoat gibi koruyuculardan oluşuyordu.<br />
<br />
Araştırma sonunda, değişik derecelerde katkı maddesi bulunan meyve suları içen grupta bulunan çocuklarda hiperaktivite, dikkat eksikliği, konsantrasyon bozukluğu ve öğrenme zorluğu gibi davranış bozukluklarının daha fazla görüldüğü saptandı. <br />
<br />
Bu, son derece önemli bir bulgu; çünkü daha önce katkı maddelerinin sadece zaten hiperaktif olan çocukları etkilediği sanılıyordu. Oysa bu araştırma katkı maddelerinden tüm çocukların zarar görebileceğini ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarını yorumlayan uzmanlara göre, hiperaktivite belirtisi gösteren çocuklara verilen katkı maddeli yiyecek ve içeceklerin kesilmesiyle davranış bozukluklarında belirli ölçüde düzelme olması mümkün. Ancak, unutulmaması gereken nokta hiperaktivitenin genetik ve çevresel faktörler, prematüre doğum, fiziksel aktivite azlığı gibi pek çok sebebinin de olması.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">PEKİ, NE YİYELİM NE İÇELİM?</span><br />
<br />
Avrupa Birliği&#8217; nin katkı maddeleri için çok sıkı denetimler uyguladığı malum, ancak yiyecek ve içeceklerde, E-sayıları ile tanımlanan gıda boyalarının kullanılmasına daha önceki çalışmaların sonuçlarına dayanılarak izin veriliyor. Bu araştırmalar ise uzun seneler önce eski teknoloji ile yapıldıkları için bunlara güvenmek doğru değil. Katkı maddelerinin güvenirliliklerinin yeni bilimsel verilerin ışığında mutlaka tekrar araştırılması ve standartların yeniden belirlenmesi gerekiyor.<br />
<br />
Büyük şehirlerde tabii yiyecek-içecek bulmak imkânsız değil belki ama çok zor. Yediğimiz içtiğimiz hemen her şey katkılı veya hormonlu. Sütlerimiz kutularda, suyumuz plastik şişelerde; yumurtalarımız fabrika tavuğunun, yoğurtlarımız kireçten farksız. Bunlara rağmen tamamen çaresiz olduğumuz da söylenemez.<br />
<br />
Çocuklarımızı modern zaman hastalıklardan korumak için yapabileceğimiz pek çok şey var:<br />
<br />
    * Şekerin sağlığımızın en büyük düşmanı olduğunu hiç unutmayın.<br />
    * Unlu gıdalarda aşırıya kaçılmamalı.<br />
    * Mutfaklarımızda iki yağa izin var: Tereyağ ve zeytinyağı.<br />
    * Çocuklarımızın her türlü taze sebze ve meyveyi bol bol yemeleri lazım.<br />
    * Probiyotik içeren yoğurt, ayran, kefir gibi besinler de olmazsa olmaz gıdalardan.<br />
    * Balık da çoklu doymamış yağ asitlerinden olan omega-3&#8217; den çok zengin bir besin. Çocuklarımız en azından haftada bir kez taze balık yemeliler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[FİSTÜLÜ KORUMAK İÇİN ÖNLEM VE UYARILAR]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2780</link>
			<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 20:17:20 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2780</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.diyaliz.name/damaryolu_nedir_dosyalar/image002.jpg" border="0" alt="[Resim: image002.jpg&#93;" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Her hasta fistülün çalıştığını kontrol etmelidir. Fistülde titreşim azaldığında veya kaybolduğunda elinizi açıp kapatarak eksersiz yapın. Bu durumda diyaliz doktorunuza veya hemşirenize hemen bilgi veriniz. Damaryolunun tıkanması durumunda hemen yapılan müdahaleler damaryolunuzu kurtarabilir.<br />
<br />
2)      Fistüllü kolunuzu diyaliz günü sabahı sabunla iyice yıkayınız<br />
<br />
3)      Diyaliz hemşireleri iğneleri yerleştirirken temizliğe ve sterilliğe son derece özen göstermelidir. Her hasta için ayrı eldiven kullanılmalıdır.<br />
<br />
4)      Diyalize giderken kolunuza losyon veya kremler uygulamayın. Böyle kremler flasterlerin sıkıca yapışmasına sebep olabilir. Bu ise cildin tahrişine yol açar. Koruyucu krem ve losyonlar diyaliz sonrası veya diyalizin olmadığı günlerde uygulanmalıdır.<br />
<br />
5)      Bazı ciltler flaster ve bandajlara aşırı hassastır. Diyalizden sonra uygulanan bandaj ve flasterlerin uzun süre kalması cildi tahriş edebilir. Bandaj ve flasterleri kanamanın durduğundan emin olduktan sonra çıkartınız.<br />
<br />
6)      Doktorunuza ve diyaliz hemşirenize enfeksiyon şüphesi oluştuğunda hemen haber veriniz. Fistüllü kolunuzdaki enfeksiyon bulguları  kolda şişme, kızarma ve lokal ısı artışıdır.<br />
<br />
7)      İğne uygulama yerleri değişmelidir. İğnenin damarınıza yaptığı hasarın düzelmesi için süre gereklidir. Uzun süre aynı yerden yapılan girişler damaryolunuzda daralma, genişleme ve enfeksiyon gelişimine sebep olur. Diyaliz hemşirenizin iğne yerlerinin değişmesi isteklerine destek veriniz.<br />
<br />
8)      Diyaliz çıkışında kanayan iğne yeri üzerine uygun şekilde basınç uygulayınız. Aşırı baskı damaryolu akımını durdurur ve pıhtılaşmaya yol açar.<br />
<br />
9)      Diyaliz doktorunuzun tansiyonunuz konusundaki direktiflerine uyunuz. İyi bir tansiyon kontrolü fistül ve greftiniz için çok önemlidir. Damaryolunuzun çalışması sizin tansiyonunuzla direkt orantılıdır. Tansiyonunuzu düşüren uygulamalardan uzak durunuz.<br />
<br />
10)  Bayılma, baş dönmesi ve bayılma sonrası fistülünüzün çalışmasını kontrol ediniz.<br />
<br />
11)  Sıvı alımınızı kontrol altında tutun. Diyaliz seansları arası fazla sıvı almanız uygun değildir. Fazla sıvı almanız durumunda, bu fazla sıvıyı çekmek için diyaliz sonunda tansiyonunuz düşer ve fistülünüzde pıhtı gelişebilir.<br />
<br />
12)  Diyaliz sonunda iğne yerlerine uygulanan flaster ve bandajlar akımı kısıtlayabilir. Bu sebeple kanama durduktan sonra flaster ve bandajları çıkarınız.<br />
<br />
13)  Fistüllü tarafınız üzerine uyumayınız. Bu akımın kesilmesine ve pıhtı oluşumuna yol açabilir.<br />
<br />
14)  Günlük aktivitelerinizde fistülünüzü koruyacak önlemler alınız.<br />
<br />
15)  Asla fistül bölgesine kese veya masaj uygulatmayınız.<br />
<br />
16)  Asla fistülünüzü kan almak ve ilaç vermek için kullandırmayınız.<br />
<br />
17)   Asla fistülünüz üzerine saat veya bileklik türü şeyleri takmayınız.<br />
<br />
18)  Asla yakın temas gerektiren sporları yapmayınız.<br />
<br />
19)  Doktorunuz önerdiği şekilde fistüllü kol ile eksersiz yapınız. Zayıf fistüllerde fistül geliştirici eksersizler damaryolu akımınızı artırabilir.<br />
<br />
20)  Fistüllü kolunuzdan tansiyon ölçtürmeyin. Fistüllü kolunuzdaki damarlar kan almak , ilaç verilmesi için kullanılmamalıdır.<br />
<br />
21)  Damaryolunuz kasıkta ise ( kasık grefti veya fistülü) bacaklarınız kıvrık durumda uzun süre tutmayınız.<br />
<br />
22)  Kolunuzu aşırı sıkan  ve rahat çalışmasına engel olan kıyafetleri giymeyiniz.<br />
<br />
23)  Fistüllü kol ile çok ağır işler yapmayınız. Ağır poşetler ve ağır yükleri kaldırmayınız.<br />
<br />
24)  Kesici ve delici aletler kullanırken çok dikkatli olunuz. Kolunuzu her türlü travmadan koruyunuz. Kolunuza yönelik bir kesi veya çarpmada aşırı kanamalar oluşabilir.<br />
<br />
25)  Fistülünüzden aşırı kanama oluştuğunda kanama üzerine baskı uygulayarak en yakın hastaneye başvurunuz .<br />
<br />
26)  Sigara içmeyiniz.<br />
</span><br />
<br />
kaynak : <a href="http://www.damaryolu.net/%C3%B6neriler.htm" target="_blank">http://www.damaryolu.net/%C3%B6neriler.htm</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.diyaliz.name/damaryolu_nedir_dosyalar/image002.jpg" border="0" alt="[Resim: image002.jpg]" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Her hasta fistülün çalıştığını kontrol etmelidir. Fistülde titreşim azaldığında veya kaybolduğunda elinizi açıp kapatarak eksersiz yapın. Bu durumda diyaliz doktorunuza veya hemşirenize hemen bilgi veriniz. Damaryolunun tıkanması durumunda hemen yapılan müdahaleler damaryolunuzu kurtarabilir.<br />
<br />
2)      Fistüllü kolunuzu diyaliz günü sabahı sabunla iyice yıkayınız<br />
<br />
3)      Diyaliz hemşireleri iğneleri yerleştirirken temizliğe ve sterilliğe son derece özen göstermelidir. Her hasta için ayrı eldiven kullanılmalıdır.<br />
<br />
4)      Diyalize giderken kolunuza losyon veya kremler uygulamayın. Böyle kremler flasterlerin sıkıca yapışmasına sebep olabilir. Bu ise cildin tahrişine yol açar. Koruyucu krem ve losyonlar diyaliz sonrası veya diyalizin olmadığı günlerde uygulanmalıdır.<br />
<br />
5)      Bazı ciltler flaster ve bandajlara aşırı hassastır. Diyalizden sonra uygulanan bandaj ve flasterlerin uzun süre kalması cildi tahriş edebilir. Bandaj ve flasterleri kanamanın durduğundan emin olduktan sonra çıkartınız.<br />
<br />
6)      Doktorunuza ve diyaliz hemşirenize enfeksiyon şüphesi oluştuğunda hemen haber veriniz. Fistüllü kolunuzdaki enfeksiyon bulguları  kolda şişme, kızarma ve lokal ısı artışıdır.<br />
<br />
7)      İğne uygulama yerleri değişmelidir. İğnenin damarınıza yaptığı hasarın düzelmesi için süre gereklidir. Uzun süre aynı yerden yapılan girişler damaryolunuzda daralma, genişleme ve enfeksiyon gelişimine sebep olur. Diyaliz hemşirenizin iğne yerlerinin değişmesi isteklerine destek veriniz.<br />
<br />
8)      Diyaliz çıkışında kanayan iğne yeri üzerine uygun şekilde basınç uygulayınız. Aşırı baskı damaryolu akımını durdurur ve pıhtılaşmaya yol açar.<br />
<br />
9)      Diyaliz doktorunuzun tansiyonunuz konusundaki direktiflerine uyunuz. İyi bir tansiyon kontrolü fistül ve greftiniz için çok önemlidir. Damaryolunuzun çalışması sizin tansiyonunuzla direkt orantılıdır. Tansiyonunuzu düşüren uygulamalardan uzak durunuz.<br />
<br />
10)  Bayılma, baş dönmesi ve bayılma sonrası fistülünüzün çalışmasını kontrol ediniz.<br />
<br />
11)  Sıvı alımınızı kontrol altında tutun. Diyaliz seansları arası fazla sıvı almanız uygun değildir. Fazla sıvı almanız durumunda, bu fazla sıvıyı çekmek için diyaliz sonunda tansiyonunuz düşer ve fistülünüzde pıhtı gelişebilir.<br />
<br />
12)  Diyaliz sonunda iğne yerlerine uygulanan flaster ve bandajlar akımı kısıtlayabilir. Bu sebeple kanama durduktan sonra flaster ve bandajları çıkarınız.<br />
<br />
13)  Fistüllü tarafınız üzerine uyumayınız. Bu akımın kesilmesine ve pıhtı oluşumuna yol açabilir.<br />
<br />
14)  Günlük aktivitelerinizde fistülünüzü koruyacak önlemler alınız.<br />
<br />
15)  Asla fistül bölgesine kese veya masaj uygulatmayınız.<br />
<br />
16)  Asla fistülünüzü kan almak ve ilaç vermek için kullandırmayınız.<br />
<br />
17)   Asla fistülünüz üzerine saat veya bileklik türü şeyleri takmayınız.<br />
<br />
18)  Asla yakın temas gerektiren sporları yapmayınız.<br />
<br />
19)  Doktorunuz önerdiği şekilde fistüllü kol ile eksersiz yapınız. Zayıf fistüllerde fistül geliştirici eksersizler damaryolu akımınızı artırabilir.<br />
<br />
20)  Fistüllü kolunuzdan tansiyon ölçtürmeyin. Fistüllü kolunuzdaki damarlar kan almak , ilaç verilmesi için kullanılmamalıdır.<br />
<br />
21)  Damaryolunuz kasıkta ise ( kasık grefti veya fistülü) bacaklarınız kıvrık durumda uzun süre tutmayınız.<br />
<br />
22)  Kolunuzu aşırı sıkan  ve rahat çalışmasına engel olan kıyafetleri giymeyiniz.<br />
<br />
23)  Fistüllü kol ile çok ağır işler yapmayınız. Ağır poşetler ve ağır yükleri kaldırmayınız.<br />
<br />
24)  Kesici ve delici aletler kullanırken çok dikkatli olunuz. Kolunuzu her türlü travmadan koruyunuz. Kolunuza yönelik bir kesi veya çarpmada aşırı kanamalar oluşabilir.<br />
<br />
25)  Fistülünüzden aşırı kanama oluştuğunda kanama üzerine baskı uygulayarak en yakın hastaneye başvurunuz .<br />
<br />
26)  Sigara içmeyiniz.<br />
</span><br />
<br />
kaynak : <a href="http://www.damaryolu.net/%C3%B6neriler.htm" target="_blank">http://www.damaryolu.net/%C3%B6neriler.htm</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[fistulü korumak ıcın neler yapmalıyım dus alırken dıkkat etmem gerekenler nelerdır ?]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2779</link>
			<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 14:35:07 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2779</guid>
			<description><![CDATA[fistulumu dahada gelıstırmek ıstıyorum sureklı topla oynuyorum acaba gelısırmı?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[fistulumu dahada gelıstırmek ıstıyorum sureklı topla oynuyorum acaba gelısırmı?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SOHBET]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2778</link>
			<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 12:47:43 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2778</guid>
			<description><![CDATA[PRA HAKINDA BİLĞİ VE BUNDANDAN NSL KURTULUR  BU KONUDA BENİ AYDINLATAN ARKADAŞLARIMIZ VARSA  BEKLERİM BEN ANKARADAN YAKUP OLMAZSA OTURUP TARTIŞA BİLİRİZDE BEKLERİM  SAYGILAR.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[PRA HAKINDA BİLĞİ VE BUNDANDAN NSL KURTULUR  BU KONUDA BENİ AYDINLATAN ARKADAŞLARIMIZ VARSA  BEKLERİM BEN ANKARADAN YAKUP OLMAZSA OTURUP TARTIŞA BİLİRİZDE BEKLERİM  SAYGILAR.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[merhaba herkes]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2777</link>
			<pubDate>Sun, 01 Apr 2012 20:34:05 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2777</guid>
			<description><![CDATA[7 yıllık diyaliz hastasıyım. yeterli sanırım...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[7 yıllık diyaliz hastasıyım. yeterli sanırım...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Stres şeker hastalığı riskini artırıyor]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2776</link>
			<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 14:55:39 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2776</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/1-diyabet.jpg" border="0" alt="[Resim: 1-diyabet.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Şeker hastalığıyla mücadele amacıyla Sağlık Bakanlığı'nın yanı sıra ilgili sivil toplum örgütlerince yürütülen projede, diyabetle stres arasında yakın ilişkiye dikkat çekildi.</span><br />
<br />
Çalışmayla, hastalığını kabullenen ve yaşamlarını buna şekillendiren diyabetlilerde sağlık sorunlarının daha az ortaya çıktığı, stresin hem sağlıklı kişilerde glikoz toleransını bozduğu, hem de hastalarda glisemik kontrolü olumsuz etkilediği, diyabetiklerin, diğer kişilere kıyasla daha kolay depresyona girdiği belirlendi.<br />
<br />
"Diyabet 2020: Vizyon ve Hedefler Projesi" kapsamında hazırlanan çalışmada, hastalıkla baş etmede stresin kontrol altına alınmasının önemine işaret edildi.<br />
<br />
Çalışmaya göre, diyabetli hastaların algı ve tutumlarındaki en önemli sorunlarından biri, insülin kullanımına yönelik.<br />
<br />
Toplumda, "İnsülin ancak hastalığın son dönemlerinde mümkün olduğu kadar geç başlanması gereken, kullanılması vücutta alışkanlık yapan, başlanınca bırakılmayan bir ilaç" olarak algılanıyor.<br />
<br />
Bu kanının oluşmasında, hekimlerin aldıkları tıp eğitiminin ve algılarının da önemli olduğu vurgulandı. Ancak, insüline geç başlanması ve efektif dozlarda kullanılmaması, hem komplikasyonların doğurduğu sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor; hem de hastalarda ve ekonomide büyük yük yaratıyor.<br />
<br />
Çalışmaya göre, yaşam boyu süren ve iyi yönetilmesi gereken bir hastalık olan diyabet, iyi kontrol edildiğinde hastaların kaliteli bir yaşam sürmelerinin önünde engel teşkil etmiyor.<br />
<br />
Hastanın kendine bakabilme ve hastalığıyla baş etme becerisinin bunda büyük önem taşıdığı belirtilen çalışmada, şu tespitlerde bulunuldu:<br />
<br />
"-Hastalıkla baş etme, salt davranışı değil, psikolojik boyutu da içeriyor.<br />
-Bireylerin duygusal ve zihinsel açıdan hastalıklarını kabullenmeleri, hastalıkla baş etmede kendi öz kaynaklarına güvenmeleri, hem koruyucu hem de komplikasyonları azaltıcı bir faktör.<br />
-Çalışmalar, baş etme becerileri yüksek bireylerde sağlık sorunlarının daha az gözlendiğini, sağlık sorunları ortaya çıktığında ise daha az komplikasyonla sonuçlandığını ortaya koyuyor."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">"Stres, glikoz toleransını bozuyor"</span><br />
<br />
Stresin sağlıklı bireylerde glikoz toleransını bozabildiği, diyabetlilerde ise glisemik kontrolü olumsuz etkilediği bildirilen çalışmada, şu bilgiler yer aldı:<br />
<br />
"-Diyabetik bireyler, diğerlerine kıyasla depresyona girmeye daha çok eğilimli.<br />
-Depresif diyabet hastalarında diyabet komplikasyonları ve kronik diğer hastalıkların görülme olasılığı daha yüksek.<br />
-Depresif diyabet hastaları verilen tedavileri izlemede daha düşük motivasyona sahip olup, fiziksel ve sosyal açıdan daha az aktifler.<br />
-Depresyon aynı zamanda, özellikle de düşük sosyo-ekonomik gruplarda diyabetin ortaya çıkmasında etkili bir faktör."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Türkiye'de erişkin nüfusun yüzde 7.2'si diyabetli</span><br />
<br />
Türkiye Diyabet Epidemiyoloji Araştırma Projesi (TURDEP I) verilerine göre, ülkenin erişkin toplumunda diyabet yüzde 7.2 (kadınlarda yüzde 8, erkeklerde yüzde 6.2), bozulmuş glukoz toleransı ise yüzde 6.7 sıklıkta görülüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">TURDEP-II çalışmasının ön raporuna göre de, Türk erişkin toplumunda diyabet sıklığı yüzde 13'e ulaşmış durumda.</span><br />
<br />
Kentselde diyabet oranı biraz daha yüksek olmakla birlikte, TURDEP-II çalışmasına göre kentsel ve kırsal diyabet sıklığı arasında artık çok anlamlı bir fark kalmadı.<br />
<br />
Çalışmaya göre, bilinen diyabet (yüzde 45) ve yeni diyabet (yüzde 55) oranları, birbirine yakın.<br />
<br />
Diyabet sıklığı erkeklerde kadınlara göre biraz daha düşük bulunsa da, iki cins arasında çok anlamlı bir fark yok.<br />
<br />
Türkiye'de 35 yaş üstü nüfusta diyabet görülme sıklığının yüzde 11.3, bunun da 3.3 milyon kişiye karşılık geldiği tahmin ediliyor.<br />
<br />
Türkiye'de yüzde 6.7 olan artış hızıyla diyabetli popülasyonun 10-11 yılda ikiye katlanacağı öngörülüyor. Ulusal Hastalık Yükü çalışmasının ölüm oranlarına göre diyabet, Türkiye'de ulusal düzeyde ölüme neden olan ilk 10 hastalık arasında yüzde 2.2 ile 8. sırada yer alıyor.<br />
<br />
Şeker hastalığı, erkeklerde 11, kadınlarda ise 7'inci sırada ölüm sebebi.<br />
<br />
<span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">Stres ve cözüm yolları ile ilgili <a href="http://www.gencdiyaliz.com/forum/forumdisplay.php?fid=25" target="_blank">psikoloji bölümümüze</a> bakabilirsiniz. <a href="http://www.gencdiyaliz.com/forum/forumdisplay.php?fid=25" target="_blank">http://www.gencdiyaliz.com/forum/forumdi...php?fid=25</a></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.saglikveyasamdergisi.com.tr/resimler/1-diyabet.jpg" border="0" alt="[Resim: 1-diyabet.jpg]" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Şeker hastalığıyla mücadele amacıyla Sağlık Bakanlığı'nın yanı sıra ilgili sivil toplum örgütlerince yürütülen projede, diyabetle stres arasında yakın ilişkiye dikkat çekildi.</span><br />
<br />
Çalışmayla, hastalığını kabullenen ve yaşamlarını buna şekillendiren diyabetlilerde sağlık sorunlarının daha az ortaya çıktığı, stresin hem sağlıklı kişilerde glikoz toleransını bozduğu, hem de hastalarda glisemik kontrolü olumsuz etkilediği, diyabetiklerin, diğer kişilere kıyasla daha kolay depresyona girdiği belirlendi.<br />
<br />
"Diyabet 2020: Vizyon ve Hedefler Projesi" kapsamında hazırlanan çalışmada, hastalıkla baş etmede stresin kontrol altına alınmasının önemine işaret edildi.<br />
<br />
Çalışmaya göre, diyabetli hastaların algı ve tutumlarındaki en önemli sorunlarından biri, insülin kullanımına yönelik.<br />
<br />
Toplumda, "İnsülin ancak hastalığın son dönemlerinde mümkün olduğu kadar geç başlanması gereken, kullanılması vücutta alışkanlık yapan, başlanınca bırakılmayan bir ilaç" olarak algılanıyor.<br />
<br />
Bu kanının oluşmasında, hekimlerin aldıkları tıp eğitiminin ve algılarının da önemli olduğu vurgulandı. Ancak, insüline geç başlanması ve efektif dozlarda kullanılmaması, hem komplikasyonların doğurduğu sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor; hem de hastalarda ve ekonomide büyük yük yaratıyor.<br />
<br />
Çalışmaya göre, yaşam boyu süren ve iyi yönetilmesi gereken bir hastalık olan diyabet, iyi kontrol edildiğinde hastaların kaliteli bir yaşam sürmelerinin önünde engel teşkil etmiyor.<br />
<br />
Hastanın kendine bakabilme ve hastalığıyla baş etme becerisinin bunda büyük önem taşıdığı belirtilen çalışmada, şu tespitlerde bulunuldu:<br />
<br />
"-Hastalıkla baş etme, salt davranışı değil, psikolojik boyutu da içeriyor.<br />
-Bireylerin duygusal ve zihinsel açıdan hastalıklarını kabullenmeleri, hastalıkla baş etmede kendi öz kaynaklarına güvenmeleri, hem koruyucu hem de komplikasyonları azaltıcı bir faktör.<br />
-Çalışmalar, baş etme becerileri yüksek bireylerde sağlık sorunlarının daha az gözlendiğini, sağlık sorunları ortaya çıktığında ise daha az komplikasyonla sonuçlandığını ortaya koyuyor."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">"Stres, glikoz toleransını bozuyor"</span><br />
<br />
Stresin sağlıklı bireylerde glikoz toleransını bozabildiği, diyabetlilerde ise glisemik kontrolü olumsuz etkilediği bildirilen çalışmada, şu bilgiler yer aldı:<br />
<br />
"-Diyabetik bireyler, diğerlerine kıyasla depresyona girmeye daha çok eğilimli.<br />
-Depresif diyabet hastalarında diyabet komplikasyonları ve kronik diğer hastalıkların görülme olasılığı daha yüksek.<br />
-Depresif diyabet hastaları verilen tedavileri izlemede daha düşük motivasyona sahip olup, fiziksel ve sosyal açıdan daha az aktifler.<br />
-Depresyon aynı zamanda, özellikle de düşük sosyo-ekonomik gruplarda diyabetin ortaya çıkmasında etkili bir faktör."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Türkiye'de erişkin nüfusun yüzde 7.2'si diyabetli</span><br />
<br />
Türkiye Diyabet Epidemiyoloji Araştırma Projesi (TURDEP I) verilerine göre, ülkenin erişkin toplumunda diyabet yüzde 7.2 (kadınlarda yüzde 8, erkeklerde yüzde 6.2), bozulmuş glukoz toleransı ise yüzde 6.7 sıklıkta görülüyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">TURDEP-II çalışmasının ön raporuna göre de, Türk erişkin toplumunda diyabet sıklığı yüzde 13'e ulaşmış durumda.</span><br />
<br />
Kentselde diyabet oranı biraz daha yüksek olmakla birlikte, TURDEP-II çalışmasına göre kentsel ve kırsal diyabet sıklığı arasında artık çok anlamlı bir fark kalmadı.<br />
<br />
Çalışmaya göre, bilinen diyabet (yüzde 45) ve yeni diyabet (yüzde 55) oranları, birbirine yakın.<br />
<br />
Diyabet sıklığı erkeklerde kadınlara göre biraz daha düşük bulunsa da, iki cins arasında çok anlamlı bir fark yok.<br />
<br />
Türkiye'de 35 yaş üstü nüfusta diyabet görülme sıklığının yüzde 11.3, bunun da 3.3 milyon kişiye karşılık geldiği tahmin ediliyor.<br />
<br />
Türkiye'de yüzde 6.7 olan artış hızıyla diyabetli popülasyonun 10-11 yılda ikiye katlanacağı öngörülüyor. Ulusal Hastalık Yükü çalışmasının ölüm oranlarına göre diyabet, Türkiye'de ulusal düzeyde ölüme neden olan ilk 10 hastalık arasında yüzde 2.2 ile 8. sırada yer alıyor.<br />
<br />
Şeker hastalığı, erkeklerde 11, kadınlarda ise 7'inci sırada ölüm sebebi.<br />
<br />
<span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">Stres ve cözüm yolları ile ilgili <a href="http://www.gencdiyaliz.com/forum/forumdisplay.php?fid=25" target="_blank">psikoloji bölümümüze</a> bakabilirsiniz. <a href="http://www.gencdiyaliz.com/forum/forumdisplay.php?fid=25" target="_blank">http://www.gencdiyaliz.com/forum/forumdi...php?fid=25</a></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye sigaradan ölümde dünya birincisi oldu]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2775</link>
			<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 11:42:45 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2775</guid>
			<description><![CDATA[Dünyanın saygın sağlık kurumları tarafından her yıl hazırlanan Dünya Tütün Atlası yayımlandı.<br />
<br />
<img src="http://bilgibitmez.com/wp-content/uploads/2011/01/sigaran%C4%B1n-zararlar%C4%B1.jpg" border="0" alt="[Resim: sigaran%C4%B1n-zararlar%C4%B1.jpg&#93;" /><br />
<br />
<br />
Çalışmaya göre Türk erkeklerinin yüzde 46&#65533;sı sigara içiyor, erkek hastaların yüzde 37.6&#65533;sı sigaradan ölüyor.<br />
<br />
AMERİKAN Kanser Derneği ile Dünya Akciğer Derneği, her yıl dünya kamuoyuna sunulan Tütün Atlası'nın 2012 yılı için özel olarak hazırlanan baskısını yayımladı. Raporda, sigaranın ölüm ve hastalıklara davetiye çıkardığı rakamlarla destekleniyor. Belgede, Türkiye, dünyada sıklıkla kullanılan Türk gibi sigara içmek deyimini doğrular bir performans sergiliyor. Dünya ülkeleri arasında erkek ölümlerinde sigaranın en etkili olduğu ülke Türkiye. Türk erkeklerinin yüzde 37&#65533;si sigara yüzünden hayatını kaybediyor. Bu oran kadınlarda ise yüzde 5 seviyesinde.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Atlastan çarpıcı satır başları</span><br />
<br />
- Türkiye&#65533;de kişi başına yıllık ortalama 1399 sigara içiliyor.<br />
<br />
- Türk erkeklerinin yüzde 46&#65533;sı, kadınlarında yüzde 15&#65533;i sigara içiyor.<br />
<br />
- Türk erkeğinin yüzde 37.6&#65533;sı sigaradan hayatını kaybediyor.<br />
<br />
- Türkiye erkek ölüm oranıyla Ermenistan (32.7), Kazakistan (34.7), Polonya (31.1) ve Belçika (30.6) gibi ülkeleri geride bırakıyor.<br />
<br />
- Kadınların yüzde 5.8&#65533;i sigara yüzünden hayatını kaybediyor.<br />
<br />
- Pasif içiciliğe maruz kalan çocukların oranı yüzde 89. Türkiye, Polonya, Romanya ve Yunanistan&#65533;la birlikte bu alanda üst sıralarda.<br />
<br />
- 13-15 yaş arasındaki erkek çocuklarında sigara içme oranı yüzde 9.4.<br />
<br />
- Kız çocuklarının sigara içme oranı 3.5. 13-15 yaş aralığındaki çocukların yüzde 6.9&#65533;su sigara tüketiyor.<br />
<br />
- 13-15 yaşlarındaki erkek çocukların yüzde 18&#65533;inde sigara logolu eşyası varken, bu oran kız çocuklarında yüzde 10 seviyesinde.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Sigaralardaki kimyasallar</span><br />
<br />
Ortalama bir sigarada 7 bini aşkın kimyasal bulunur. Bunlardan 100&#65533;lercesi zehirlidir ve en azından 69&#65533;u kansere sebep olur. Bunlardan bazıları şunlardır ve şu maddelerde bulunabilir.<br />
<br />
- Aseton- Boya<br />
- Asetilen- Kaynak makinesi<br />
- Arsenik- Böcek ilacı<br />
- Benzen- Napalm<br />
- Bütan- Çakmak gazı<br />
- Kadmiyum- Akü<br />
- Karbonmonoksit- Egzos gazı<br />
- Diklorodifeniltrikloretan- Böcek öldürücü<br />
- Hidrojen siyanid- İdam cezasında kullanılan gaz<br />
- Metanol- Roket yakıtı<br />
- Nikotin- Hamamböcek zehri<br />
- Fenol- Tuvalet temizleme kimyasalı<br />
<br />
Sigara insan sağlığını nasıl etkiliyor?<br />
<br />
BEYİN: İnme, bağımlılık, beyin kimyasının bozulması, gerginlik<br />
<br />
SAÇ: Koku ve renk değişimi<br />
<br />
GÖZ: Körlük (Sarı nokta) Katarakt Tik, göz kırpma<br />
<br />
KULAK: Duyma kaybı Kulak enfeksiyonu<br />
<br />
BURUN: Sinüzit Koku kaybı Burun boşluğu kanseri<br />
<br />
AĞIZ: Dudak, ağız ve gırtlak kanseri Boğaz ağrısı Tat alma duygusunda bozukluk Kötü nefes<br />
<br />
DİŞ: Çürük Diş kaybı Plak Renk kaybı<br />
<br />
KALP: Kalp krizi Kalp damarı zararı<br />
<br />
GÖĞÜS: Göğüs kanseri riski Mide, kolon, pankreas kanseri Ülser<br />
<br />
AKCİĞER: Akciğer, bronş kanseri. Kronik bronşit Nefes darlığı Astım Kronik öksürük<br />
<br />
KARACİĞER: Karaciğer kanseri<br />
<br />
BÖBREK-MESANE: Böbrek ve mesane kanseri<br />
<br />
ELLER: Kan dolaşımının bozulması. Damar hastalığı<br />
<br />
CİLT: Ten renginin değişmesi Kırışıklık Erken yaşlanma<br />
<br />
Üreme sistemi / ERKEK: Sperm kalitesinde azalma Kısırlık<br />
<br />
Üreme sistemi / KADIN: Rahim ağzı kanseri Erken menopoz Ağrılı regl Kısırlık<br />
<br />
İSKELET: Osteoporosis Kalça ekleminde sorun Kemik iliği kanseri<br />
<br />
DOLAŞIM SİSTEMİ: Buerger hastalığı Akut kan kanseri<br />
<br />
YARA-AMELİYATLAR: Yavaş iyileşen yara Ameliyatın etkisinden geç kurtulmak Sigara yüzünden oluşan yanık izleri<br />
<br />
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ: Enfeksiyonlara karşı dayanıksızlık<br />
<br />
AYAK-BACAK: Kan dolaşımının yavaşlaması Bacak ağrısı Kangren<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">HAMİLELERDE SAĞLIK RİSKİ<br />
<br />
ANNE</span><br />
<br />
- Plasenta erken ayrılır.<br />
- Plasenta, doğum kanalının girişini tıkar.<br />
- Erken doğum.<br />
- Düşük.<br />
- Dış gebelik.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ÇOCUK</span><br />
<br />
- Ölü doğum.<br />
- Ani bebek ölümü sendromu.<br />
- Akciğerin görevini yerine getirememesi.<br />
- Akciğerlerin orantısız büyümesi.<br />
- Astım.<br />
- Bronşit.<br />
- Öksürük.<br />
- Kanser.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">GAZETE VATAN</span><br />
<br />
Kaynak: <a href="http://www.samanyoluhaber.com/saglik/Turkiye-sigaradan-olumde-dunya-birincisi-oldu/741488/#ixzz1pvoBTNoc" target="_blank">http://www.samanyoluhaber.com/saglik/Tur...z1pvoBTNoc</a><br />
<br />
<img src="https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/425910_325132140863196_146700935372985_932410_471915042_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 425910_325132140863196_146700935372985_9...5042_n.jpg&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dünyanın saygın sağlık kurumları tarafından her yıl hazırlanan Dünya Tütün Atlası yayımlandı.<br />
<br />
<img src="http://bilgibitmez.com/wp-content/uploads/2011/01/sigaran%C4%B1n-zararlar%C4%B1.jpg" border="0" alt="[Resim: sigaran%C4%B1n-zararlar%C4%B1.jpg]" /><br />
<br />
<br />
Çalışmaya göre Türk erkeklerinin yüzde 46&#65533;sı sigara içiyor, erkek hastaların yüzde 37.6&#65533;sı sigaradan ölüyor.<br />
<br />
AMERİKAN Kanser Derneği ile Dünya Akciğer Derneği, her yıl dünya kamuoyuna sunulan Tütün Atlası'nın 2012 yılı için özel olarak hazırlanan baskısını yayımladı. Raporda, sigaranın ölüm ve hastalıklara davetiye çıkardığı rakamlarla destekleniyor. Belgede, Türkiye, dünyada sıklıkla kullanılan Türk gibi sigara içmek deyimini doğrular bir performans sergiliyor. Dünya ülkeleri arasında erkek ölümlerinde sigaranın en etkili olduğu ülke Türkiye. Türk erkeklerinin yüzde 37&#65533;si sigara yüzünden hayatını kaybediyor. Bu oran kadınlarda ise yüzde 5 seviyesinde.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Atlastan çarpıcı satır başları</span><br />
<br />
- Türkiye&#65533;de kişi başına yıllık ortalama 1399 sigara içiliyor.<br />
<br />
- Türk erkeklerinin yüzde 46&#65533;sı, kadınlarında yüzde 15&#65533;i sigara içiyor.<br />
<br />
- Türk erkeğinin yüzde 37.6&#65533;sı sigaradan hayatını kaybediyor.<br />
<br />
- Türkiye erkek ölüm oranıyla Ermenistan (32.7), Kazakistan (34.7), Polonya (31.1) ve Belçika (30.6) gibi ülkeleri geride bırakıyor.<br />
<br />
- Kadınların yüzde 5.8&#65533;i sigara yüzünden hayatını kaybediyor.<br />
<br />
- Pasif içiciliğe maruz kalan çocukların oranı yüzde 89. Türkiye, Polonya, Romanya ve Yunanistan&#65533;la birlikte bu alanda üst sıralarda.<br />
<br />
- 13-15 yaş arasındaki erkek çocuklarında sigara içme oranı yüzde 9.4.<br />
<br />
- Kız çocuklarının sigara içme oranı 3.5. 13-15 yaş aralığındaki çocukların yüzde 6.9&#65533;su sigara tüketiyor.<br />
<br />
- 13-15 yaşlarındaki erkek çocukların yüzde 18&#65533;inde sigara logolu eşyası varken, bu oran kız çocuklarında yüzde 10 seviyesinde.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Sigaralardaki kimyasallar</span><br />
<br />
Ortalama bir sigarada 7 bini aşkın kimyasal bulunur. Bunlardan 100&#65533;lercesi zehirlidir ve en azından 69&#65533;u kansere sebep olur. Bunlardan bazıları şunlardır ve şu maddelerde bulunabilir.<br />
<br />
- Aseton- Boya<br />
- Asetilen- Kaynak makinesi<br />
- Arsenik- Böcek ilacı<br />
- Benzen- Napalm<br />
- Bütan- Çakmak gazı<br />
- Kadmiyum- Akü<br />
- Karbonmonoksit- Egzos gazı<br />
- Diklorodifeniltrikloretan- Böcek öldürücü<br />
- Hidrojen siyanid- İdam cezasında kullanılan gaz<br />
- Metanol- Roket yakıtı<br />
- Nikotin- Hamamböcek zehri<br />
- Fenol- Tuvalet temizleme kimyasalı<br />
<br />
Sigara insan sağlığını nasıl etkiliyor?<br />
<br />
BEYİN: İnme, bağımlılık, beyin kimyasının bozulması, gerginlik<br />
<br />
SAÇ: Koku ve renk değişimi<br />
<br />
GÖZ: Körlük (Sarı nokta) Katarakt Tik, göz kırpma<br />
<br />
KULAK: Duyma kaybı Kulak enfeksiyonu<br />
<br />
BURUN: Sinüzit Koku kaybı Burun boşluğu kanseri<br />
<br />
AĞIZ: Dudak, ağız ve gırtlak kanseri Boğaz ağrısı Tat alma duygusunda bozukluk Kötü nefes<br />
<br />
DİŞ: Çürük Diş kaybı Plak Renk kaybı<br />
<br />
KALP: Kalp krizi Kalp damarı zararı<br />
<br />
GÖĞÜS: Göğüs kanseri riski Mide, kolon, pankreas kanseri Ülser<br />
<br />
AKCİĞER: Akciğer, bronş kanseri. Kronik bronşit Nefes darlığı Astım Kronik öksürük<br />
<br />
KARACİĞER: Karaciğer kanseri<br />
<br />
BÖBREK-MESANE: Böbrek ve mesane kanseri<br />
<br />
ELLER: Kan dolaşımının bozulması. Damar hastalığı<br />
<br />
CİLT: Ten renginin değişmesi Kırışıklık Erken yaşlanma<br />
<br />
Üreme sistemi / ERKEK: Sperm kalitesinde azalma Kısırlık<br />
<br />
Üreme sistemi / KADIN: Rahim ağzı kanseri Erken menopoz Ağrılı regl Kısırlık<br />
<br />
İSKELET: Osteoporosis Kalça ekleminde sorun Kemik iliği kanseri<br />
<br />
DOLAŞIM SİSTEMİ: Buerger hastalığı Akut kan kanseri<br />
<br />
YARA-AMELİYATLAR: Yavaş iyileşen yara Ameliyatın etkisinden geç kurtulmak Sigara yüzünden oluşan yanık izleri<br />
<br />
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ: Enfeksiyonlara karşı dayanıksızlık<br />
<br />
AYAK-BACAK: Kan dolaşımının yavaşlaması Bacak ağrısı Kangren<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">HAMİLELERDE SAĞLIK RİSKİ<br />
<br />
ANNE</span><br />
<br />
- Plasenta erken ayrılır.<br />
- Plasenta, doğum kanalının girişini tıkar.<br />
- Erken doğum.<br />
- Düşük.<br />
- Dış gebelik.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ÇOCUK</span><br />
<br />
- Ölü doğum.<br />
- Ani bebek ölümü sendromu.<br />
- Akciğerin görevini yerine getirememesi.<br />
- Akciğerlerin orantısız büyümesi.<br />
- Astım.<br />
- Bronşit.<br />
- Öksürük.<br />
- Kanser.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">GAZETE VATAN</span><br />
<br />
Kaynak: <a href="http://www.samanyoluhaber.com/saglik/Turkiye-sigaradan-olumde-dunya-birincisi-oldu/741488/#ixzz1pvoBTNoc" target="_blank">http://www.samanyoluhaber.com/saglik/Tur...z1pvoBTNoc</a><br />
<br />
<img src="https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/425910_325132140863196_146700935372985_932410_471915042_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 425910_325132140863196_146700935372985_9...5042_n.jpg]" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BİLE BİLE İNTİHAR]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2774</link>
			<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 10:37:12 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2774</guid>
			<description><![CDATA[Bile bile ölüme gitmek ihtihar değil de nedir?<br />
<br />
<img src="https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/425910_325132140863196_146700935372985_932410_471915042_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 425910_325132140863196_146700935372985_9...5042_n.jpg&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bile bile ölüme gitmek ihtihar değil de nedir?<br />
<br />
<img src="https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/425910_325132140863196_146700935372985_932410_471915042_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 425910_325132140863196_146700935372985_9...5042_n.jpg]" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ACİLE GİDEN HASTALAR DİKKAT !]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2773</link>
			<pubDate>Wed, 14 Mar 2012 10:53:47 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2773</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img6.mynet.com/ha7/a/acil-servis.jpg" border="0" alt="[Resim: acil-servis.jpg&#93;" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Sosyal Güvenlik<br />
Kurumu&#8217;nun (SGK) geçtiğimiz günlerde yaptığı düzenleme, hükümetin &#8220;herkese<br />
ücretsiz acil servis&#8221; iddiasında delik açtı.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Tebliğ ile özel hastanelerin acil servislerinde tedavi<br />
görürken &#8220;acil hali&#8221; sona erdiği düşünülen hastalara<br />
taahhütname imzalatılacak ve sonraki masraflar kendisinden<br />
alınacak.</span><br />
<br />
Alınan bilgiye göre, SGK&#8217;nın geçtiğimiz günlerde<br />
yayımladığı Sağlık Uygulama Tebliği (SUT), vakıf<br />
üniversiteleri ile özel hastanelerin acil servislerine<br />
başvuranlardan para alınmasının önünü açtı. SGK, bu kez de<br />
özel sağlık kuruluşlarına acil olarak başvurulsa bile bu<br />
halin ortadan kalktığına karar verilen hallerde ücret<br />
alınmasına izin verdi. Buna göre, vakıf üniversiteleri ile<br />
özel hastanelerin acil servislerine başvuranların acil<br />
hallerinin sona erdiğinin düşünülmesi halinde, hastaya<br />
taahhütname imzalatılacak. Taahhütnamede şu ifade yer<br />
alacak:<br />
<br />
&#8220;Acil hal nedeniyle başvurduğum kurumda yapılan tedavim<br />
sonrası acil halimin sona erdiği ve bundan sonra sunulacak<br />
sağlık hizmetleri için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından<br />
belirlenen usul ve esaslara göre ilave ücret ödemeyi ve<br />
ödediğim ilave ücreti Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;ndan talep<br />
etmeyeceğimi kabul ve taahhüt ediyorum.&#8221;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Acile giden hastaya &#8216;acil değilim&#8217; taahhütnamesi</span><br />
<br />
Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;nun (SGK) geçtiğimiz günlerde<br />
yaptığı düzenleme, hükümetin &#8220;herkese ücretsiz acil servis&#8221;<br />
iddiasında delik açtı. Tebliğ ile özel hastanelerin acil<br />
servislerinde tedavi görürken &#8220;acil hali&#8221; sona erdiği<br />
düşünülen hastalara taahhütname imzalatılacak ve sonraki<br />
masraflar kendisinden alınacak.<br />
<br />
Alınan bilgiye göre, SGK&#8217;nın geçtiğimiz günlerde<br />
yayımladığı Sağlık Uygulama Tebliği (SUT), vakıf<br />
üniversiteleri ile özel hastanelerin acil servislerine<br />
başvuranlardan para alınmasının önünü açtı. SGK, bu kez de<br />
özel sağlık kuruluşlarına acil olarak başvurulsa bile bu<br />
halin ortadan kalktığına karar verilen hallerde ücret<br />
alınmasına izin verdi. Buna göre, vakıf üniversiteleri ile<br />
özel hastanelerin acil servislerine başvuranların acil<br />
hallerinin sona erdiğinin düşünülmesi halinde, hastaya<br />
taahhütname imzalatılacak. Taahhütnamede şu ifade yer<br />
alacak:<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"><br />
&#8220;Acil hal nedeniyle başvurduğum kurumda yapılan tedavim<br />
sonrası acil halimin sona erdiği ve bundan sonra sunulacak<br />
sağlık hizmetleri için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından<br />
belirlenen usul ve esaslara göre ilave ücret ödemeyi ve<br />
ödediğim ilave ücreti Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;ndan talep<br />
etmeyeceğimi kabul ve taahhüt ediyorum.&#8221;<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Önüne fatura konulacak</span><br />
<br />
Taahhütname için hasta yerine hasta yakınından da imza<br />
alınabilecek. Mevcut mevzuatlarda göre SGK, ani gelişen<br />
hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlar, tıbbi<br />
müdahale gerektiren durumlar ile başka bir sağlık kuruluşuna<br />
nakli halinde hayatın veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme<br />
riskinin doğacağı kabul edilen durumlar dışındaki hastaları<br />
acil kabul etmiyor.<br />
<br />
Yapılan düzenleme ile baygın durumdaki yahut acı içindeki<br />
vatandaşın durumunun acil olup olmadığına karar vermesi ve<br />
önüne konan belgeyi imzalaması istenecek. Belgenin<br />
imzalanması halinde özel hastanelerde oldukça yüksek<br />
miktarlara ulaşabilen tahlil ve muayene ücretlerinden doğan<br />
faturalarla karşı karşıya kalınabilecek.<br />
<br />
<br />
kaynak:mynet.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img6.mynet.com/ha7/a/acil-servis.jpg" border="0" alt="[Resim: acil-servis.jpg]" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Sosyal Güvenlik<br />
Kurumu&#8217;nun (SGK) geçtiğimiz günlerde yaptığı düzenleme, hükümetin &#8220;herkese<br />
ücretsiz acil servis&#8221; iddiasında delik açtı.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Tebliğ ile özel hastanelerin acil servislerinde tedavi<br />
görürken &#8220;acil hali&#8221; sona erdiği düşünülen hastalara<br />
taahhütname imzalatılacak ve sonraki masraflar kendisinden<br />
alınacak.</span><br />
<br />
Alınan bilgiye göre, SGK&#8217;nın geçtiğimiz günlerde<br />
yayımladığı Sağlık Uygulama Tebliği (SUT), vakıf<br />
üniversiteleri ile özel hastanelerin acil servislerine<br />
başvuranlardan para alınmasının önünü açtı. SGK, bu kez de<br />
özel sağlık kuruluşlarına acil olarak başvurulsa bile bu<br />
halin ortadan kalktığına karar verilen hallerde ücret<br />
alınmasına izin verdi. Buna göre, vakıf üniversiteleri ile<br />
özel hastanelerin acil servislerine başvuranların acil<br />
hallerinin sona erdiğinin düşünülmesi halinde, hastaya<br />
taahhütname imzalatılacak. Taahhütnamede şu ifade yer<br />
alacak:<br />
<br />
&#8220;Acil hal nedeniyle başvurduğum kurumda yapılan tedavim<br />
sonrası acil halimin sona erdiği ve bundan sonra sunulacak<br />
sağlık hizmetleri için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından<br />
belirlenen usul ve esaslara göre ilave ücret ödemeyi ve<br />
ödediğim ilave ücreti Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;ndan talep<br />
etmeyeceğimi kabul ve taahhüt ediyorum.&#8221;<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Acile giden hastaya &#8216;acil değilim&#8217; taahhütnamesi</span><br />
<br />
Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;nun (SGK) geçtiğimiz günlerde<br />
yaptığı düzenleme, hükümetin &#8220;herkese ücretsiz acil servis&#8221;<br />
iddiasında delik açtı. Tebliğ ile özel hastanelerin acil<br />
servislerinde tedavi görürken &#8220;acil hali&#8221; sona erdiği<br />
düşünülen hastalara taahhütname imzalatılacak ve sonraki<br />
masraflar kendisinden alınacak.<br />
<br />
Alınan bilgiye göre, SGK&#8217;nın geçtiğimiz günlerde<br />
yayımladığı Sağlık Uygulama Tebliği (SUT), vakıf<br />
üniversiteleri ile özel hastanelerin acil servislerine<br />
başvuranlardan para alınmasının önünü açtı. SGK, bu kez de<br />
özel sağlık kuruluşlarına acil olarak başvurulsa bile bu<br />
halin ortadan kalktığına karar verilen hallerde ücret<br />
alınmasına izin verdi. Buna göre, vakıf üniversiteleri ile<br />
özel hastanelerin acil servislerine başvuranların acil<br />
hallerinin sona erdiğinin düşünülmesi halinde, hastaya<br />
taahhütname imzalatılacak. Taahhütnamede şu ifade yer<br />
alacak:<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"><br />
&#8220;Acil hal nedeniyle başvurduğum kurumda yapılan tedavim<br />
sonrası acil halimin sona erdiği ve bundan sonra sunulacak<br />
sağlık hizmetleri için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından<br />
belirlenen usul ve esaslara göre ilave ücret ödemeyi ve<br />
ödediğim ilave ücreti Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;ndan talep<br />
etmeyeceğimi kabul ve taahhüt ediyorum.&#8221;<br />
</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Önüne fatura konulacak</span><br />
<br />
Taahhütname için hasta yerine hasta yakınından da imza<br />
alınabilecek. Mevcut mevzuatlarda göre SGK, ani gelişen<br />
hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlar, tıbbi<br />
müdahale gerektiren durumlar ile başka bir sağlık kuruluşuna<br />
nakli halinde hayatın veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme<br />
riskinin doğacağı kabul edilen durumlar dışındaki hastaları<br />
acil kabul etmiyor.<br />
<br />
Yapılan düzenleme ile baygın durumdaki yahut acı içindeki<br />
vatandaşın durumunun acil olup olmadığına karar vermesi ve<br />
önüne konan belgeyi imzalaması istenecek. Belgenin<br />
imzalanması halinde özel hastanelerde oldukça yüksek<br />
miktarlara ulaşabilen tahlil ve muayene ücretlerinden doğan<br />
faturalarla karşı karşıya kalınabilecek.<br />
<br />
<br />
kaynak:mynet.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[böbrek]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2772</link>
			<pubDate>Sun, 11 Mar 2012 01:52:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2772</guid>
			<description><![CDATA[iyi geceler,böbrek nakliyle alakalı yazılar okuyunca bu siteye rastladım ve çok beğendim... Nişanlım böbrek hastası bunun için arkadaşlardan yardım almak istedim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[iyi geceler,böbrek nakliyle alakalı yazılar okuyunca bu siteye rastladım ve çok beğendim... Nişanlım böbrek hastası bunun için arkadaşlardan yardım almak istedim...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Herkese tekrar merhaba...]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2771</link>
			<pubDate>Fri, 02 Mar 2012 22:14:10 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2771</guid>
			<description><![CDATA[Kardeşlerim ben 4-5 ay önce hastaneye böbrek yetmezliği vakasıyla yatmıştım, kreatinim 13 civarlarındaydı, ve 3 kez diyalize bağlanmıştım, sonra böbrek kendiliğinden düzeldi... Ama o günleri unutmadım, sizleride unutmadım, ... Umarım en kısa zamanda salığınıza kavuşursunuz... Hayatımın sonuna kadarda unutmıcam, hepinize iyi dilekler yazmak için geldim, yapabileceğim birşey olursa seve seve yaparım(ankara) hepnize şifalı günler<img src="http://www.gencdiyaliz.com/forum/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kardeşlerim ben 4-5 ay önce hastaneye böbrek yetmezliği vakasıyla yatmıştım, kreatinim 13 civarlarındaydı, ve 3 kez diyalize bağlanmıştım, sonra böbrek kendiliğinden düzeldi... Ama o günleri unutmadım, sizleride unutmadım, ... Umarım en kısa zamanda salığınıza kavuşursunuz... Hayatımın sonuna kadarda unutmıcam, hepinize iyi dilekler yazmak için geldim, yapabileceğim birşey olursa seve seve yaparım(ankara) hepnize şifalı günler<img src="http://www.gencdiyaliz.com/forum/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ÖZÜRLÜ MEMUR SEÇME SINAVI DUYURUSU]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2770</link>
			<pubDate>Thu, 01 Mar 2012 19:23:00 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2770</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS6E5dj57A7SoECxrRy4q2eySD_m5CnvUkS1hbydEzmJ3Glp7oudA" border="0" alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcS6E5dj57A7SoECxrRy4q2...J3Glp7oudA&#93;" /><br />
<br />
Başvurular 03/10/2011 tarihli ve 28073 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren &#8220;Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Merkezi Sınav ve Kura Usulü Hakkında Yönetmelik&#8221; uyarınca Özürlü Memur Seçme Sınavı (ÖMSS) Merkezimiz tarafından<span style="font-weight: bold;"> 29 Nisan 2012 </span>tarihinde 81 il merkezinde yapılacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ÖMSS&#8217;ye; ortaöğretim kurumlarından, yükseköğretim ön lisans/lisans programlarından mezun olan</span> veya ÖMSS&#8217;nin yapıldığı yıl itibariyle mezun olabilecek durumda olan özürlü adaylar başvuracaklardır. Sınava girmesi gereken bu adaylariçin başvuru süresi<span style="font-weight: bold;">20 Şubat 2012 tarihinde başlayacak, 2 Mart 2012 tarihinde sona erecektir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kuraya; ilköğretim/ilkokul/ortaokul mezunu olan veya ÖMSS&#8217;nin yapıldığı yıl itibariyle mezun olabilecek durumda olan özürlü adaylar</span> başvuracaklardır. Bu adaylar sınava girmeyecek, sadece kuraya katılmak için başvuru yapacaklardır. Sadece kuraya katılmak için başvuru yapacak adaylar için <span style="font-weight: bold;">başvuru süresi 14 Mayıs 2012 tarihinde başlayacak, 25 Mayıs 2012</span> tarihinde sona erecektir.<br />
<br />
Tüm adayların başvuru yapmak için ÖSYM Başvuru Merkezlerine gelmeden önce, bulunduğu adres ilindeki (varsa adres ilçesinde) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğünden başvuru yapacağı özür grubunu belirtir onaylı Ön Kabul ve Taahhüt Beyanı belgesini, kendileri için yukarıda belirtilen süreler içinde almaları gerekmektedir.<br />
<br />
Ortaöğretim Kurumu (Okulu) Müdürlükleri ve ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticilikleri ÖMSS&#8217;de ÖSYM Başvuru Merkezi olarak görev yapacaklardır.<br />
<br />
2012-ÖMSS Kılavuzu, ÖSYM'nin <a href="http://www.osym.gov.tr" target="_blank">http://www.osym.gov.tr</a> İnternet adresinden yayımlanmıştır. Sınava ilişkin başvuru, başvuru koşulları, sınav, değerlendirme, yerleştirme ve kuraya başvuracaklar ile ilgili kurallar ve işlemler, 2012-ÖMSS Kılavuzunda yer almaktadır. ÖMSS&#8217;ye ve kuraya başvuracak adayların bu Kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.<br />
<br />
<a href="http://ilan.memurlar.net/common/documents/3833/1-2012omsskilavuzyeni1722012.pdf" target="_blank">KILAVUZ İÇİN TIKLAYINIZ</a><br />
<br />
<a href="http://ilan.memurlar.net/common/documents/3833/2-basvuruda-adaylarin-izleyecegi-yol.pdf" target="_blank"><br />
Başvuruda Adayların İzleyeceği Yol</a><br />
<br />
<a href="http://ilan.memurlar.net/common/documents/3833/3-2012-omss-kuraya-katilacak-adaylarin-dikkatine.pdf" target="_blank">ÖMSS/Kuraya Katılacak Adayların Dikkatine</a><br />
<br />
<a href="http://ilan.memurlar.net/common/documents/3833/4-2012-ozurlu-memur-secme-sinavi-omss-aday-basvuru-formu.pdf" target="_blank">Aday Başvuru Formu</a><br />
<br />
<a href="http://ilan.memurlar.net/common/documents/3833/5-2012-ozurlu-memur-secme-sinavi-omss-basvuru-merkezleri.pdf" target="_blank">Başvuru Merkezleri</a><br />
<br />
<a href="http://www.osym.gov.tr/dosya/1-59221/h/2012-ozurlu-memur-secme-sinavi-omss-ortaogretimkurumlar-.pdf" target="_blank">Orta Öğretim Kurumları Kitapçığı</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS6E5dj57A7SoECxrRy4q2eySD_m5CnvUkS1hbydEzmJ3Glp7oudA" border="0" alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcS6E5dj57A7SoECxrRy4q2...J3Glp7oudA]" /><br />
<br />
Başvurular 03/10/2011 tarihli ve 28073 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren &#8220;Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Merkezi Sınav ve Kura Usulü Hakkında Yönetmelik&#8221; uyarınca Özürlü Memur Seçme Sınavı (ÖMSS) Merkezimiz tarafından<span style="font-weight: bold;"> 29 Nisan 2012 </span>tarihinde 81 il merkezinde yapılacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ÖMSS&#8217;ye; ortaöğretim kurumlarından, yükseköğretim ön lisans/lisans programlarından mezun olan</span> veya ÖMSS&#8217;nin yapıldığı yıl itibariyle mezun olabilecek durumda olan özürlü adaylar başvuracaklardır. Sınava girmesi gereken bu adaylariçin başvuru süresi<span style="font-weight: bold;">20 Şubat 2012 tarihinde başlayacak, 2 Mart 2012 tarihinde sona erecektir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kuraya; ilköğretim/ilkokul/ortaokul mezunu olan veya ÖMSS&#8217;nin yapıldığı yıl itibariyle mezun olabilecek durumda olan özürlü adaylar</span> başvuracaklardır. Bu adaylar sınava girmeyecek, sadece kuraya katılmak için başvuru yapacaklardır. Sadece kuraya katılmak için başvuru yapacak adaylar için <span style="font-weight: bold;">başvuru süresi 14 Mayıs 2012 tarihinde başlayacak, 25 Mayıs 2012</span> tarihinde sona erecektir.<br />
<br />
Tüm adayların başvuru yapmak için ÖSYM Başvuru Merkezlerine gelmeden önce, bulunduğu adres ilindeki (varsa adres ilçesinde) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğünden başvuru yapacağı özür grubunu belirtir onaylı Ön Kabul ve Taahhüt Beyanı belgesini, kendileri için yukarıda belirtilen süreler içinde almaları gerekmektedir.<br />
<br />
Ortaöğretim Kurumu (Okulu) Müdürlükleri ve ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticilikleri ÖMSS&#8217;de ÖSYM Başvuru Merkezi olarak görev yapacaklardır.<br />
<br />
2012-ÖMSS Kılavuzu, ÖSYM'nin <a href="http://www.osym.gov.tr" target="_blank">http://www.osym.gov.tr</a> İnternet adresinden yayımlanmıştır. Sınava ilişkin başvuru, başvuru koşulları, sınav, değerlendirme, yerleştirme ve kuraya başvuracaklar ile ilgili kurallar ve işlemler, 2012-ÖMSS Kılavuzunda yer almaktadır. ÖMSS&#8217;ye ve kuraya başvuracak adayların bu Kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.<br />
<br />
<a href="http://ilan.memurlar.net/common/documents/3833/1-2012omsskilavuzyeni1722012.pdf" target="_blank">KILAVUZ İÇİN TIKLAYINIZ</a><br />
<br />
<a href="http://ilan.memurlar.net/common/documents/3833/2-basvuruda-adaylarin-izleyecegi-yol.pdf" target="_blank"><br />
Başvuruda Adayların İzleyeceği Yol</a><br />
<br />
<a href="http://ilan.memurlar.net/common/documents/3833/3-2012-omss-kuraya-katilacak-adaylarin-dikkatine.pdf" target="_blank">ÖMSS/Kuraya Katılacak Adayların Dikkatine</a><br />
<br />
<a href="http://ilan.memurlar.net/common/documents/3833/4-2012-ozurlu-memur-secme-sinavi-omss-aday-basvuru-formu.pdf" target="_blank">Aday Başvuru Formu</a><br />
<br />
<a href="http://ilan.memurlar.net/common/documents/3833/5-2012-ozurlu-memur-secme-sinavi-omss-basvuru-merkezleri.pdf" target="_blank">Başvuru Merkezleri</a><br />
<br />
<a href="http://www.osym.gov.tr/dosya/1-59221/h/2012-ozurlu-memur-secme-sinavi-omss-ortaogretimkurumlar-.pdf" target="_blank">Orta Öğretim Kurumları Kitapçığı</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[MASA ÜSTÜ BİLGİSAYAR VE LAPTOP KULLANAN HERKES İZLESİN LÜTFEN..]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2769</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 19:35:43 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2769</guid>
			<description><![CDATA[<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/6Xe1Bc1Y3M0' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/6Xe1Bc1Y3M0' /><param name='wmode' value='transparent' /></object>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/6Xe1Bc1Y3M0' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/6Xe1Bc1Y3M0' /><param name='wmode' value='transparent' /></object>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dikkat! Bu tedavilere ücret yok]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2768</link>
			<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 22:04:52 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2768</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR1uRbesskjMdnx3MPI6Bq7xW_OxYMMlfp8yOzbeeH4pSHkDDEqdw" border="0" alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcR1uRbesskjMdnx3MPI6Bq...pSHkDDEqdw&#93;" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Sosyal güvenlik reformları kapsamında, pek çok sağlık hizmeti ücretsiz. Ancak hastalar hâlâ boşuna fatura ödüyor.<br />
</span><br />
<br />
Sağlık Bakanlığı&#8217;nın imza attığı sosyal güvenlik reformları &#8216;hasta haklarında&#8217; yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Özel hastanelerde bile birçok konuda ücretsiz tedavinin yolu açıldı. Ancak bir taraftan ilgisizlik, diğer taraftan yetkili makamlarca yapılan yetersiz bilgilendirme nedeniyle hastalar haklarından bihaber. <br />
 <br />
Birçok sağlık kuruluşunda hastalar neredeyse bedavaya yaptıracakları tedaviler için ağır faturalar ödemek zorunda kalıyor. Aslında hastalar için trafik kazalarından, hamileliğe, acil müdaheleden, tüp bebek tedavisine kadar devlet tarafından tanınan haklar mevcut.<br />
Hakların bilinmesi sistemi de rahatlatır <br />
 <br />
Türkiye&#8217;de hasta haklarının bilinmediğini belirten Hasta Aktivistleri Derneği Başkanı Orhan Demir, &#8220;Bunun da ceremesini yine hastaların kendisi çekiyor. Bu konuda devletin bilgilendirmeleri de yetersiz. Vatandaşın haklarını bilerek hizmet alması sistemin de daha rahat işlemesini sağlayacaktır&#8221; açıklamasını yaptı. <br />
 <br />
Vatandaşın sahip olduğu haklardan biri olan hamilelik dönemini örnek vererek hasta hakları konusunda açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sosyal Güvenlik Uygulamaları Daire Başkan Vekili İsmail Serdaroğlu, &#8220;SGK, yeni yıl itibarıyla geçilen Genel Sağlık Sigortası kapsamında, 5510 sayılı yasaya istinaden analık halinde prim borcu olsun olmasın herkesin sağlıkla ilgili harcamalarını karşılıyor. Yasada yer alan 63. ve 67. maddelere göre devlet analık halindeki muayene, tektik, tahlil ve testlerin masraflarını öder. Ama devlet özel hastanelerin, statülerine göre aldığı yüzde 30 ile, yüzde 70 arasındaki muayene ve tedavi farkını ödemekte yükümlü değil. Hasta özel hastaneyi tercih ederse aradaki farkı ödemesi normal ve ona kalmış bir şey&#8221; diye konuştu.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Gelir testi beyanından muaf olduklarını bilmiyorlar </span><br />
 <br />
Son günlerin en çok konuşulan konusu Genel Sağlık Sigortası (GSS) hakkında da vatandaş tam bir bilgi sahibi değil. GSS hakkına sahip olmak için, gelir tespit testi yaptırılması ve kayıt yaptırılması gerekiyor. Bunun için de bir süredir kaymakamlıklarda uzun kuyruklar oluştu. <br />
 <br />
Belirtilen son tarihe kadar birçok kişinin beyanda bulunamamış olmasından dolayı da Bakanlık ek bir süre tanıyarak Mart ayı sonuna kaydırdı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin &#8220;İlk birkaç gün içerisinde sisteme büyük bir baskı oldu. Şu anda işlemler çok hızlı devam ediyor&#8221;dedi. <br />
 <br />
Ancak birçok vatandaş yeterli bilgiye sahip olmadığı için kuyruklarda zaman kaybına uğradı. Devletten 65 yaş maaşı veya engelli maaşı bulunanlar, işsizlik sigortasından para alanlar, yeşilkart sahipleri, sığınmacılar, harp malulleri, köy korucuları ve muhtarlarının gelir tespit beyanına gerek yok.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Yeni doğan yoğun bakımı ücretsiz </span><br />
 <br />
Yeni doğan yoğun bakımı sağlık sektöründeki en masraflı tedaviler arasında yer alıyor. Özel hastanelerde çıkan faturalar oldukça yüklü oluyor. Ancak yeni doğan yoğun bakımı tamamen SGK kapsamında, hastanelere bir ücret ödenmemesi gerekiyor. Çünkü SGK, &#8220;Yenidoğan bebeklerin tüm küvez (ne kadar kalırsa kalsın), operasyon tetkik tedavi ilaç gibi aklınıza gelebilecek tüm müdahelelerde kesinlikle para alınamaz&#8221; diyor. Bu haktan haberdar olmayıp ödeme yapanların yapması gereken şey ise hastaneye itirazda bulunmak ve SGK&#8217;ya tedavi dosyalarınızla başvuruda bulunmak. Bakanlık, aksi durumda hastanelere cezai yaptırımlar uyguluyor.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">TRAFİK KAZALARINDA TÜM TEDAVİ BEDAVA</span><br />
 <br />
Kamu, üniversite ve özel hastanelerde, trafik kazası geçirmiş kişilere verilen sağlık hizmetinin tamamı bedava. <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Kalp krizinde hastane faturası düşünmeyin </span><br />
 <br />
Kalp krizi, yoğun bakım, yanık, kanserle ilgili kemoterapi, radyoterapi, izotop tedavisi, organ, doku ve hücre nakilleri, diyaliz, ciddi kanamalı yaralanmalar gibi acil durum tedavilerinde de hastaların ellerini ceplerine atmaması gerekiyor. Bu durum sadece kamu ve üniversite hastanelerinde değil özel hastaneler de geçerli. Ancak hasta stabil hale gelip acil durum halinden çıktıktan sonraki tedavi süreci özel hastanede ücretlendiriliyor.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Hamileler muayene ve tetkik ücretlerinden muaf<br />
 </span><br />
9 ay boyunca sürecek düzenli muyaneler ve tetkikler nedeniyle hamilelik en masraflı süreçlerden biri. Artık hamilelik sürecindeki hastane harcamalarını düşünmeye gerek yok. Çünkü Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında yapılan düzenleme ile hamileler artık kamu hastanelerinde muayene, tedavi ve tetkik farkı parası ödemiyor. Bunların ücretsiz yapılması gerekiyor.<br />
Genel Sağlık Sigortası kapsamında sayılanlar <br />
 <br />
Kamu idarelerinde çalışanlar, köy ve mahalle muhtarları, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar, isteğe bağlı sigortalı olan kişiler, yeşilkartlılar, sığınmacılar, 65 yaş aylığı alanlar, SHÇEK Kanunu hükümlerine göre korunma hizmetlerinden ücretsiz faydalananlar, harp malüllüğü aylığı alanlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar, geçici köy korucuları, oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülkede sigortalılığı olmayanlar, İşsizlik Kanunu&#8217;na göre işsizlik ödeneği alanların gelir testi beyanında bulunmasına gerek yok.<br />
Kimler sağlık hizmetlerinden koşulsuz yararlanabilir <br />
 <br />
18 yaşını doldurmamış olanlar, tıbben başkasının bakımına muhtaç olanlar, acil kapsamındaki haller, iş kazası ile meslek hastalığı olanlar, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalığı olanlar, koruyucu sağlık hizmetleri ile madde bağımlılığını önlemeye yönelik sağlık hizmetleri her vatandaşa ücretsiz olarak veriliyor.<br />
<br />
kaynak: mynethaber <a href="http://haber.mynet.com/dikkat-bu-tedavilere-ucret-yok-616419-guncel" target="_blank">http://haber.mynet.com/dikkat-bu-tedavil...419-guncel</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR1uRbesskjMdnx3MPI6Bq7xW_OxYMMlfp8yOzbeeH4pSHkDDEqdw" border="0" alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcR1uRbesskjMdnx3MPI6Bq...pSHkDDEqdw]" /><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Sosyal güvenlik reformları kapsamında, pek çok sağlık hizmeti ücretsiz. Ancak hastalar hâlâ boşuna fatura ödüyor.<br />
</span><br />
<br />
Sağlık Bakanlığı&#8217;nın imza attığı sosyal güvenlik reformları &#8216;hasta haklarında&#8217; yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Özel hastanelerde bile birçok konuda ücretsiz tedavinin yolu açıldı. Ancak bir taraftan ilgisizlik, diğer taraftan yetkili makamlarca yapılan yetersiz bilgilendirme nedeniyle hastalar haklarından bihaber. <br />
 <br />
Birçok sağlık kuruluşunda hastalar neredeyse bedavaya yaptıracakları tedaviler için ağır faturalar ödemek zorunda kalıyor. Aslında hastalar için trafik kazalarından, hamileliğe, acil müdaheleden, tüp bebek tedavisine kadar devlet tarafından tanınan haklar mevcut.<br />
Hakların bilinmesi sistemi de rahatlatır <br />
 <br />
Türkiye&#8217;de hasta haklarının bilinmediğini belirten Hasta Aktivistleri Derneği Başkanı Orhan Demir, &#8220;Bunun da ceremesini yine hastaların kendisi çekiyor. Bu konuda devletin bilgilendirmeleri de yetersiz. Vatandaşın haklarını bilerek hizmet alması sistemin de daha rahat işlemesini sağlayacaktır&#8221; açıklamasını yaptı. <br />
 <br />
Vatandaşın sahip olduğu haklardan biri olan hamilelik dönemini örnek vererek hasta hakları konusunda açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sosyal Güvenlik Uygulamaları Daire Başkan Vekili İsmail Serdaroğlu, &#8220;SGK, yeni yıl itibarıyla geçilen Genel Sağlık Sigortası kapsamında, 5510 sayılı yasaya istinaden analık halinde prim borcu olsun olmasın herkesin sağlıkla ilgili harcamalarını karşılıyor. Yasada yer alan 63. ve 67. maddelere göre devlet analık halindeki muayene, tektik, tahlil ve testlerin masraflarını öder. Ama devlet özel hastanelerin, statülerine göre aldığı yüzde 30 ile, yüzde 70 arasındaki muayene ve tedavi farkını ödemekte yükümlü değil. Hasta özel hastaneyi tercih ederse aradaki farkı ödemesi normal ve ona kalmış bir şey&#8221; diye konuştu.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Gelir testi beyanından muaf olduklarını bilmiyorlar </span><br />
 <br />
Son günlerin en çok konuşulan konusu Genel Sağlık Sigortası (GSS) hakkında da vatandaş tam bir bilgi sahibi değil. GSS hakkına sahip olmak için, gelir tespit testi yaptırılması ve kayıt yaptırılması gerekiyor. Bunun için de bir süredir kaymakamlıklarda uzun kuyruklar oluştu. <br />
 <br />
Belirtilen son tarihe kadar birçok kişinin beyanda bulunamamış olmasından dolayı da Bakanlık ek bir süre tanıyarak Mart ayı sonuna kaydırdı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin &#8220;İlk birkaç gün içerisinde sisteme büyük bir baskı oldu. Şu anda işlemler çok hızlı devam ediyor&#8221;dedi. <br />
 <br />
Ancak birçok vatandaş yeterli bilgiye sahip olmadığı için kuyruklarda zaman kaybına uğradı. Devletten 65 yaş maaşı veya engelli maaşı bulunanlar, işsizlik sigortasından para alanlar, yeşilkart sahipleri, sığınmacılar, harp malulleri, köy korucuları ve muhtarlarının gelir tespit beyanına gerek yok.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Yeni doğan yoğun bakımı ücretsiz </span><br />
 <br />
Yeni doğan yoğun bakımı sağlık sektöründeki en masraflı tedaviler arasında yer alıyor. Özel hastanelerde çıkan faturalar oldukça yüklü oluyor. Ancak yeni doğan yoğun bakımı tamamen SGK kapsamında, hastanelere bir ücret ödenmemesi gerekiyor. Çünkü SGK, &#8220;Yenidoğan bebeklerin tüm küvez (ne kadar kalırsa kalsın), operasyon tetkik tedavi ilaç gibi aklınıza gelebilecek tüm müdahelelerde kesinlikle para alınamaz&#8221; diyor. Bu haktan haberdar olmayıp ödeme yapanların yapması gereken şey ise hastaneye itirazda bulunmak ve SGK&#8217;ya tedavi dosyalarınızla başvuruda bulunmak. Bakanlık, aksi durumda hastanelere cezai yaptırımlar uyguluyor.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">TRAFİK KAZALARINDA TÜM TEDAVİ BEDAVA</span><br />
 <br />
Kamu, üniversite ve özel hastanelerde, trafik kazası geçirmiş kişilere verilen sağlık hizmetinin tamamı bedava. <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Kalp krizinde hastane faturası düşünmeyin </span><br />
 <br />
Kalp krizi, yoğun bakım, yanık, kanserle ilgili kemoterapi, radyoterapi, izotop tedavisi, organ, doku ve hücre nakilleri, diyaliz, ciddi kanamalı yaralanmalar gibi acil durum tedavilerinde de hastaların ellerini ceplerine atmaması gerekiyor. Bu durum sadece kamu ve üniversite hastanelerinde değil özel hastaneler de geçerli. Ancak hasta stabil hale gelip acil durum halinden çıktıktan sonraki tedavi süreci özel hastanede ücretlendiriliyor.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Hamileler muayene ve tetkik ücretlerinden muaf<br />
 </span><br />
9 ay boyunca sürecek düzenli muyaneler ve tetkikler nedeniyle hamilelik en masraflı süreçlerden biri. Artık hamilelik sürecindeki hastane harcamalarını düşünmeye gerek yok. Çünkü Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında yapılan düzenleme ile hamileler artık kamu hastanelerinde muayene, tedavi ve tetkik farkı parası ödemiyor. Bunların ücretsiz yapılması gerekiyor.<br />
Genel Sağlık Sigortası kapsamında sayılanlar <br />
 <br />
Kamu idarelerinde çalışanlar, köy ve mahalle muhtarları, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar, isteğe bağlı sigortalı olan kişiler, yeşilkartlılar, sığınmacılar, 65 yaş aylığı alanlar, SHÇEK Kanunu hükümlerine göre korunma hizmetlerinden ücretsiz faydalananlar, harp malüllüğü aylığı alanlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar, geçici köy korucuları, oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülkede sigortalılığı olmayanlar, İşsizlik Kanunu&#8217;na göre işsizlik ödeneği alanların gelir testi beyanında bulunmasına gerek yok.<br />
Kimler sağlık hizmetlerinden koşulsuz yararlanabilir <br />
 <br />
18 yaşını doldurmamış olanlar, tıbben başkasının bakımına muhtaç olanlar, acil kapsamındaki haller, iş kazası ile meslek hastalığı olanlar, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalığı olanlar, koruyucu sağlık hizmetleri ile madde bağımlılığını önlemeye yönelik sağlık hizmetleri her vatandaşa ücretsiz olarak veriliyor.<br />
<br />
kaynak: mynethaber <a href="http://haber.mynet.com/dikkat-bu-tedavilere-ucret-yok-616419-guncel" target="_blank">http://haber.mynet.com/dikkat-bu-tedavil...419-guncel</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akut böbrek yetmezliği nasıl tedavi edilir?]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2767</link>
			<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 21:54:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2767</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://www.uzmantv.com/akut-bobrek-yetmezligi-nasil-tedavi-edilir" target="_blank">http://www.uzmantv.com/akut-bobrek-yetme...avi-edilir</a><br />
<a href="http://www.uzmantv.com/akut-bobrek-yetmezligi-nasil-tedavi-edilir" target="_blank"><br />
<img src="http://i90.photobucket.com/albums/k256/gencdiyaliz/akut.jpg" border="0" alt="[Resim: akut.jpg&#93;" /></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://www.uzmantv.com/akut-bobrek-yetmezligi-nasil-tedavi-edilir" target="_blank">http://www.uzmantv.com/akut-bobrek-yetme...avi-edilir</a><br />
<a href="http://www.uzmantv.com/akut-bobrek-yetmezligi-nasil-tedavi-edilir" target="_blank"><br />
<img src="http://i90.photobucket.com/albums/k256/gencdiyaliz/akut.jpg" border="0" alt="[Resim: akut.jpg]" /></a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Önemli bir hatırlatma]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2766</link>
			<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 19:49:46 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2766</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcToe_0UdFs1Bgb3F9HK7QBT-8SwBDjT3o3J8dvujBp_YvAG38dEsWseKqB2" border="0" alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcToe_0UdFs1Bgb3F9HK7QB...dEsWseKqB2&#93;" /><br />
 <br />
Uludağ'da genç bir kayakçının ölümüyle sonuçlanan olayda Ceptelefonu Şirketi, Telekomünikasyon Kurumu kurallarından olan; "konum bilgileri sadece savcılık talebi halinde verilebilir, şahıslara veya başka kurumlara verilemez" kuralı gereğince bilgi veremediği ve bürokratik işlemlerin uzaması nedeniyle genç kayakçının ölümü sonrasında suçlanmıştı.<br />
<br />
Durumu değerlendiren Ceptelefonu şirketleri, mevcut kuralı çiğnemeden duruma çözüm aramış ve aşağıdaki düzenlemeyi hayata geçirmiş bulunmaktadır.. <br />
Bütün Ceptelefonu aboneleri'nin bilmesi gerektiğini düşünerek paylaşıyorum...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ceptelefonu abonelerine bir servis yapıldı. <br />
<br />
Şu an aktif.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Herhangi bir şekilde kaybolan kişi; NEREDEYIM(neredeyim) yazıp 7777 numarasına mesaj gönderirse, kendisine BULUNDUGU YER GAYET AYDINLATICI BIR SEKILDE mesaj olarak gönderiliyor.</span> <br />
<br />
Normalde 2sms/4 kontör. Fakat kontörünüz olmasa da mesaj gönderiliyor.<br />
Tüm Ceptelefonu abonelerinin bilmesinde fayda var. Lütfen mümkün olduğunca dağıtalım. <br />
<br />
KAYBOLMAK veya en yakın polise, jandarmaya veya sağlık kuruluşuna acil ihtiyaç olabilir. <br />
<br />
Hepimizin başına gelebilecek bir olaydır...<br />
<br />
Cep T elefonuna Gelen Cevap Mesaj Örneği; <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
BULUNDUGUNUZ BOLGE: </span><br />
Istanbul,Kadikoy,Icerenkoy, Karaman Ciftlik Yolu caddesi <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">COGRAFI KONUMUNUZ: </span><br />
(40 derece 58 dk 44 sn Kuzey, 29 derece 06 dk 22 sn Dogu) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SIZE EN YAKIN NOKTALAR: </span><br />
Tem Polis Buro Amirligi 103 m (+902164104113), <br />
Ozel Avicenna Hastanesi 225 m (+902165741000), <br />
Infotech Bilisim ve Iletisim Teknolojileri .S. 32 m(+902165740505) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Polis Imdat 155, Alo Jandarma 156, Hizir Acil ! 112, Itfaiye 110 </span><br />
<br />
Tüm listenizdeki arkadaşlarınıza bu maili gönderin lütfen,hiçbir zaman ihtiyacınız olmaması dileğiyle]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcToe_0UdFs1Bgb3F9HK7QBT-8SwBDjT3o3J8dvujBp_YvAG38dEsWseKqB2" border="0" alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcToe_0UdFs1Bgb3F9HK7QB...dEsWseKqB2]" /><br />
 <br />
Uludağ'da genç bir kayakçının ölümüyle sonuçlanan olayda Ceptelefonu Şirketi, Telekomünikasyon Kurumu kurallarından olan; "konum bilgileri sadece savcılık talebi halinde verilebilir, şahıslara veya başka kurumlara verilemez" kuralı gereğince bilgi veremediği ve bürokratik işlemlerin uzaması nedeniyle genç kayakçının ölümü sonrasında suçlanmıştı.<br />
<br />
Durumu değerlendiren Ceptelefonu şirketleri, mevcut kuralı çiğnemeden duruma çözüm aramış ve aşağıdaki düzenlemeyi hayata geçirmiş bulunmaktadır.. <br />
Bütün Ceptelefonu aboneleri'nin bilmesi gerektiğini düşünerek paylaşıyorum...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ceptelefonu abonelerine bir servis yapıldı. <br />
<br />
Şu an aktif.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Herhangi bir şekilde kaybolan kişi; NEREDEYIM(neredeyim) yazıp 7777 numarasına mesaj gönderirse, kendisine BULUNDUGU YER GAYET AYDINLATICI BIR SEKILDE mesaj olarak gönderiliyor.</span> <br />
<br />
Normalde 2sms/4 kontör. Fakat kontörünüz olmasa da mesaj gönderiliyor.<br />
Tüm Ceptelefonu abonelerinin bilmesinde fayda var. Lütfen mümkün olduğunca dağıtalım. <br />
<br />
KAYBOLMAK veya en yakın polise, jandarmaya veya sağlık kuruluşuna acil ihtiyaç olabilir. <br />
<br />
Hepimizin başına gelebilecek bir olaydır...<br />
<br />
Cep T elefonuna Gelen Cevap Mesaj Örneği; <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
BULUNDUGUNUZ BOLGE: </span><br />
Istanbul,Kadikoy,Icerenkoy, Karaman Ciftlik Yolu caddesi <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">COGRAFI KONUMUNUZ: </span><br />
(40 derece 58 dk 44 sn Kuzey, 29 derece 06 dk 22 sn Dogu) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SIZE EN YAKIN NOKTALAR: </span><br />
Tem Polis Buro Amirligi 103 m (+902164104113), <br />
Ozel Avicenna Hastanesi 225 m (+902165741000), <br />
Infotech Bilisim ve Iletisim Teknolojileri .S. 32 m(+902165740505) <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Polis Imdat 155, Alo Jandarma 156, Hizir Acil ! 112, Itfaiye 110 </span><br />
<br />
Tüm listenizdeki arkadaşlarınıza bu maili gönderin lütfen,hiçbir zaman ihtiyacınız olmaması dileğiyle]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Salvador Dali &#x26; Walt Disney (2003) - Destino - (Janelle Monae - Sir Greendown)]]></title>
			<link>http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2765</link>
			<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 13:40:08 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gencdiyaliz.com/forum/showthread.php?tid=2765</guid>
			<description><![CDATA[<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/ve9hixWllng' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/ve9hixWllng' /><param name='wmode' value='transparent' /></object>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<object width='425' height='350' data='http://www.youtube.com/v/ve9hixWllng' type='application/x-shockwave-flash'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/ve9hixWllng' /><param name='wmode' value='transparent' /></object>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
